| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

24.07.2003 Zeynep Yazıcı - netyorum.com / Sayı: 140

İSTANBUL İSTANBUL OLALI

Merhabalar; Bir çoğunuz İstanbul'un tarihi hakkında bir çok şey biliyordur. Acaba kaçınız boğazın sularına karşı Asya ile Avrupa'nın Kavuşma arzusunu biliyor? Bizans 'dan bu yana bakalım neler olmuş İstanbul'un sularına karşı?

GEÇMİŞTEN BU YANA İSTANBUL KÖPRÜLERİ VE DENİZALTI TÜNELLERİ

Yıl 1957 Hayat mecmuası'nda yayınlanan bir sayfayı günümüze taşımak istiyorum. Geçmişten bugüne Asya ile Avrupa'yı birbirine kavuşturan köprülerin ve geçitlerin macerasına eşlik eder misiniz?

Ve yazı şöyle başlıyor;

Bu sahifelerde İstanbul'da tarih boyunca kurulan veya kurulması düşünülen köprüler ve bir denizaltı tüneli projesi hakkında Haluk Y.Şehsuvaroğlu'nun çok enteresan bir yazısı ile bu güne kadar intişar etmemiş tarihi fotoğraflar bulacaksınız.

Bizans müverrihleri Haliçte ilk köprünün İmparator Jünstinyen devrinde yapıldığını yazmakta ve yeri hakkında da muhtelif rivayetler ileri sürmektedirler.Bu köprünün Ayvansaray' daki Odun kapısından karşıya kurulduğu ve adının da Ayos Kalinikos olduğu söylendiği gibi Defterdar'a yakın bir yerde (deve köprüsü)isminde ahşap bir geçit bulunduğunu kaydedenler de vardır. Fakat en kuvvetli tahmin, köprünün Eyüp- Sütlüce arasında olduğudur.

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul' u muhasarası sırasında Bizans köprüsü mevcut bulunmuyordu. Fatih askerlerinin kolaylıkla Haliç surları önüne varmaları için burada ilk Türk köprüsünü kurdurmuştu.

Haliç üzerinde yolcuların geçmesine, eşya nakline mahsus bir köprü kurmaya II. Beyazıt zamanın da teşebbüs edildiğine dair bazı vesikalar mevcuttur. Bunlardan Licardo adlı sanatkarın II.Beyazıt 'a gönderdiği mektupta '' Ben kulunuz şöyle işittim ki İstanbuldan Galata'ya bir köprü yapmak istemişsiniz, ama bilir adam bulamadığınızdan yapamamışsınız.''denilmekte ve bu köprünün nasıl olacağı tarif edilmektedir. Ayrıca Pariste Institut de France kütüphanesinde bulunan Leonardo kodeksinde sanatkarın el yazısını ihtiva eden bir köprü taslağının Galata ile İstanbul arasına yapılacak köprüye ait olduğu tahmin edilmektedir. Bu plana göre köprünün genişliği 25 metreden fazladır, su seviyesinden yüksekliği 41, uzunluğu da 350 metreyi bulmaktadır. Köprünün altında gemilerin geçmesi için bir kemer resmolunmuştur. Kemerin irtifaı 41 metredir.

1836 yılına kadar şehrin bu iki yakası arasında kolaylıkla gidilip gelinmiş, II.Mahmut' un iki yakanın bir köprü ile birleştirilmesi üzerine Kaptanı Derya Ahmet Fevzi Paşanın yaptırdığı resme göre ilk köprü Tersane tarafından inşa edilmişti. Köprüden halkın mecburen geçmeleri emrolunmuş ve köprüye bu sebeple Hayratiye ismi verilmiştir.

19.yüzyılın ikinci yarısında Karaköyle Eminönü arsasında da bir köprünün kurulması lüzumlu hissedilmiş ve 1844 de bugünkü köprü yerinde dubalar üzerinde ahşap olarak inşa edilmiştir. Karaköy köprüsü 1863 yılında yine ahşap olarak yenilenmiş ve 1870 ten sonra kısmen demir olarak 105 bin altına yapılmıştır.

II.Abdülhamit devrinde,ayrıca o vakitler ahşap olan Karaköy köprüsünün büyük ve güzel bir şekilde inşası hususunda yabancı mimarlara,mühendislere projeler hazırlatıldı. Muhtelif köprü projeleri içerisinde en sadesi Dollingen tarafından teklif edileni idi. Bu köprünün üzerindeki muhtelif iskelelerinden maada Eminönü tarafında bir deniz hamamı , dükkanlar ve bir gazino ile Karaköy tarafından da diğer bir gazino ile bir kahve bulunuyordu. Köprünün başlarına da tahsildar mevkileri konulmuştu.

Karaköy köprüsü için yapılmış diğer bir proje asıl köprünün dış ve iç kısımlarına konulmuş, aralıklı ve geniş dubalar üzerinde türlü eğlence yerleri yapılması fikrini tartışıyordu.

1902 de Paris'te yapılan başka bir proje ise çok muhteşemdi. 5 duba üzerine oturacak köprünün iki başlarında ikişer yüksek kule bulunacaktı. Dubaların yanları güzel ızgaralarla kapatılmıştı. İki denizi birbirine altı geçit yeri bağlıyordu. Haliç tarafına karşılıklı rıhtımlar,geniş yollar açılıyordu. Karaköy köprüsünün iki yanına muhtelif eğlence yerleri yerleştirilen bu muhteşem köprü projesi hükümet tarafından tahakkuk ettirilmek istenmişse de II.Abdülhamit'in ''bir hadise çıkıp da asker sevki lazım geldiğin halde, ihtilalciler mağazalar da saklanıp oradan geçecek askere kötülük etmeleri muhtemeldir. Burası düşünülsün, ve her cihet tekrar tetkikat icra olunsun.'' İfadesi üzerine köprünün bu projeye göre yenilenmesinden vazgeçilmiştir.

Aynı yıllarda boğazın Anadolu ile Rumeli yakasında bir geçit yapılması düşünülmüş ve Amerikalı mühendis Frederik E.Strom, Saryburnu ile Salacak arasında kurulacak bir tünelin planlarını yapmış ve bu tünelin beratını kendisiyle arkadaşları Frank T.Lindman ve Hilliker namlarına almıştı.

O vakit 'Tüneli Bahri' denilen bir inşaat büyük bir masrafı ve zamanı icap ettirecekti. Tünel denize tespit edilmiş 16 büyük sütun üzerinden geçiriliyordu. Tünelde işleyecek vasıta bir lokomotifin çektiği iki yolcu vagonu ile bir eşya vagonu idi. Bu proje tahakkuk edemeyen bir fantezi olarak kaldı.

Son yıllarda ve ikinci Dünya harbinden sonra Boğaziçi'nin iki kıyısının birleştirilmesi hakkında yeni tasavvurlar ortaya çıkmış ve Profösör Bonatz da bir asma köprü projesi hazırlamıştır.

Bu yıl hükümet Asma köprü tasavvurunu tahakkuk ettirecek bir Fransız şirketiyle bir protokol imzalamıştır.

Denizaltı Tüneli - Yirminci asrın başlarında Boğaz'ın Anadolu ile Rumeli yakaları arasında bir denizaltı geçidi yapılması düşünülmüş,Amerikalı Frederik E.Strom, Sarayburnu alacak arasında kurulacak bir tünelin yukarıda görülen bir projesini yapmıştır.2500 sene evvel İse Darius'un orduları sallar üzerinden boğazı geçmişti. Fakat Asya ile Avrupa'nın ilk defa devamlı olarak birleştirilmesi geçenlerde protokolu imzalanan Ortaköy - Beylerbeyi asma köprüsü ile mümkün olacaktır.

Abdülhamit döneminde Hayal ve Hakikat …

İkinci Abdülhamit devrinde Karaköy köprüsünün büyük ve güzel bir şekilde inşası hususunda bir çok yabancı mimar ve mühendislere projeler hazırlatılmıştır. Bunlardan bir tanesi 1902 de Pariste yapılan en üstteki muhteşem köprü projesidir.

Asya ile Avrupayı ilk defa devamlı surette birbirine bağlayacak olan köprü bu görünüşte olacaktır.

Bir Fransız şirketi ile imzalanan protokol neticesinde tahakkukuna gidilecek Asma köprünün şekli ve ölçüleri şimdiye kadar yapılmış olan belli başlı asma köprüler nazarı itibara alınarak tespit edilmiştir. Köprünün Anadolu yakasındaki ayağı Beylerbeyi sarayının Üsküdar'a bakan cihetine , Rumeli tarafındaki ayağı ise Ortaköy Camisi ile kömür depoları arasına rastlayacaktır.Köprü aynı zamanda şehre giren iki büyük yoluda birleştirecektir. Bunlardan biri Londra Asfaltı denilen Topkapı - Tekirdağ yolu , diğeri de Haydarpaşa- Ankara tren yoludur.Maliyeti 30 milyon dolar olarak tahmin edilmektedir. Bunun 20 milyon doları dış tediye, 10 milyonu da iç tediyelerle karşılanacaktır. Planlar ,topografik, trafik ve ekonomik şartlar nazarı itibara alınarak hazırlanılmıştır. Yapılan hesaplara göre uzunluğu 1340 m, orta açıklığı 675 m , denizden yüksekliği 50 m, yani 17 katlı bir apartman boyunda olacaktır. Bu suretle transatlantikler ve harp gemileri köprünün altından rahatça geçebileceklerdir. Köprü dünyanın en büyük köprüleri arasına girmektedir.

Bu köprüden arabalar iki dizi halinde gidebilecek ve aynı şekilde yan yana iki dizi halinde de gelebileceklerdir. Yapılan hesaplara göre köprünün inşaatı için 28 bin ton muhtelif cins demir ve çelik harcanacaktır. Bu miktar Karabük Fabrikasının aşağı yukarı iki aylık istihsali demektir. Ayrıca 14 bin ton da çimento sarf edecektir ki bu da vasat bir çimento fabrikasının iki aylık devamlı faaliyeti neticesinde elde edilebilir. İnşasına yakında başlanacağı tahmin edilen Boğaziçi asma köprüsünün tamamlandıktan sonra memleketimize çok turist celbedeceği ve döviz temin edeceği muhakkaktır. Yukarıda ki fotoğraf, protokol imzalanan Asma köprünün arz edeceği manzaraya uygun olması dolayısıyla Prof. Bonatz'ın çizdiği bir maketten çekilmiştir.

Evet Dostlar;

Sanırım İstanbul İstanbul Olalı hep görmüş iki yakayı bir araya getirme çabasını.

Sevgiyle kalın.

Zeynep Yazıcı - 17.7.2003 - Niğde
e-posta: yazicizeynep@hotmail.com


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
140. Sayı önceki yazı 140. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye