|
26.06.2003 Dahlia - netyorum.com / Sayı: 138
İÇ HUZURUNUZU ARADINIZ MI?
İnsanlık benliğini keşfediyor. İç huzurunu arıyor. Yogadan meditasyona,
aromaterapiden ayurvedaya, taşlar ve bitkilerle şifadan enerji dengeleme
tekniklerine kadar binlerce yıllık pek çok metot yeniden hayat buluyor.
Farkındalığın ilk adımı, bedeninize elden geldiğince dikkat kesilmek. Sonra
düşüncelerinizin farkına varmaya başlayın. Onları ayırt etmek bedeninizinkileri
fark etmekten daha zor ve elbette ki, daha tehlikeli. Düşüncelerinizin farkına
varabildiğinizde içinizde neler olduğuna şaşacaksınız. Herhangi bir anda
aklınızdan geçenleri kağıda dökseniz, büyük bir sürprizle karşılaşırsınız.
İçinizden geçmekte olan şeylere inanamazsınız.
ÇILGIN ZİHNİNİZE DUR DEME VAKTİ .......
Ve 10 dakika sonra yazdıklarınızı okuyun. Göreceğiniz şey, çılgın bir zihne
sahip olduğunuz. Çünkü bu koskoca çılgınlığın, bir yer altı nehri gibi akmakta
olduğunun farkında değiliz. O, her ne yapıyor ya da yapmıyor olursak olalım, tüm
hayatımızı etkiliyor. Ve bu çılgıncasına akan düşünce nehrinin toplamı sizin
hayatınız! Öyleyse artık değişimin vakti gelmiş. Ve farkındalığın mucizevi taraf
şu ki, farkına varmak dışında hiçbir şey yapmanız gerekmiyor.
Düşüncelerinizi izliyor olmak, onları değiştirmek anlamına geliyor. Böylece
yavaş yavaş o çılgın insan kayboluyor ve düşünceler belli bir örüntü içine
giriyor. Bedeniniz ve zihniniz huzura kavuştuğunda göreceksiniz ki, onlar
aslında birbirleriyle uyum içindeler. Aralarında bir köprü var. Artık farklı
yönlerde çalışmıyorlar. Bir kez bedenin, düşüncelerin ve duyguların farkına
vardığınızda hepsi birlikte bir orkestra oluşturuyorlar. Sonra da dördüncü durum
kendiliğinden oluşuyor. O bütünün size bir armağanı. Bu durum, nihai farkındalık
olarak adlandırılıyor. Kişi kendi farkındalığının farkına varıyor.
Kendinize ulaşabilmek, içinizdeki potansiyeli açığa çıkarabilmek için denemeniz
ve kendiniz için doğrusunu bulmanız gereken yüzlerce farklı meditasyon
tekniğinin yanı sıra; kendi kendine hipnoz, rüya hipnozları, stresi kontrol
altına alma tekniklerim içeren relaksoloji, ses terapisi, nefes egzersizleri,
şaman ritüelleri ve trans dans öğretileri gibi pek çok farklı yöntem de
bulunuyor.
İHTİYACINIZ OLMAYAN HER ŞEYDEN KURTULUN......
Binlerce yıldır insanlar tarafından kendini tanıma yöntemi olarak kullanılan
meditasyon modern insanın her gün yaptığının aksine düşüncenin tamamen dışında
olma halini ifade ediyor. Aslında batılı zihin ve yaşam tarzı için meditasyonu
algılamak zor. Çünkü bizlerin koşullanması tamamen aktif olmak üzerine kurulu.
Onlarca yıldır dünyanın çeşitli ülkelerinde meditasyon eğitimi alan ve veren,
pek çok meditasyon yöntemi konusunda derin deneyimi bulunan Kun'dan Amrit
Sangeet, meditasyonun neden gerekli olduğunu anlatıyor: "Kendimizi tanımak için
aslında bir şey yapmaya değil; yapmamaya ihtiyacımız var. Ama öz benliğimizden o
kadar uzaklaşmışız ki, hep bir şeyleri elde etmenin peşinde dolaşıyoruz.
Meditasyona da, bu alışkanlığımızı kırmak için ihtiyaç duyuyoruz."
Bu felsefeye göre insan meditasyon yaptıkça nelere ihtiyacı olmadığını
farkediyor, nelerden vazgeçebileceğini görüyor. Meditasyon yaptıkça insanın
hayatından ona gerekli olmayan şeyler kendiliğinden çıkıyor. Meditasyonu, bir
ışığın odaya girip herşeyi aydınlatması gibi düşünebilirsiniz. Meditasyon
kişiliğimize, bilinçaltımızdaki karanlık köşelerimize ışık getiriyor. Mistikler
bunu "bilincin ışığı" olarak niteliyorlar. Meditasyon çocukluktan bu yaşımıza
kadar getirdiğimiz, yaşanmış-yaşanmamış pek çok şeyi aydınlığa, bilince
çıkartıyor. Meditasyon yaptıkça bizi huzursuz eden, sıkıntı veren, farklı
kişilik maskeleri takmamıza neden olan fazlalıkların kendiliğinden uzaklaştığım
görüyoruz.
Tüm diğer spiritüel felsefeler gibi meditasyonda da sağlık kavramı, hasta olmama
halinin ötesinde bir anlam taşıyor. Bu felsefeye göre öyle gibi görünse de,
sorunlarımızı başkalarının yardımıyla üretmiyoruz. Sorunların tümü özde
kendimizi tanımamamız nedeniyle ortaya çıkıyor. İhtiyaç duymadığımız şeylerin
peşinde koştuğumuz için psikolojimiz bozuluyor. Ama bu bizim kendimizin hayata
karşı tavrımız. Bu nedenle patolojik bir rahatsızlığı, kurtulunması gereken bir
durumu, dışarıdan yardım alarak
çöz-meye çalışıyoruz. Biz ürettiğimiz için o sorunu çözsek dahi, bu başka
sorunları üretmemizi engellemiyor.
Meditasyon ise bizi hiç kimsenin yardımı olmadan kendimizi kendi kendimizin
çözmesine ve sorun üreten kalıbın kendisini çözmemize yardım ediyor. Bizi
böylece gitgide dış dünyadan özgürleştiriyor. Özgürleşme, bizi ilişkileri daha
sağlıklı yaşamaya götüren bir süreç. Biz genelde sorunları başka yerde arıyor;
ya eşimizde, ya sevgilimizde, ya çocuğumuzda, ya anne-babamızda ya da
patronumuzda buluyoruz. Oysa bu kişiler ve enerjiler kendi hayat deneyimimiz
boyunca, kendimizi geliştirmek için bize olanaklar sunan aracılar. Biz onları
suçladıkça, bu hayatta öğrenmemiz gereken dersi öğrenmemiş oluyor; ısrarla o
dersi almamaya çalışıyoruz. Bu da bizi daha farkında bir hayata götürmüyor.
Hayatımızdaki herkes ve yaşadığımız her şey, bizim daha çok bilinçlenmemiz için
varlar. O ilişkileri doğru şekilde algılar, doğru şekilde yaşar ve doğru şekilde
çözümlersek, yaşam gelişimimizde bir üst düzeye geçiyoruz. Bu hayat denen
yolculuk süresince devam ediyor. Bunları çözdükçe bilincimiz ve ruhumuz
özgürleşiyor.
HAYATA RAĞMEN İÇE DÖNÜN ......
Meditasyon, iç dünyaya yapılan bir yolculuk. Oysa hayatta yapılacak bu kadar çok
şey varken insan nasıl olur da kendi merkezinde kalır? Ama korkmayın. Meditasyon
felsefesine göre insan kendine yaklaştıkça, dünya da ona daha dostça davranıyor.
Aslında "dışarısı" diye bir yer yok. Siz kendi içinizde mutluysanız karşınıza
sadece mutluluk çıkıyor; mutsuzsanız da sadece hüzün. Meditasyonun en önemli
öğretilerinden biri de kabul. Bu başınıza gelebilecek her şeyi kabul etmeniz
anlamına geliyor. Siz kötülükleri de yürekten kabul edip, size neler öğrettiğine
bakabildiğiniz zaman, artık sizi ne korkutabilir?
Meditasyonun bakış açısına göre modern zamanların insanını sınırlayan zaman
ve ölüm kavramları aslında sadece zihnin yarattığı birer yanılsama.
AKTİF ÇAĞA AKTİF MEDİTASYON ......
Meditasyon teknikleri de, insanlık gibi değişim geçiriyor. 2000 yıl önceki
insanlar doğanın içinde yaşıyorlar, doğal şeyler yiyorlardı. Araba gürültüsü
yoktu, ülkeler birbirlerini bombalamıyordu. insanlar bugüne kıyasla daha
barışçıl, daha doğal, daha sakindiler. Daha az şey düşünüyorlar, daha az
kaygılanıyorlardı. O insanlar için kıpırdamadan saatlerce oturarak meditasyon
yapmak daha kolaydı. Oysa şimdi beynimizde 2000 yıl öncesine kıyasla, çok daha
fazla ihtiyacımız olmayan şey var. Bedenlerimiz toksin depolarına dönüşmüş
durumda. Çünkü sağlıklı ve doğal besinler tüketmiyoruz. Kahve ve içki içiyor;
uyuşturucu kullanıyoruz. Oksijen değil egzost
soluyoruz. Doğayla bağımız kopuk. Bu nedenle kendimizden de kopuğuz. Bizim
oturup sakince meditasyon yapabilmemiz için önce bunlardan arınmamız gerekiyor.
Yeni çağın meditasyonları arasında yer alan "Osho meditasyonları" tam da
bunu yapıyor. Bu meditasyonlardan önce paradoksal bir şekilde, normal hayatta
olmadığımız kadar aktif oluyoruz. Önce içimizdekileri atıyoruz, sonra oturup
kendimizi izliyoruz. Ama endişelenmeyin, bir süre sonra hem meditasyonda, hem de
günlük hayatta dinginliği yakalamaya başlıyorsunuz.
KAÇMAYI BIRAKIN, SADECE KABULLENİN ....
Amrit Sangeet, çoğu insanın sandığının aksine meditasyonun bir kaçış değil; bir
kabulleniş olduğunun altını çiziyor. Dinleyelim: "Meditasyonu insanlar
hayatlarındaki kötü bir şeyden kurtulmak için yapma eğilimindeler. Bu büyük bir
yanlışlık. Hatta başlangıçta meditasyonu kötü hissettiğiniz zaman değil; iyi
hissettiğiniz zaman yapın. Çünkü iyi hissettiğiniz zaman kendi benliğinize daha
yakınsınızdır. Böylece kısırdöngüyü de kırmış olursunuz. Meditasyon bir ilaç da
değil. Ona bu muameleyi yapmayın. Biraz düşünürseniz ilaçlar aslında
uyuşturucudurlar. Onlar sizi sürekli hasta tutacak potansiyele sahiptirler.
Neden? Çünkü hasta olursunuz, ilaç alırsınız, ilaç alınca hasta olmaktan
kurtulacağımızı bilerek, hasta olmak için kendinize açık kapı bırakırsınız. Bu
bir kısır döngüdür. Tabii ki başlangıç evrelerim atlattıktan sonra meditasyonu,
kendinizi kötü hissettiğinizde de yapacaksınız. Ama iyi hissettiğinizde sakın
bırakmayın. Çünkü çağımız insanının meditasyona başlamak için hakikaten kendini
kötü hissetmesi gerekiyor. Çünkü insan yanılsamaları sürdürme eğilimi taşır. Bu
da sizi yeniden mutsuzluğa götürür."
NEREYE BAKTIĞINIZA DİKKAT EDİN....
Esas mesele resmin tamamını görmek. Bazen mutlu, bazen mutsuz oluruz. Meditasyon
sizi mutluluk-mutsuzluk döngüsünün dışına çıkartıyor. Meditasyon sizi mutluluğa
götürecek diye bir şey yok. Ama sizi bilgeliğe götüreceği kesin. Meditasyona
başladığınızda önceleri mutluluklarınız kadar mutsuzluklarınızı da daha yoğun
yaşayacaksınız. Ve bu kaçınılabilecek bir şey değil. Ama meditasyonun en heyecan
veren yönü şu: Artık mutsuzluklarınızı da o yoğunlukla yaşama gücüne sahip
olacaksınız. Onunla incinmeden başa çıkabileceğinizi bileceksiniz ve onu kabul
edeceksiniz. Çünkü hayat iyi ve kötünün birlikteliğinden oluşur.
Meditasyon size aslında bir şey yapmak zorunda olmadığınızı öğretir. Meditasyon
yaptıkça durumları kabullenmeyi, olasılıklara açık olmayı deneyimlersiniz.
Meditasyon felsefesine göre eğer varoluş, tek bir organizmaysa, biz de onun bir
atomu, bir hücresi, bir parçasıyız. Hayat sürüyor, biten ya da başlayan bir şey
yok. Ölümde bile bu böyle. Hepimiz sürekli bir oluş halinde yaşıyoruz.
Meditasyon hali, durup olan her şeyi izlemek ve fark etmek demek. Olan şeye
karşı tavır almak zorunda değiliz. Onun farkında olmamız yeterli...
Dahlia - 16.6.2003
e-posta:
dahlia_65@msn.com
netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel
yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine
tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya
link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)
|