| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

04.09.2003 Doğugül Kan - netyorum.com / Sayı: 143

HATİCE'YE MEKTUP

29.08.2003 ALANYA

Canım Arkadaşım,

Ne güzel de kutlamıştık sünnetini güzel oğlunun... Kendi aramızda neş’e içinde. Bir sünnet alayı yapmıştık. Benim minibüsün arkasına kamerayla oturmuştu Özlem. Tüm alayı ölümsüzleştirmiştik...

Ne güzel bir sünnet çocuğuydu. Ne mutlu bir anneydin. Öğretmen Evi’ndeki düğün yemeği. Ardından o güzel eğlence...

Ama senin kaderin be arkadaşım ne kadar kötüymüş...

Aşağı yukarı bir yıl sonra bir Nisan Perşembesiydi çok iyi anımsıyorum. Göğsündeki şişlikten söz etmiştin. Ve ertesi gün Cuma... Bayrak töreninden sonra hepimiz bahçede toplandığımızda konumuz gene oydu... Ve...

Ve Pazartesi okula geldiğimde senin Bursa’ya gittiğini öğrendim ve zaten çok kısa bir süre sonra da o kötü hastalığın seni pençesine aldığı haberi geldi...

28 Nisan’dı sanırım. Sağ göğsünü ameliyat masasında bıraktığın gün... Ne de çok üzülmüştük. Ne de çok kahrolmuştuk... Sonra devam etti tedavilerin...

O yaz Bursa’ya seni görmeye gelmiştik.Sibel, ben ve Gülay. Tüm saçların dökülmüştü. O halin hiç gözümün önünden gitmiyor ama o halinle bile çok güzeldin bitanem...

Sonra döndün Alanya’ya. Güzel günler başladı... Sen yendin hastalığını. Saçların uzadı, sağlığına kavuştun... Eskisi gibi olmasa da eski yaşamını sürdürmeye başladın...

Daha çabuk yoruluyordun, fazla iş ama yapamıyordun ama olsun...

Allah seni iki güzel yavruna, ailene ve bizlere bağışlamıştı...

Sık sık konuşuyor dertleşiyorduk. Benim, onun, şunun, bunun gibi sıkıntıların vardı senin de... Ama olsun sağlığına kavuşmuştun ya önemli olan oydu...

Bu yaz okul kapandı. Gene gittin ailenin yanına çocuklarını alıp; her yaz olduğu gibi.

Ve neredeyse dönecektiniz artık...

12 Ağustos Salı günü akşam üzeriydi ve Özlem aradı. Özlem benim çileli güzelim, senin manevi kızın. Ağlıyordu telefonda... O’na bişey oldu sandım. Konuşamıyordu..

“Doğugül Abla” dedi. Sustu...

“Ne oldu ?”dedim.  Tekrar,

“Doğugül Abla” dedi

“Özlem ne var söyle?” dedim

“Hatice Abla’nın Kaan bitkisel hayattaymış” dedi...

O anda bacaklarımda bir çözülme hissettim. sanki altımda yer kayıyordu, başım dönmeye başladı, şaşırdım, şok oldum...

“Ne olmuş? Neden?” dedim..

“Beyin kanaması geçirmiş, bitkisel hayata girmiş” dedi..

Elimde telefon kalakaldım. Ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilemedim. Özlem konuşuyordu.

“Bitkisel hayattaymış, Babasıyla konuştum; Kaan’ı kaybettik, dedi ama Hatice Abla daha bilmiyormuş ve o bir süre sonra kendine gelmesini bekliyormuş” dedi...

Kendimden geçmiş bir halde telefonu kapattım... Ve herşey bir film şeridi gibi gözümün önünden geçmeye başladı...

Sonra kendimi toparlayıp Canan’ı aradım. Sonra Canan, Özlem’i. Derken hepimiz birbirimizi aradık. Ve akşamüzeri Canan’da toplandık..

Sürekli Hatice’yi aradık ama ulaşmak mümkün olmadı. Cebi hep kapalıydı...

Ne yapacağımızı bilemiyorduk..

Özlem ve eşi hemen yola çıkmışlardı. Çarşamba gecesi 1 otobüsüyle. Özlem’e ulaşıp ondan bilgi almak en sağlıklı yoldu. Biz de öyle yaptık..

Özlem ve eşi, 14 Ağustos saat 11 gibi Bursa Tıp fakültesine ulaşmışlar ancak 10 dakika sonra Kaan’ımız bu dünyadan melekler diyarına göç etmişti..

Ben Özlem’i aradığımda henüz gitmişti Kaan’ımız..

Hatice’min o anki durumunu asla kafamda canlandıramıyordum...

Zaten Özlem, onun kendinde olmadığını söylüyordu...

Daha sonra Özlem’le konuştuğumda Kaan’ın toprağa verildiğini öğrendik.

Bebeğimiz daha 11 yaşındaydı. Ama kader ona ağlarını anne karnındayken örmüştü. Anne karnında beyninde bir damar yumağı oluşmuş. Ne zaman ve nerede patlayacağı belli olmayan bir yumak.

İşte o gün gelmiş; 12 Ağustos’ta şiddetli bir baş ağrısı ve ardından gelen kısma ve derken hafıza kaybının başlaması ve apar topar ameliyata alınmış..

Sekiz saat süren bir ameliyat ve sonra bitkisel hayat. Ondan 24 saat sonra ise Kaan’ımızı kaybettik..

Evet işte böyle.

Bu olay bir anne olarak bana o kadar çok şey öğretti ki...

Sağlıklı çocuklarımız olduğu için her gün Tanrı’ya şükretmeliyiz...

Onların Tanrı’nın bize verdiği en güzel armağanlar olduklarını asla unutmamalıyız...

Ufak tefek sorunlar için ne onları ne de kendimizi üzmeliyiz...

Hayatın çok kısa olduğunu asla unutmamalı ve onu en güzel şekilde yaşamalıyız.


Evet Canım Arkadaşım,

Allah senin yaşadığın bu acıyı başka hiç kimseye yaşatmasın. Ancak şunu asla unutmamalısın..

Senin bir yavrun daha var. Onun sana her zamankinden daha çok ihtiyacı var ve sen çok güçlü bir kadınsın... Onun için yaşamalısın... Birbirinize destek olmak zorundasınız.


Bana gelince,

Ben hala sana ulaşamadım;aslında ulaştığımda seni nasıl teselli edebileceğimi de bilemiyorum.

Elimden tek gelen bu satırları yazmaktı.

Umarım beni bağışlarsın.

Kalbimin ve aklımın hep sende olduğunu bil yeter.


Arkadaşın Doğugül.....

Doğugül Kan
e-posta: gul_kan@hotmail.com


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
143. Sayı önceki yazı 143. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı  
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye