| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

17.01.2002 Cengiz Özder - netyorum.com / Sayı: 100

DEVLET BENİM

Aralık ayı başlarında yapılan madencilik kongresinden basına yansıyan bir tartışmayı not almışım. Sizler için bu konuyu yazıya dökerek, üzerinde biraz düşünmenizi talep ediyorum.

Kongre esnasında bir tartışma oluyor basına yansıyan, belki hatırlarsınız:

Devletin bor madeni tekelini elinde tutan Eti Holding yöneticileri ile, bu şirketin uyguladığı fiyat politikaları ile artık ayakta kalma şansı kalmamış olan bir özel yatırımcı tartışıyorlar. Özel sektör tarafının kamu şirketi yöneticilerine yönelttiği eleştiri; kamu tarafınca; herhalde makul bir cevap veremediklerinden olacak: "Ben devletim, istediğimi yaparım, istediğimi söylerim" şeklinde yanıtlanıyor.

Haydi bakalım! Külhan ağzıyla "buyur buradan yak" derler ya, işte tam bu durum için söylenecek söz!!!

14.Louis’nin ünlü sözü "Devlet Benim" sözünü hatırladım, doğal olarak.

Hey, biz bu Cumhuriyeti 80 sene önce kurmadık mı?

Yönetici-tebaa ilişkisini toplum olarak geride bıraktığımızı zannediyorduk, biz.

Halbuki ne görüyoruz; atanmış yöneticiler meğerse devletin gücünü, halkın üzerinde olmak için kullanmakta, sakınca görmezlermiş!
Bu örnek tekil olarak algılanmamalı. Korkarım ki bu zihniyetin kamuoyuna yansımayan çok sayıda tezahürü olmalıdır. İşte bu durum beni bir ölçüde kaygılandırdı.

Demek ki bazı bürokratlar, devletin gücünü kullanmak konusunda kendi işlerine geldiği şekilde davranıyor olabilirler. Halbuki en üstteki seçilmiş yöneticilerin böyle politikaları olduğunu hiç kimse söyleyemez. Hatırlayın; geçmişte konuşma adabına sahip olmayan halktan bir kişiye karsı sabır gösteremeyip, tokatlayan bir vali, pasif bir göreve alınmıştı.

Halkımızın da bazı temel haklarını yeterince sindirmemiş olduğunu inkar edemeyiz.

Bürokratlar da bu halkın içinden çıkmıyorlar mı?

Kendimize iyi örnekler bulmalıyız.

Kuzey Avrupa ülkelerinde yöneticilere bakınız, devletin imkanlarını kullanmakta ne kadar tutumlu davranırlar! Değil makam arabaları, özel şöförler; işlerine halkla birlikte toplu taşıma aracı ile giden yöneticiler görürsünüz.

Acaba bizde; bunca şatafat sadece güvenlik gereğinden midir?

Sonra, bürokrat illa da, totaliter bir yapıda mı olmalıdır?

İngiliz devlet geleneğinde, bürokratların halka yukarıdan bakmasını önlemek için: onları tarif ederken, "Civil Servant" yani vatandaşın hizmetlisi deyimini kullanırlar. Bu tanımlamada örnek alınacak bir erdem yok mudur?

Gerçi bizim toplumumuz Batının yaşadığı Fransız devriminin travmalarını yaşamamış olsa da; modern bir toplum olmak hedefiyle, 
gelişmiş toplumların tecrübelerini sonradan da olsa sindirerek; modern bir devlet yapısının gereği olan; çağdaş, özgürlükçü, her şeyin halk ve halkın mutluluğu ve refahı için olduğunu bilen, demokratik bir kaburgayı kurmak; hepimizin (umarım!) yürekten katıldığı vazgeçilmez yoldur.

Aydınlık bir Türkiye dileği ile.

Cengiz Özder
e-posta: cozder@yahoo.com 


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
100. Sayı önceki yazı 100. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye