| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

13.11.2003 Zeynep Yazıcı - netyorum.com / Sayı: 148

EY DOLUNAY!

Ey dolunay!

Yeryüzünün ruhu bu gece daha da yakın bana;

insanın her yerde acı çektiğini görüyorum, saf ve hafif günün arayışı, geçen hiçbir günün ardından tükenmek bilmiyor. İşte ben zavallı çılgın, neysem oyum şimdi de!

Hey dolunay!

Bana kağıt, kitap yığınları üstünde göründün yine bu gecede. Ah, senin sevimli ışığında dağ tepelerinde gezinebilseydim, kara oyuklar çevresinde ruhlarla uçabilseydim, alacakaranlığında çimenler üstünde dolaşabilseydim, bütün bilgi sislerinden ve bilmem gerekenlerden sıyrılıp senin şebnemlerinde yıkanarak sağlığa doğabilseydim…

Ah dolunay, o kadar uzaksın ki bana ve ben seninle olma özlemiyle yaşıyorum bu geceyi de… O kadar güzelsin ki!!!

Şu an bilgiye susamanın etkisinden kurtulan kalbim, artık hiçbir acıya kapalı kalmamalı: ' eğer , geçen ana dur, o kadar güzelsin ki dersem… o zaman beni zincirleyebilirsin. O zaman sevinçle yok olmaya razıyım. O zaman ölüm çanları çalabilir. O zaman görevim bitmiş olur. O zaman saat dursun, yelkovan düşsün, vaktim tamam olsun…'

Ey dolunay ben senin ışığında gömülüyorum yine düşüncelere, bir çocuk gibi oyun oynuyor düşlerim,düşüncelerim.

Zeka denilen şey aslında ahmaklıktan başka bir şey değildir, niçin masumluk kendi kutsal değerini bilmez? Oysa yapılacak tek şey kendini bütünüyle vermek, sonsuz olması gereken mutluluğu duymak değil midir? Umutsuzluk mudur bu? Hayır sonsuzluktur.

Ad bazen göklerin parlaklığını sislendiren bir sestir ama, duygu her şeydir ey dolunay! İnsan için tam olan ne var ki yaşam da? İstekten zevke doğru akacak, zevkin kucağındayken gene isteğin özlemini çekecektir. İnsanoğlu bu ikilemden asla kurtulamayacak.istek, zevk, gene istek, gene zevk, yeniden istek, sonunda; keşke bu dünyaya hiç gelmeseydim… İşte insan olmanın ayrıcalığı dolunay…

Fırtınadan sonra gökte ebemkuşağı görünür. Ebemkuşağı insanlık eyleminin göğe vuruşudur bilir misin? Bu renkler hayattır. Yalnızlık içinde yaşayan, çevrelerinde ne mekan, ne de zaman bulunmayan Tanrıçalar anneleridir.

Oluşum değişim… İşte annelerin sonsuz düşüncelerinin sonsuz diyaloğu… Güzellikleri yakaladığını sanırsın, elinde bir süpürge sırığı, bir değnek, bir mantar kalır. İnsandan her zaman kaçacak olan, sükunu tatmaktır.

Sevgili dolunay, sağduyumun son yargısı şudur; Hayat o kimsenindir ki, her gün onu kendinin eder.

Ey dolunay, ben senin o parlak ışığında yine haykırıyorum!!!! Özgür bir toprakta, özgür bir halk arasında bulunmak istiyorum. O zaman geçen ana, dur o kadar güzelsin ki, diyebilirim, işte o zaman yeryüzünde geçirdiğim günlerin izi kaybolmaz.

Şimdi ben böyle bir mutluluğun önsezisi içinde, şimdi, o en yüksek anın zevkini tadıyorum ve biliyorum ki; çok uzakta öyle bir yer var, o yerlerde mutluluklar... paylaşılmaya hazır bir hayat var……..

Sevgiyle kalın,

Zeynep Yazıcı - Niğde
e-posta: yazicizeynep@hotmail.com


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
148. Sayı önceki yazı 148. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye