| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

26.06.2003 Dahlia - netyorum.com / Sayı: 138

İÇ HUZURUNUZU ARADINIZ MI?

İnsanlık benliğini keşfediyor. İç huzurunu arıyor. Yogadan meditasyona, aromaterapiden ayurvedaya, taşlar ve bitkilerle şifadan enerji dengeleme tekniklerine kadar binlerce yıllık pek çok metot yeniden hayat buluyor.

Farkındalığın ilk adımı, bedeninize elden geldiğince dikkat kesilmek. Sonra düşüncelerinizin farkına varmaya başlayın. Onları ayırt etmek bedeninizinkileri fark etmekten daha zor ve elbette ki, daha tehlikeli. Düşüncelerinizin farkına varabildiğinizde içinizde neler olduğuna şaşacaksınız. Herhangi bir anda aklınızdan geçenleri kağıda dökseniz, büyük bir sürprizle karşılaşırsınız. İçinizden geçmekte olan şeylere inanamazsınız.

ÇILGIN ZİHNİNİZE DUR DEME VAKTİ .......

Ve 10 dakika sonra yazdıklarınızı okuyun. Göreceğiniz şey, çılgın bir zihne sahip olduğunuz. Çünkü bu koskoca çılgınlığın, bir yer altı nehri gibi akmakta olduğunun farkında değiliz. O, her ne yapıyor ya da yapmıyor olursak olalım, tüm hayatımızı etkiliyor. Ve bu çılgıncasına akan düşünce nehrinin toplamı sizin hayatınız! Öyleyse artık değişimin vakti gelmiş. Ve farkındalığın mucizevi taraf şu ki, farkına varmak dışında hiçbir şey yapmanız gerekmiyor.

Düşüncelerinizi izliyor olmak, onları değiştirmek anlamına geliyor. Böylece yavaş yavaş o çılgın insan kayboluyor ve düşünceler belli bir örüntü içine giriyor. Bedeniniz ve zihniniz huzura kavuştuğunda göreceksiniz ki, onlar aslında birbirleriyle uyum içindeler. Aralarında bir köprü var. Artık farklı yönlerde çalışmıyorlar. Bir kez bedenin, düşüncelerin ve duyguların farkına vardığınızda hepsi birlikte bir orkestra oluşturuyorlar. Sonra da dördüncü durum kendiliğinden oluşuyor. O bütünün size bir armağanı. Bu durum, nihai farkındalık olarak adlandırılıyor. Kişi kendi farkındalığının farkına varıyor.

Kendinize ulaşabilmek, içinizdeki potansiyeli açığa çıkarabilmek için denemeniz ve kendiniz için doğrusunu bulmanız gereken yüzlerce farklı meditasyon tekniğinin yanı sıra; kendi kendine hipnoz, rüya hipnozları, stresi kontrol altına alma tekniklerim içeren relaksoloji, ses terapisi, nefes egzersizleri, şaman ritüelleri ve trans dans öğretileri gibi pek çok farklı yöntem de bulunuyor.

İHTİYACINIZ OLMAYAN HER ŞEYDEN KURTULUN......

Binlerce yıldır insanlar tarafından kendini tanıma yöntemi olarak kullanılan meditasyon modern insanın her gün yaptığının aksine düşüncenin tamamen dışında olma halini ifade ediyor. Aslında batılı zihin ve yaşam tarzı için meditasyonu algılamak zor. Çünkü bizlerin koşullanması tamamen aktif olmak üzerine kurulu.

Onlarca yıldır dünyanın çeşitli ülkelerinde meditasyon eğitimi alan ve veren, pek çok meditasyon yöntemi konusunda derin deneyimi bulunan Kun'dan Amrit Sangeet, meditasyonun neden gerekli olduğunu anlatıyor: "Kendimizi tanımak için aslında bir şey yapmaya değil; yapmamaya ihtiyacımız var. Ama öz benliğimizden o kadar uzaklaşmışız ki, hep bir şeyleri elde etmenin peşinde dolaşıyoruz. Meditasyona da, bu alışkanlığımızı kırmak için ihtiyaç duyuyoruz."

Bu felsefeye göre insan meditasyon yaptıkça nelere ihtiyacı olmadığını farkediyor, nelerden vazgeçebileceğini görüyor. Meditasyon yaptıkça insanın hayatından ona gerekli olmayan şeyler kendiliğinden çıkıyor. Meditasyonu, bir ışığın odaya girip herşeyi aydınlatması gibi düşünebilirsiniz. Meditasyon kişiliğimize, bilinçaltımızdaki karanlık köşelerimize ışık getiriyor. Mistikler bunu "bilincin ışığı" olarak niteliyorlar. Meditasyon çocukluktan bu yaşımıza kadar getirdiğimiz, yaşanmış-yaşanmamış pek çok şeyi aydınlığa, bilince çıkartıyor. Meditasyon yaptıkça bizi huzursuz eden, sıkıntı veren, farklı kişilik maskeleri takmamıza neden olan fazlalıkların kendiliğinden uzaklaştığım görüyoruz.

Tüm diğer spiritüel felsefeler gibi meditasyonda da sağlık kavramı, hasta olmama halinin ötesinde bir anlam taşıyor. Bu felsefeye göre öyle gibi görünse de, sorunlarımızı başkalarının yardımıyla üretmiyoruz. Sorunların tümü özde kendimizi tanımamamız nedeniyle ortaya çıkıyor. İhtiyaç duymadığımız şeylerin peşinde koştuğumuz için psikolojimiz bozuluyor. Ama bu bizim kendimizin hayata karşı tavrımız. Bu nedenle patolojik bir rahatsızlığı, kurtulunması gereken bir durumu, dışarıdan yardım alarak
çöz-meye çalışıyoruz. Biz ürettiğimiz için o sorunu çözsek dahi, bu başka sorunları üretmemizi engellemiyor.

Meditasyon ise bizi hiç kimsenin yardımı olmadan kendimizi kendi kendimizin çözmesine ve sorun üreten kalıbın kendisini çözmemize yardım ediyor. Bizi böylece gitgide dış dünyadan özgürleştiriyor. Özgürleşme, bizi ilişkileri daha sağlıklı yaşamaya götüren bir süreç. Biz genelde sorunları başka yerde arıyor; ya eşimizde, ya sevgilimizde, ya çocuğumuzda, ya anne-babamızda ya da patronumuzda buluyoruz. Oysa bu kişiler ve enerjiler kendi hayat deneyimimiz boyunca, kendimizi geliştirmek için bize olanaklar sunan aracılar. Biz onları suçladıkça, bu hayatta öğrenmemiz gereken dersi öğrenmemiş oluyor; ısrarla o dersi almamaya çalışıyoruz. Bu da bizi daha farkında bir hayata götürmüyor.

Hayatımızdaki herkes ve yaşadığımız her şey, bizim daha çok bilinçlenmemiz için varlar. O ilişkileri doğru şekilde algılar, doğru şekilde yaşar ve doğru şekilde çözümlersek, yaşam gelişimimizde bir üst düzeye geçiyoruz. Bu hayat denen yolculuk süresince devam ediyor. Bunları çözdükçe bilincimiz ve ruhumuz özgürleşiyor.

HAYATA RAĞMEN İÇE DÖNÜN ......

Meditasyon, iç dünyaya yapılan bir yolculuk. Oysa hayatta yapılacak bu kadar çok şey varken insan nasıl olur da kendi merkezinde kalır? Ama korkmayın. Meditasyon felsefesine göre insan kendine yaklaştıkça, dünya da ona daha dostça davranıyor. Aslında "dışarısı" diye bir yer yok. Siz kendi içinizde mutluysanız karşınıza sadece mutluluk çıkıyor; mutsuzsanız da sadece hüzün. Meditasyonun en önemli öğretilerinden biri de kabul. Bu başınıza gelebilecek her şeyi kabul etmeniz anlamına geliyor. Siz kötülükleri de yürekten kabul edip, size neler öğrettiğine bakabildiğiniz zaman, artık sizi ne korkutabilir?

Meditasyonun bakış açısına göre modern zamanların insanını sınırlayan zaman ve ölüm kavramları aslında sadece zihnin yarattığı birer yanılsama.

AKTİF ÇAĞA AKTİF MEDİTASYON ......

Meditasyon teknikleri de, insanlık gibi değişim geçiriyor. 2000 yıl önceki insanlar doğanın içinde yaşıyorlar, doğal şeyler yiyorlardı. Araba gürültüsü yoktu, ülkeler birbirlerini bombalamıyordu. insanlar bugüne kıyasla daha barışçıl, daha doğal, daha sakindiler. Daha az şey düşünüyorlar, daha az kaygılanıyorlardı. O insanlar için kıpırdamadan saatlerce oturarak meditasyon yapmak daha kolaydı. Oysa şimdi beynimizde 2000 yıl öncesine kıyasla, çok daha fazla ihtiyacımız olmayan şey var. Bedenlerimiz toksin depolarına dönüşmüş durumda. Çünkü sağlıklı ve doğal besinler tüketmiyoruz. Kahve ve içki içiyor; uyuşturucu kullanıyoruz. Oksijen değil egzost
soluyoruz. Doğayla bağımız kopuk. Bu nedenle kendimizden de kopuğuz. Bizim oturup sakince meditasyon yapabilmemiz için önce bunlardan arınmamız gerekiyor.

Yeni çağın meditasyonları arasında yer alan "Osho meditasyonları" tam da  bunu yapıyor. Bu meditasyonlardan önce paradoksal bir şekilde, normal hayatta olmadığımız kadar aktif oluyoruz. Önce içimizdekileri atıyoruz, sonra oturup kendimizi izliyoruz. Ama endişelenmeyin, bir süre sonra hem meditasyonda, hem de günlük hayatta dinginliği yakalamaya başlıyorsunuz.

KAÇMAYI BIRAKIN, SADECE KABULLENİN ....

Amrit Sangeet, çoğu insanın sandığının aksine meditasyonun bir kaçış değil; bir kabulleniş olduğunun altını çiziyor. Dinleyelim: "Meditasyonu insanlar hayatlarındaki kötü bir şeyden kurtulmak için yapma eğilimindeler. Bu büyük bir yanlışlık. Hatta başlangıçta meditasyonu kötü hissettiğiniz zaman değil; iyi hissettiğiniz zaman yapın. Çünkü iyi hissettiğiniz zaman kendi benliğinize daha yakınsınızdır. Böylece kısırdöngüyü de kırmış olursunuz. Meditasyon bir ilaç da değil. Ona bu muameleyi yapmayın. Biraz düşünürseniz ilaçlar aslında uyuşturucudurlar. Onlar sizi sürekli hasta tutacak potansiyele sahiptirler. Neden? Çünkü hasta olursunuz, ilaç alırsınız, ilaç alınca hasta olmaktan kurtulacağımızı bilerek, hasta olmak için kendinize açık kapı bırakırsınız. Bu bir kısır döngüdür. Tabii ki başlangıç evrelerim atlattıktan sonra meditasyonu, kendinizi kötü hissettiğinizde de yapacaksınız. Ama iyi hissettiğinizde sakın bırakmayın. Çünkü çağımız insanının meditasyona başlamak için hakikaten kendini kötü hissetmesi gerekiyor. Çünkü insan yanılsamaları sürdürme eğilimi taşır. Bu da sizi yeniden mutsuzluğa götürür."

NEREYE BAKTIĞINIZA DİKKAT EDİN....

Esas mesele resmin tamamını görmek. Bazen mutlu, bazen mutsuz oluruz. Meditasyon sizi mutluluk-mutsuzluk döngüsünün dışına çıkartıyor. Meditasyon sizi mutluluğa götürecek diye bir şey yok. Ama sizi bilgeliğe götüreceği kesin. Meditasyona başladığınızda önceleri mutluluklarınız kadar mutsuzluklarınızı da daha yoğun yaşayacaksınız. Ve bu kaçınılabilecek bir şey değil. Ama meditasyonun en heyecan veren yönü şu: Artık mutsuzluklarınızı da o yoğunlukla yaşama gücüne sahip olacaksınız. Onunla incinmeden başa çıkabileceğinizi bileceksiniz ve onu kabul edeceksiniz. Çünkü hayat iyi ve kötünün birlikteliğinden oluşur.

Meditasyon size aslında bir şey yapmak zorunda olmadığınızı öğretir. Meditasyon yaptıkça durumları kabullenmeyi, olasılıklara açık olmayı deneyimlersiniz. Meditasyon felsefesine göre eğer varoluş, tek bir organizmaysa, biz de onun bir atomu, bir hücresi, bir parçasıyız. Hayat sürüyor, biten ya da başlayan bir şey yok. Ölümde bile bu böyle. Hepimiz sürekli bir oluş halinde yaşıyoruz. Meditasyon hali, durup olan her şeyi izlemek ve fark etmek demek. Olan şeye karşı tavır almak zorunda değiliz. Onun farkında olmamız yeterli...

Dahlia - 16.6.2003
e-posta: dahlia_65@msn.com 


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
138. Sayı önceki yazı 138. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye