|
12.09.2002 Daruma - netyorum.com / Sayı: 116
TATİLE GİDERKEN
Muhteşem bir son hafta yaşadım işte. Bir hafta boyunca kendim
için çalıştım. Hiç kimse, hiçbir problem benim keyfimi kaçırmayı başaramadı.
Çünkü beynim, tatile çıkmama bir hafta kala tatile çıkmıştı bile. Ah nasıl izin
alacağım diye sızlanmadan, ezilip büzülmeden, işim var diyerek geç geldim, erken
çıktım işten. Her izin alışımda sadece kendime zaman ayırdım. Düşüncelerimde
bile Ben’ den başka hiçbir şey yoktu. Sadece ben. Uzun zamandır hislerim
duygularım zaten büyük değişikliklere uğramıştı. Ancak bir şeyler eksikti. Neydi
diye düşündüm ve buldum. Tipimi değiştirmeliydim. İşe buradan başladım. Uzun
kumral saçlarımı kısacık kestirdim ve sapsarı boyattım. Şimdi söyleyeceğim pek
isteyerek olmasa da oldu bir kere. Çok zayıftım, biraz kilo aldım. Tabii ki bu
bir haftada olmadı ama tipimi değiştirme fikrimi gerçekleştirmede yardımcı oldu.
Yemek; benim çok özel zevkim. Yemek yapmak ise bir o kadar zevkli bir iş. Bu
konu ayrı tabii ki. Geçiyorum. Nasıl ödeyeceğimi düşünmeden bol bol alışveriş
yaptım. Nasılsa yılın her günü ödemelerimi düşünüyorum. İki hafta düşünmesem ne
kaybederim. Hiç bir şey, diyerek bol bol para harcadım. Ödeme günleri gelince
zaten al küllah ver takke yapmıyor muyuz, yine aynı formül uygulanacaktır. Dedim
ya, beynim tatile çıktı. Son hafta son gün bir de baktım ki, çok güzel bir hafta
geçirmişim. Çok problemli işleri hiç sinirlenmeden çözmüşüm, çok problemli
insanları etrafıma yaydığım pozitif enerji ile kendi havama sokmuşum. Bir de
çevreden çok olumlu tepkiler almaya başlayınca iyice havaya girdim.
Arkadaşlarım, dostlarım, tanıdıklarım sanki benimle değil de başka bir kadınla
konuşuyorlardı, gözlerindeki şaşkınlığı görmek, bunu belli etmemeye çalışmaları
beni çok eğlendirdi. Hele ki üst düzey yöneticilerimizden birinin tepkisi
muhteşem ve komikti..
“Aaaa, saçlarını kestirmişsin, otuz yıldır karımla bunun kavgasını yapıyoruz,
saçları ile ilgili bir değişiklik yapacağı zaman her seferinde sorar “hayatım
saçlarımı kestireyim mi? Her seferinde cevabım "Hayır" olmuştur, ama her
seferinde tamam deyip kestirmiştir.” Kısa saçı sevmiyorsunuz herhalde” “Hayır.
Uzun saçı seviyorum” gibi... bir konuşmamız oldu. Çok eğlendim.
Buradan şunu anladım. Olumsuz olayları gözünde deniz derya yapmadığın sürece
onlar küçülüyor, bu bağlamda mutluluk, huzur ise bir o kadar büyüyor yayılıyor.
Sorunları, olumsuzlukları atlatabilmek onlara bakış açısına bağlı. Hayatımızda
yapacağımız çok küçük değişiklikler bile bir anda rengimizi yaşam rengimizi
değiştirebiliyor. O veya bu şekilde ne olduğu nasıl olduğu önemli değil o anda
nasıl hissediyorsak öyle...
Geçenlerde bir arkadaşım bir yazı göndermişti:
"Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden
bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz
olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu,bir bardak suya atıp
içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama içer içmez
ağzındakileri tükürmeye başlar. "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle
"acı" diye cevap verir. Usta gülerek çırağını kolundan tutar ve dışarı çıkarır.
Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu
göle atıp, gölden su içmesini söyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının
kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sorar: "Tadı nasıl?"
"Ferahlatıcı" diye cevap verir genç çırak. "Tuzun tadını aldın mı?" diye sorar
yaşlı adam, "hayır" diye cevaplar çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına
diz çökmüş olan çırağının yanına oturur ve şöyle der: "Yaşamdaki acılar tuz
gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının
şiddeti, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey
acı veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak
olmayı bırak, göl olmaya çalış."
Bu küçük hikaye yaşama dair iyi bir ders veriyor.
Biz kadınlar evet biliyorum detaycıyızdır, her şeyi çok düşünür, ince eleyip sık
dokuruz ama, gerçekten çok güçlüyüz. Hayatla başa çıkmayı Anadolu kadınımız da
Şehirli kadınımız da gayet iyi başarıyor. Erkekleri korkutmak gibi olmasın.
Herkese, küçük sorunlar, küçük problemler, küçük mutlulukları farkedebilecek bir
his dünyası diliyor ve her şey yeterli olsun diyorum.
"HER ŞEY YETERLİ OLSUN"..: Avustralya yerlileri Aborjinlerin sevdikleri
insanlara, vedalaşma sırasında söyledikleri...
Daruma - 19.7.2002
netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel
yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine
tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya
link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)
|