![]() |
||
| | Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | | www.netyorum.com | |
|
Eğlence 04.05.2000 - netyorum.com / Sayı: 19
5 Belçikalı bir Audi Quatro ile Fransız sınırına gelmişler. Fransız sınır görevlisi aracı durdurmuş ve "Bir Audi Quatro'ya 5 kişi binmek yasaktır" demiş. Araç sürücüsü "Yanlış anladınız. Bu aracın sadece adı quatro, araç ruhsatına bakarsanız, araç 5 kişi taşıma kapasiteli" diye cevap vermiş. Görevli "Kesinlikle olmaz. Quatro 4 demektir" diye cevaplamış. "Ne kadar salaksınız" diye söylenmiş sürücü ve eklemiş "müdürünüzle görüşebilirmiyim?" Görevli "Şimdi gelemez. Bir Fiat Uno'ya binen 2 gençle uğraşıyor." "Üç Dilek" Golf meraklısı Bayan Smith,kaybolan topunu aramak için ormanın derinliklerine doğru ilerlerken, yolda tuzağa düşmüş bir kurbağa görmüş. Kurbağa "Bayan, beni bu tuzaktan kurtarırsanız 3 dileğinizi hemen yerine getireceğim" demiş. Bayan Smith kurbağayı kurtarıp avucunun içine almış. "Az kalsın söylemeyi unutuyordum" dedi kurbağa, "Dilediğiniz şey ne olursa olsun, kocanız bunun 10 kat fazlasına sahip olacak" Bayan Smith "Öncelikle dünyanın en güzel kadını olmak istiyorum" dedi. Kurbağa kadını uyardı. "Unutmayın ki, kocanız da dünyanın en yakışıklısı olacak" "Önemli değil. En güzel kadını da ben olacağıma göre yine benimle evlenecektir" dedi ve devam etti, "İkinci olarak, dünyanın en zengin kadını olmak istiyorum". Kurbağa şaşkınlığını gizleyemedi. "Kocanızın sizden 10 kat daha zengin olmasına razısınız demek ki " dedi. "Evet. O benim kocam. Mallarımızı ve paramızı ortak olarak paylaşacağız" Sıra üçüncü ve son dileğe gelmişti. Hiç düşünmeden atıldı Bayan Smith, "Şimdi de hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum!" "Bağış" Yardım derneklerinden birisinde çalışan yetkili kayıtlarına bakarken şehrin en zenginleri sıralamasında adı geçen kişinin hiçbir zaman yardımda bulunmadığını fark etmiş. Bunun üzerine telefon açarak, yardım edip edemeyeceğini öğrenmeye karar vermiş. Yetkili zengin kişiye; "Beyefendi, bildiğimiz kadarı ile yıllık kazancınız çok yüksek. Ancak hiç bağış yapmamışsınız hayır kurumlarına" demiş. Telefonu yanıtlayan zengin; "Araştırmalarınız annemin iki senedir ölümcül bir hastalığın pençesinde olduğunu ve tedavisi için gereken harcamanın yıllık gelirini dahi geçtiğini gösteriyor mu?" Yetkili şaşırmış ve "Hayır..." Zengin devam etmiş; "Kardeşimin bir kaza sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum, gözlerinin görmediğini de bilmiyor musunuz?" Yetkili; "Maalesef. Çok üzüldüm" demeye çalışırken, Zengin sözünü kesmiş ve "Kızkardeşimin kocasının geçen sene uğradığı bir iş kazasında öldüğünü ve geride parasız üç çocuk bıraktığını da mı duymadınız?" Yetkili yutkunarak; "Hiç bir bilgim yoktu. Özür dilerim" derken, Zengin; "Peki, ben onlara hiç yardımda bulunmazken, niçin hayır kurumlarına bağışta bulunayım". "Bilen birisi" Adamın birisi şehirlerarası yolcu taşımacılığında kullanmak üzere Ford minibüs satın alır. İlk sefere çıkacağı gün çok heyecanlıdır. Yolcuları tepeleme doldurur ve yola çıkar. Fakat minibüsü öyle hızlı kullanmaktadır ki, minibüsün en arka koltuğunda oturan 60 yaşlarında bir amca şöföre; "Yavrum biraz yavaş gitsene kaza yapacaksın" deyince şöför heyecanla; "Beybaba, sen Ford minibüsü bilir misin?" der. İhtiyar adam; "Hayır bilmiyorum" deyince şöför; "O zaman otur yerine bir daha işime karışma" der. Neyse seyahat bu şekilde devam eder. İIleride keskin bir virajdan 120 Km hızla dönünce uçuruma yuvarlanmaktan son anda kurtulurlar. Bu arada minibüsteki yolculardan orta sıralarda oturmakta olan orta yaşlı bir kadın "Şöför Bey, rica ederim yavaş git, evde çoluk çocuğumuz bekliyor" deyince şöför kadına "Abla, sen Ford minibüsü bilir misin?" deyince kadın; "Hayır. Nereden bileyim?" der. Şöför bunun üzerine "O zaman sus, bana müdahale etme" der. Yola devam ederler. Artık minibüs o kadar süratli gitmektedir ki herkesin yüreği ağzında şöförün insafa gelmesini beklemektedir. Şöförün sağında oturan adam dayanamayıp; "Şöför Bey, yavaş gitsene. Canına mı susadin?" deyince şöför yine; " Abi, sen Ford minibüsü bilir misin?" deyince Adam; "Evet ulan. Biliyorum ne olacak!" der. Bunun üzerine şöför heyecan içerisinde, "İyi. O zaman çabuk söyle bunun freni nerede?" "Kıvrak Zeka" Bir süper markette müşterilerden biri satıcıyla tartışır. Müşteri "Efendim, hayvanın biri yarım kivi
almak istiyor" der demez bir de Müdür; "Tamam. Bir mesele yok o zaman" der. Bir kaç dakika sonra müdür tezgahtarı yanına çağırtır. "Aferin, sen çok zeki birisin, düştüğün kötü durumdan kıvrak zekanla kurtulmayı bildin, tebrik ederim. Nerelisin sen?" der. "Yeni zelandalıyım efendim" "Amerika'ya niye geldin?" "Yeni zelanda cazip bir yer değil. Orada insanlar ya hayat kadını ya da ragbi oyuncusudur". "Benim karım da Yeni zelanda'lı" der müdür. "Karınız hangi takımda oynuyor efendim?"
|
||||||||||||||||
|
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye |