![]() |
||
| | Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | | www.netyorum.com | |
|
21.03.2002 Cengiz Özder - netyorum.com / Sayı: 106AVRUPA BİRLİĞİ'NE ALTERNATİF ARAMAKBugünlerde, bizi aralarına almak için pek istekli olmayıp da, buna koşut olarak Türkiye’nin önüne biteviye zorluklar çıkaran; olmadık isteklerle bizi bunaltan, bunlar da yetmiyormuş gibi bizim için tehdit oluşturan bazı terör örgütlerini listeye almayarak, bizlere hasmane gelen bir tavır içinde bulunan Avrupa Birliği’ne karşı tepkiler yüzeye çıktı. Bu cümleden olarak; açıkça ifade etmeseler de, birlikle bütünleşmeye öteden beri şüpheyle yaklaşan sağ ve sol muhafazakarlar bile ilk defa bir araya geldiler. Kamuoyu oluşturabilen bir çok ünlü köşe yazarı dahi artık kökten AB’ciliği bırakıp, "Biz medeniyetin, ilerlemenin, ekonomik refahın, kişisel hakların, demokrasinin, özgürlüklerin, insan mutluluğunun gelişmesi için ortaklığı istiyoruz, - Ama- ... !" demeye başladılar. En çok tartışılan tepkilerden birisi de, MGK Genel sekreterinden geldi. "Rusya ile İran'ı içine alacak yeni işbirliği arayışlarından" söz edildi. Gerçi bu beyanın spontane yapılmış, ani bir tepki sonucu yapıldığı şeklindeki açıklamalar geldiyse de, ülkede bir çok kesimde, AB aleyhinde düşüncelerin yeşermekte olduğu artık ortadaydı. Kamuoyunda İran ve Rusya’nın, Türk insanının özlediği standartlar açısından, AB’ye alternatif olamayacağı, ayrıca bu ülkelerin bizi stratejik açıdan rakip gördükleri için bize Avrupa’dan daha uzak oldukları zaten yeterince tartışılmış olduğundan, bu konulara fazla girmeden; "Peki bu tıkanıklık daha ne kadar sürecek, değil 2004, 2010; 2025'de bile çocuklarımız Avrupa kapılarında bekletiliyor olursa ne yapacağız" diyenler için naçizane bir alternatif sunmak istiyorum. Ama önce Avrupa ile aramızdaki duvarları kısaca özetlemeye çalışayım ki; alternatif arayışının gerekliliğini sindirebilelim. Avrupa 800 yüzyıl öncesinde, Haçlı seferlerini temelde Türklere karşı sürdürmüştür. Devamında Osmanlı’nın Avrupa’daki ilerlemesi Avrupalının bilinçaltında, genetik hafızasında silinmeyecek Türk karşıtı yer açmıştır. Birinci Dünya Savaşının sonunda diğer mağluplara reva görülmeyen ağır şartları ile Sevr bunun örneğidir. Cumhuriyet öncesi ve sonrası bütün ayrılıkçı hareketlerin arkasında Avrupa olmuştur. Günümüz realitesinde ise, Türkiye’yi ortakları olarak bile, Avrupanın Orta Doğu ve Orta Asya’daki çıkarlarını ve hegomanyasını tehdit edebilecek bir potansiyel görmektedirler. Biz her ne kadar böyle bir niyet taşımasak da, jeopolitik durumumuzdan ötürü bizim üyelikle daha da güçlenip söz konusu bölgede söz sahibi olmamız istenmez. AB desteği ile ekonomisini ayağa kaldırıp kendilerine rakip olunsun istenmez. Ve en son olarak büyük bir genç nüfusa sahip Türkiye’den olası bir ortaklıkta Avrupa’ya doğru bir nüfus hareketi olsun istenmez. (Bu olasılık nüfus açısından duraklamış, gerilemeye girmiş birlik için sandıklarının tersine yeni bir enerji ve kaynak olacaktır halbuki!.) Şimdi asıl noktaya gelelim. Sıradan bir iş planı yapıyor olsak; rasyonellik eğer ilk plan yürümezse, takip edilecek alternatif yolları da içerir. Bunu çoğumuz günlük hayatımıza bile pratik etmişizdir. Bu açıdan AB üyeliğine bir alternatif arıyor olmak abes olmamalıdır. Ama seçeceğiniz ortağın size getirisinin sizin insanınızın hakkı olan çağdaş uygarlığın, refahın, sosyal, politik, teknolojik beklentileri sağlaması da gerektir. Bunları kim sağlayacaktır? Şu günkü konjonktürde stratejik açıdan bize en muhtaç olduğu dönemde olan ABD olamaz mı? Örneğin AB ile yapmış olduğumuz Gümrük Birliği benzeri bir anlaşma ABD ile tesis edilemez mi? Tarafımızca ABD ile süregelen geleneksel işbirliğimiz içinde, biz yeterince ekonomik destek alabilmiş değiliz. Bizim kadar stratejik önemi olmayan bir çok ülkenin Amerika ile ticaretinde sahip olduğu bir çok ticari ayrıcalıklar bize sağlanmamıştır. Tekstil vs. kotalarımız çok küçüktür. Ama bu böyle devam edip gitmemelidir. Türkiye’nin Körfez savaşında sağladığı işbirliği karşısında telafi edilmemiş olan büyük ekonomik kayıpları vardır. Olası bir Irak operasyonunda bu kez desteğimiz ucuza gitmemelidir! Bunun ayıbı yoktur. Ülkeler arası ilişkiler genelde karşılıklı çıkarlara dayanır. Böyle olması tek taraflı olmasından daha güvenilirdir. ABD ile Orta Asya enerji kaynaklarına yönelik çıkarlarımız ve beklentilerimiz aynı paraleldedir. Elimizdeki kartlardan bir diğeri de budur. İşte bütün bu nedenlerden ötürü, AB ortalığına alternatif arayışı çerçevesinde, en gerçekçi opsiyon olarak, ABD’nin Kanada ve Meksika ile oluşturduğu Gümrük birliği, serbest ticaret anlaşmasının benzeri bir anlaşmanın iki ülke arasında oluşturulması için, (tavizci olmadan sürdürülecek AB hedefini de ihmal etmeden!) fikir jimnastiğine bir an önce başlamalıyız diyorum, sular kaynamadan!!! Cengiz Özder netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)
|
||||||||||||||||
|
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye |