| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

30.01.2003 Nilüfer Gürelli - netyorum.com / Sayı: 120

DUT AĞACI

Merhaba hepinize,

Birlik, kardeşlik, bütünleşme tartışmalarının yapıldığı şu günlerde, aşağıdaki yazıyı okudum Bütün Dünya Dergisi'nin eski sayılarını karıştırırken. Sonra bir an durup baktım eskilere, ufak bir çocuktum, ailem şu anda başımızda olan kişilere oy veriyordu, sonra ben büyüdüm, yine aynı kişiler, benim çocuklarım oy verecek yaşa geldi yine aynı insanlar. İnsaf dedim kendi kendime, üç kuşak. Sonra serzenişte bulunmaya hakkımız olup olmadığını düşündüm. Sonuçta meclis bizim aynamız, biz ne istiyorsak kimi istiyorsak onlar geliyor oraya. Bilmediğimiz ise oylarımızın ne kadar pahalı olduğu. Değişen dünya içinde değişime inatla ayak diriyoruz. Bir sevgili dostun sözü geldi aklıma "Değişin, yoksa değiştirileceksiniz".

Aşağıdaki yazıyı paylaşmak istedim, sanırım günümüze çok uyuyor. Geçmişe uyduğu gibi, gelecekte ise olmaması dileği ile aynen yazıyorum.
 
Sevgi, neşe, sağlık, mutluluk hep yanınızda olsun.
 
"Kimi güney bahçelerinin ulu dut ağaçları olur; zamanında bir orduya yeter... Ne toplayan, ne yiyen, ne de kaynatan vardır. Bununla birlikte kesmezler, ilişmezler. Bu ulu ağaçlar, asmalara çardak olarak, diledikleri gibi büyürler; boy verir, dal verir, gölge verirler. Dut ağacında üzüm yiyebilirsiniz... "Duta asma çubuğu aşılanmış" diyebilirsiniz. Ağaçlara su yürüdüğü mevsim, ikisinin de yaralarından damlayan sular bazen yerde, bazen yere düşmeden birbirine karışmış; asmayla dut kan kardeşi olmuştur. Hangisinin yemişi dut, hangisinin üzüm... Bilemezsiniz... Ve kuşların gagasında iki tat birbirine karışır, bir tat olur. Sonbahar gelince yerde yapraklar, birlikte sararırlar; birlikte doğanlar, birlikte ölmenin zevkine de ererler. Dut gövdesine sımsıkı sarılan asmadan memnundur ve asma bir canlı çardağa sarıldığını bilir; mesuttur. Böylece yaşarlar... Dut bahtiyar, asma bahtiyar... Ne birinde büyüklük, ne ötekinde asalet iddiası vardır. Bir uyuşma, bir anlaşma örneği olarak kalacaklardır. Asma kolları kesilmedikçe duttan ayrılmaz... Ve duttan kesilecek bir dal, asmadan parçalar götürür. Biz aynı toprağın, aynı köklerin çocukları, bir dutla bir asma kadar olamaz mıyız?" Arif Nihat Asya - "Kırk Ambar" 'dan / Bütün Dünya Dergisi'nden alınmıştır.

Nilüfer Gürelli
e-posta: ngurelli@kobiline.com


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
120. Sayı önceki yazı 120. Sayı sonraki yazı
  Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye