| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

30.01.2003 Tülay Çellek - netyorum.com / Sayı: 120

EĞİTİM ÜZERİNE

Yıllar önce uluslararası bir sempozyuma gitmiştim. Orada anlatıldı. Üç aylık çocuğu olan bir hanım doktora gitmiş. "Doktor Bey, biliyorum çok erken geldiğimi ama ben yine de çocuğumun eğitimine bir an önce başlamak istiyorum, ne önerirsiniz?" demiş. Doktorun yanıtı, "Hanımefendi, aslında bana çok geç geldiniz, çocuğun eğitimine ana karnında başlanır. Siz en geç üç aylık hamileyken gelecektiniz. Çocuğunuzu eğitmekte çok geç kaldınız."

Bizde eğitim ne zaman başlıyor, başlıyor mu ?

Yine orta dereceli okullarda ödev yönetmeliği değiştiği zaman bu konuyla ilgili olarak bir panele gitmiştim. Orada anlatılmıştı. "Hindistan İngilizlerin sömürgesindeyken süre dolduğu için İngiliz komutan Hindistan devlet başkanına vedaya gitmiş.

Hindistan devlet başkanı demiş ki; "sömürü kanunlarıyla ilgili yaptığınız her şeyi anladım da yalnız anlayamadığım bir şey var. Ülkemizde yüksek okullar açtınız. En zeki çocuklarımızı okuttunuz. Doğrusu bu, sömürgeciliğin doğasına aykırı olduğu için beni çok şaşırttı."

İngiliz komutan "eğer bunun nedeni kavrayamadıysanız bir o kadar daha sömürülmeye mahkumsunuz" diye yanıtlamış.

Çünkü o zeki çocuklara öyle bir program uygulamışlar ki; düşünemeyen, salt gördüğünü tekrar eden, asla yaratıcı olamayan insanlara dönüştürmüşler.

Eskiden her dersten alınan ödevler fazla yararlı olmuyor, ansiklopedik bilgilere dayanıyor, araştırmaya yönelik değil diye tek derse düşürüldü. Tüm bu iyi niyete karşın böyle bir önlem yine de yararlı olamadı. Çünkü, öğrenciler sevdikleri dersten ödev konusu alıp araştırma yapmak yerine zayıf olduğu dersi seçip not yükseltmek amacına yöneldiler. Dolayısıyla da yapılan değişikler yerine oturmadı.

Bir gün fotoğraf nedeniyle tanıştığım bir psikiyatrist dostuma dert yanıyordum, öğrencilerime araştırma yapma alışkanlığı kazandıramıyorum diye. "On beş yaşından sonra bu tür yeni alışkanlıklar kazandıramazsınız" dedi. "Biliyorum, ama yine de amacım kafalarında soru işareti oluşturmak ve çocuklarına yönelik uzun vadeli bir çaba göstermek" dedim. Bu örnekleri çoğaltmak olası. Her gün yüzlercesini yaşıyoruz.

Eğitim denilince öncelikle beynin dışını düzeltmek zannediliyor. Aslında eğitmeye beynin içinden başlanır. Dikkat oraya çekilir. Zaten beynin içi nitelendirilirse dışı da ona uygun bir biçimde değişecektir. Biz beynin içini tıklım tıklım doldurmak, kullanılmaya yönelik olmayan bilgilerle donatmak, önüne konulanı doğru tekrar edebilmesini sağlamak amacındayız hala. Bu da değişmemize, gelişmemize hiçbir olanak sağlamadığına göre eğitim sistemimizin ciddi bir şekilde sorgulaması gerekir. Çünkü bize düşünen, öneren, yaratıcı, yeni çözümler üretebilen beyinler gerekli. Tabii en büyük eksikliklerimizden biri kitap okuma alışkanlığımızın olmaması. Dolayısıyla tek insan, tek kitap insanı araştırmaya, kişilikli olmaya götüremiyor. Götürse götürse tekrarcı olmaya götürüyor. Bir konuyu birçok yazardan öğrenmek insanı eleştiri yapmaya, değerlendirme yapmaya, düşündürmeye, fikir üretmeye, önermelere götürebilir.

Eğitim sistemimizle ilgili ciddi bir tartışma başlatmak gerekir. Çünkü her şey birbiriyle bağlı. Üniversitelere iyi öğrenci gelebilmesi için orta öğretimin iyi olması lazım, orta öğretimin iyi olması için ilköğretimin iyi olması şart. Tüm bunların iyi olması için de üniversitelerin iyi olması gerekli. Bu devamlılığı göz önünde bulundurarak el ele verip çalışmak, tartışma başlatmak, sempozyumlar düzenlemek gerekiyor.

Öğr. Gör. Tülay Çellek
YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi (SANTAS)
e-posta: tcellek@yildiz.edu.tr 


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
120. Sayı önceki yazı 120. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye