|
27.03.2003 Dahlia - netyorum.com / Sayı: 127
GEÇ KALMIŞLIKLAR ÖYLE ZOR Kİ...
- Cennete neler var kızım?
-Hey bir güzel şey var anne, ama palyanço yok, hiç yok...
"Anlayamıyorum abla, nedir bizim kızın bu palyaço düşmanlığı. Bütün çocuklar
deli olur palyaçoya, bizimkisi gördüğünde ağlamaya başlıyor. Daha ufak
yaşlarında herhangi bir korkutmamız ya da etkileyecek bir anısı da olmadı. Belki
de rüyasında etki altında kaldı bilemiyorum... İnanır mısın, eğlence mekanlarına
götüremiyoruz. Karşısına palyaço çıkar da yaygarayı basar diye"
O gün daha bir farklı sevmeye başladım 4 yaşındaki Beyzanur'u. Anlıyor gibiydim
onu...Tıpkı benim çocukluğum gibiydi. Sevmezdim palyaço ve sihirbazları.
"Anlamalısın" dedim annesine. Sevmemesi normal.
"Peki ama neden"
"Çirkinler de ondan"
Gülüştük...
Palyaçoları gördüğüm zaman yüzlerine çeşit çeşit maskeler takmış insanlar gelir
aklıma. Yalancı, düzenbaz, çirkin suretlerini renklerle kapatmaya çalışan
insanlar... Boyaları silince kim bilir ne korkunç suret çıkacak altından.
Boyasız sahtekarlar... Görülmez maskeler ardına gizlenmiş sahtecilik adeta
meslekleri olmuş insanlar. Etrafımıza baktığımızda her yerdeler. İşte, okulda,
arkadaşlıkta, politikada (ki politikanın bir diğer adı da yalan demekmiş), hatta
aile müessesesine kadar uzanmış sahtecilikler.
Zengin insanların işi daha da zor. Dikkat ettim de, tek bir dostları yok
yanlarında. Olsa bile hep bir şüphe ile yaşadıklarını düşünüyorum. Makam sahibi
insanlar da öyle. Yanlarında her zaman dalkavukları var.
Pek çoğumuz aldatılma korkusu ile yaşıyoruz. Öyle çok aldanma ile yüzyüzeyiz ki
bir iyilik ya da sıcak bir yakınlık gördüğümüzde acaba altında başka bir şey
gizli mi diye düşünmeden edemiyoruz. Acaba neyim için bana yaklaşıyor?
Ya da duygularımıza yakınlaşmalar. Yollarda karda, çamurda dilenen insanları
gördüğüm zaman yaşadığım ikilemi anlatmak zor... Bir yandan dilencilerin günlük
kazançları bilmem ne kadarı buluyor haberleri, diğer yandan o soğukta titreyen
ellerini uzatan insanlar. Hangisi doğru, neye inanmam lazım. Yardım mı etsem? 16
yaşında bir genç yaya geçidinde, elinde "AÇIM" yazan bir karton ile başı önde
dururken ne yapmalıyım. Para versem o parayı ne yapacak, tiner mi alacak, yoksa
kesici bir alete mi? Yemek versem bir anlık tokluk yaşayacak belki... Peki ya
sonra? İş verebilecek imkanım yok. İmkanım olsa böyle bir gence ne kadar
güvenebilirim?
Ama bazen de olaylar karşısında donup kalıyoruz. El uzatmak için tam fırsat iken
anlık boş bulunmalar bir ömür boyu gözümüz önünden gitmeyecek sahneler bırakıyor
bizlere. 6-7 sene kadar önce bir dönerci dükkanı önünden geçerken dükkan
önündeki iki kardeşin konuşmaları hala kulaklarımda:
"Abi tadı neye benzer, kokusu kadar güzel midir?"
"sanmam, her güzel kokan lezzetli değil ki, belki de çok biberli bir şeydir"
Neden dönüp ilgilenmedim o çocuklarla? "ekmek arası yarım döner ısmarlayayım
size, hadi bana bu ziyafette eşlik edin, tek başına tadı çıkmaz" neden
diyemedim?
Ya da seneler önce o şarküteri dükkanından sarkan sucukları koklayan 7-8
yaşlarındaki kara çocuğu gördüğümde dükkan sahibini bu teşhiri yüzünden
azarlamak yerine o çocuğa bir kangal alıp veremedim.
Geç kalmışlıklar öyle zor ki...
Dahlia - 18.3.2003
e-posta:
dahlia_65@msn.com
netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel
yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine
tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya
link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)
|