| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

01.05.2003 Doğugül Kan - netyorum.com / Sayı: 131

KEŞKE BENİ ÜZMESEYDİN

Hiç balıkları seyrettiniz mi? Sessiz sularda; yavaş yavaş süzülürken neler geçer akıllarından? Dile gelseler neler anlatırlar kim bilir? Hem sonra, siz, hiç kalbi kırık bir balıkla dertleştiniz mi? Yoksa kalbi kırık olan hep siz mi oldunuz?

Bugün cam kırıkları gibi olan ve her yeri kanayan kalbimi elime aldım. Öyle derin izler vardı ki... Zaferlerim, başarılarım, mutluluklarım, sevgilerim, kaybolan ümitlerim, eskide kalan güzel günlerim.

"Eskide kalan güzel günlerim"

Bu laf en derin izlerin sahibiydi aslında: önceden üç, dört kişi oturduğumuz kapı eşiğine şimdi tek başıma zor sığıyorum. İnsan büyüdükçe yalnız mı kalıyor?

"Unutmak ve yalnızlık"...

Ne kadar zor kelimeler bunlar; neden unutulur bir insan, sonunda neden hep yalnızlık vardır? Aslında bir sözdür içi yakan; ayrılığa karar vermektir söylenenlerin ardında güç olan.

Şimdi burada olsan nasıl atılırdım boynuna... Yıllardır öpemediğim gül yanaklarını nasıl öperdim bir bilsen. O gün "Git!" demeseydin bana, gitmek aklıma gelir miydi hiç? Sonsuzu yaşardım yüreğinde, hatta sana sunardım tüm saflığımla sevgimi. Hala anlamadım neydi bu sözlerin anlamı. Geçen gün duydum, beni özlemişsin. Öyle hoş oldu ki içim, Koşmak istedim sana doğru, Bir tek şey tuttu beni, İçimden bir ses bana "Git"dedi. Tıpkı senin bana dediğin gibi...

Söylesene sana nasıl geri döneceğim? Kalbimi paramparça eden o üç harfi nasıl sileceğim? Esas soru şu: Bunları düşünmesi gereken sen misin yoksa ben mi?
Yüreğin söylemedi bunları bana, bir anda ağzından çıktı her şey. Tıpkı masmavi bir denize kirli petrolün akması gibi.

Şimdi yaralı olsa bile o düşe anlam katan bizdik, ikimizdik. Aynalardan kaçarken özlenmeyi beklemek, ne kadar acı, ne kadar komik ve ne kadar bana ait değil mi?

Bir şeyler yap, orada öyle durma. Sevgini sun bana yeniden, gözlerime bak. Yeter ki boş durma, benim için bir şeyler düşün. Kendini nasıl affettireceğini düşün!

Teşekkür ederim beni dinlediğin için masum balık, umarım sen hiç kırılmazsın...

Sibel Kan

Sinan Oymacı not: Sibel Kan, "Dostluk ve Sevgi" köşemizde çevirileri yayınlanan Doğugül Kan gul_kan@hotmail.com 'ın 16 yaşındaki kızıdır.


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
131. Sayı önceki yazı 131. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye