| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

15.12.2003 Çilekçe - netyorum.com / Sayı: 149

GENÇ BİR KADIN

Genç bir kadın, masaya oturmuş tek başına hüngür hüngür ağlıyor. Birini bekliyor mu, beklemiyor mu belli değil. Belki de yanlız kalmak istiyor. Ama, o koca mekanda ne mümkün! Belki de yanlız kalacak bir yeri yok da ona ağlıyor. Belki bir evi var da yanlız kalacak durum yok. Annesi-babasıyla, belki eşi-çocuğuyla yaşıyor o evde. Ama ağlıyor işte, hemde hüngür hüngür.

Kalabalık, ağlarken onu rahatsız etmediğine göre derdi büyük olmalı. Ama hangimizin derdi yok ki! Yine de merak işte… Kim bilir belki çok sevdiği birini yitirdi ya da sevgilisinden ayrıldı, belki de ölümcül bir hastalığa yakalandı ya da çocuk sahibi olamayacağını öğrendi… Dedim ya herkesin derdi var!

O sırça köşk'ün içinde ne fırtınalar kopuyor kimbilir. Acaba hep böyle yapayalnız ağlayıp ağlayıp gidecek mi? Yok canım insanlık öldü mü, birisi illa ki sorar neyin var diye. Ama ben sormuyorum bir başkası neden sorsun ki?

Hala ağlıyor… Masaya genç bir adam yaklaştı ve konuşmaya başladılar. Neler konuştuklarını duymuyorum ama masadan üzerime üzerime buz gibi bir rüzgar esiyor. Ceket mi giysem ne?

Kadının neşesi iyice kaçtı, ağlaması yavaşlayacağına hızlandı. Yanına birisi gelse sakinleşir susar diye düşünüyordum ama ne mümkün. Adamsa gayet sakin konuşuyor. Belki de sevgilisi veya eşidir. Ama bu sakinlik pek hayra alamet değil! Hiç göz göze gelmiyorlar. Ellerine bakıyorum, bir alyans falan görsem adam kocası mı, sevgilisi mi anlayacağım. Aslında bana neyse. Dedim ya merak işte…

Evet sonunda ellerine gördüm. Adam kocası! Adam devamlı saatine bakıyor, belli ki yetişecek bir yerleri var. Ve devamlı kalkacakmış gibi sandalyenin ucuna doğru ilerliyor. Kadın hiç oralı değil kalabalığı görmediği gibi, adamıda görmezden geliyor. Durum umutsuz, sanırım şu an bitmiş bir ilişkiye bakıyorum.

Biten ilişkilere şahit olmayı sevmiyorum. Bu zamana kadar kendi ilişkilerimde bunu zaten yaşadım çok ağır bir yük olduğunu biliyorum. Bitirende olsan terk edilende olsan bu böyle. Neden bir başkasının biten ilişkisini de görüp üzerime bir yük daha alıyorum. Aslında dedim ya hepsi meraktan!

Ben başkaları gibi yapamıyorum (aslında bu başkalarının kim olduğunu hep merak etmişimdir). O kadının ağlayan gözlerini o mekanda bırakıp gidemiyorum. O gözler illa ki benimle geliyor. Sinemaya, eve, markete, ofise ve en kötüsü rüyalarıma… Uzun bir süre etkisinden kurtulamıyorum ve kendimi avutmaya başlıyorum "bak insanların ne dertleri var. Sende kendi dertlerini dert sanıyorsun" diye.

Neden şu ağlayan insanlara ve çocuklara dayanamıyorum? Anne olduğum için olabilir mi acaba? Anne olmadan önce de böyle düşünürmüydüm hatırlamıyorum. Zaten benim hayatım ikiye ayrılıyor AÖ (anne olmadan önce), AS (anne olduktan sonra)!

Gerçi bu çok da önemli olmasa gerek. Bu duygulara bir şekilde doğarken sahip oluyoruzdur da, yaşımız ilerledikçe pek belli etmek işimize gelmiyordur. Çocukken sevincimizi, üzüntümüzü, hayal kırıklıklarımızı saklayamayız da büyüdükçe ketum oluruz.

Belki de bu yüzden ağlayan kadının yanına gitmemişimdir. Derdini sorsam belki beni tersler diye. Belki de için için "duygu sömürüsü yapıyor" diye düşünmüş bile olabilirim.

Ama yine de bir insan için endişelenmek onu rüyalarına misafir etmek beni tek bir yönden sevindiriyor. Şu an yaşadığımız zor mekanlarda zor şartlarda her şeye rağmen hala insan kalmayı başaran bazı duygulara sahibim. Bendeki bu merak belki de bu insani duygularımı besliyordur! İnsanlar nerede yaşıyor, nelerle savaşıyor, kimleri seviyor, kimlerden nefret ediyor ve karınlarını nasıl doyuruyor. Dedim ya Hepsi MERAKTAN!

Çilekçe
e-posta: cilekce@hotmail.com


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
149. Sayı önceki yazı 149. Sayı sonraki yazı
   
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye