| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

03.04.2003 Üzeyir Çaycı - netyorum.com / Sayı: 128

BAGAJ İÇİNDE YOLCULUK

Fransa'ya gelmek için, evin tek kızı Aynur'u, babası arabasının bagajında saklayarak gümrüklerden geçirmişti. Yolculuk kolay olmamıştı yani... Kameralı yollara gelmeden önce Ayşe bagaja giriyor... Gümrüklerden iyice uzaklaşınca bagajdan çıkarılarak aracın içine alınıyordu.

Annesi ve babası bir zorluk çıkmaması için dualar yapıyorlardı. Aynur'a da:

- Dua et kızım ... Zor durumdaki kişinin duası kabul olunurmuş... diyorlardı.

Paris'e böyle geldiler... Garge bölgesine yakın bir yerde oturuyorlardı. Peynirden sucuğa kadar bir çok şey getirmişlerdi...Hasan efendi:

- Kızım gördün ya... buralara kolay gelinmiyor... Ekmek de kolay kazanılmıyor... Türkiye'de bir saat çalışan burada 5 saat çalışmalı ki insan bunların gözüne girebilsin... 1978 yılında bir vatandaşımızın çocuğu öldü... Paris'te oturuyorlardı. Çocuğunun cenazesini yıkayacak bir imam dahi bulamadılar... Kolay değil buralarda yaşamak...

Aynur bir taraftan gülüyor, bir taraftan da maceralı yolculuğunun kendisini etkileyen yönlerini dile getiriyordu:

- İki büklüm arabanın içinde, yakalandım yakalanacağım korkusu bir yana, yollarda peynir ve sucuk kokularından epeyce bunalmıştım. Araba ağırlaşınca veya dışarıdan değişik sesler duyduğumda da yüreğimi korku sarıyordu... Neyse ucuz atlattık...

Babası arada sırada ona takılmadan da edemiyordu... "Nasıl bagajın içi rahat mıydı?" diye.

Fadime hanım ne de olsa tecrübeliydi... Kızıyla gündüzleri tanıdıklarına gezmeye gidiyorlar... Pazar alışverişlerini de onunla yapıyorlardı.

Bir gün babası işte iken tanımadıkları bir bayan telefonla arayarak, kendilerine ziyaret için gelmek istediklerini belirtti. Fadime hanım telaşlanmıştı...Aynur'a:

- Kızım Fransa'da yaşıyoruz... Buralarda 72 millet var... Kimin ne olduğu ve ne yaptığı belirsiz. Anlayacağın insanlara buralarda güvenilmiyor... Sen 18 yaşını doldurdun... Bir evin tek kızısın... Zaten bizim niyetimiz hayırlı bir kapı bulup, seni buralarda evlendirmek... Babaannenin yanında uzun süre kaldın... Liseden orada mezun oldun... Hani tahsilli de sayılırsın... Sen gelenlerin yanına çıkma... Sadece bir görünürsün, o kadar... Aman dikkat et kızım... Biliyorsun senin oturma iznini alman için burada oturma izni olan iyi bir insanla evlenmen lazım...

Aynur annesinin bu sözlerinden sonra:

- Yani demek istiyorsun ki bu kişiler beni istemeye gelecekler?

Halime hanım kızına iyice yaklaştı:

- Kızım tanımadığımız insanlar niye bize gelsinler ki... Geliş sebeplerini de açıklamadılar... Yani tek bir husus kalıyor... O da seni istemeleri...

Aynur'un içini sıkıntı sarmıştı...

- Pekiyi anne! Babam da evde yok!... Haydi Kötü niyetlilerse...

- Kızım zaten biz karar veremeyiz ki... Babanla oturup konuşmamız lazım... Böyle bir niyetleri varsa?

Bir saat sonra kapılarının zilleri çalındı. Kapıyı Fadime hanım açtı. Kırk beş yaşlarında bir bayan kapının önünde idi... Yanında ise yirmi yaşlarında bir genç vardı.

- Benim adım Zahide... Bir üst sokakta oturuyoruz. Kızınızla sizi geçen pazar yerinde gördüm. Misafir kabul eder misiniz, dedi...

Fadime hanım:

- Buyurun... buyurun... dedi. Ve onları içeriye aldı. Biraz sohbetten sonra Zahide hanım:

- Allah'ın emriyle kızınızı kardeşim Ayhan'a istemeye geldim... Uygun görürseniz biz kesin kararınızı öğrenmeye yine geleceğiz...

Fadime Hanım,

- Siz telefon numaranızı bırakın... Biz size kararımızı bildiririz... Biliyorsunuz kocam Karadenizlidir... Bu konuda hem titiz hem de söz sahibi odur... Söylediğim gibi tek evladımıza karşı, bizim elbette bir sorumluluğumuz vardır...

Zahide hanım:

- O halde ne zaman bizi arayabilirsiniz?

Fadime Hanım:

- Hanımefendi! Bu işler aceleye gelmez... Aileler birbirini önce tanıması lazım... Kardeşiniz nerede çalışıyor? Sizi kimler tanıyor? Türkiye'deki tanıdıklarınızı adreslerini bırakın... Biz bir araştıralım... Sonrası kolay...

.................

Gelen misafirler çeşitli telefon ve adresler bırakarak ayrıldılar...

.......


Akşam üzeri işten dönen Hasan efendiye olup bitenleri Fadime hanım anlattı. Hasan efendi kendisinin olmadığı bir sırada böyle iki kişinin kızlarını istemeye gelmelerine bir anlam veremedi. Sonra gelenlerle ilgili epey araştırma yaptı... Ve bir gün akşam hanımına:

- Bak hanım, beni iyi dinle! Bizim bir evladımız var... Bunu ne sen ne de ben haydi git, der gibi sokağa atamayız... Oğlan işsiz ve turistmiş burada... Yani bizim kız gibi oturma iznini alamamış... Bizim kızla evlense bile burada yani Fransa'da kalmaları mümkün değil... Böyle bir halde polis yarın bir gün her ikisini de enseler... Bir diğer husus Türkiye'de bu adam içmiş içmiş kendi öz babasını bıçaklamış... Sen böyle birisine şimdi kızını verir misin?

.......

Fadime hanımın gözleri dolmuştu. Kocasına, verdiği bilgilerden dolayı teşekkür etti ve Zahide hanıma verilecek kızlarının olmadığını duyurdu...

Aradan birkaç gün geçmişti... Üst katta oturan komşularının yedi yaşlarındaki kızı Serpil, Aynur'a resim yaptırmak için geldiği bir sırada telefonlarının zili çaldı. Tanımadığı bir sesti... Fadime Hanımla konuşan:

- Evde misiniz? diye soruyordu... Bir bayan sesiydi...

.........................

Fadime hanım kızına:

- Haydi kızım, sen yukarı komşuların evine git... Serpil'in burada benimle kaldığını annesine söyle. Ben çağırmadan da sakın buraya gelme... Anladın mı?

Fadime hanım bir saat sonra kapının zilinin çalmasıyla kapıyı açtı...

Üç maskeli adam kapı açılır açılmaz içeriye girdiler... Bunlardan biri kolundan tutarak Fadime hanımı ters çevirdi... Ve ağzını bir eliyle kapadı. Diğer ikisi, odalarda Aynur'u arıyorlardı. Bu arada Serpil maskeli adamları görünce korkarak çığlık çığlığa bağırdı. Kapının açık olmasıyla birlikte bu çığlıkları duyan yukarı katlarda oturan Türkler aşağıya bir panik halinde inmeye başlamışlardı...

Korkuyla üç adam bir şey elde edemeden kaçmak zorunda kalmışlardı.

Gerçek anlaşılmıştı... Kızlarını istemeye gelen kişiler kaçırmayı da planlamışlardı.

..................

Bu olaydan sonra çaresiz kalan Hasan efendi arabasının bagajında getirdiği kızını ilk kalkan uçakla Trabzon'a geri götürdü....

Üzeyir Lokman Çaycı - 1.3.1991
e-posta: uzeyir.cayci@wanadoo.fr


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
128. Sayı önceki yazı 128. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye