|
06.05.2004 Koray Karataş - netyorum.com / Sayı: 156
E-PERAKENDE
Neydi o günler ! Biz bilgisayarcılar bir tıklama ile bütün perakendeciliği
Internet'e taşıyabileceğimizi düşünüyorduk. Amazon.com yapıyorsa biz neden
yapamazdık ? Nasıl olsa aynı yazılım araçları ve platformları bizde de vardı,
programcılarımız da en az onlarınki kadar yetenekliydi. Sonuç : Kaç tane karlı
çalışan e-perakendecimiz var ? Kaç kişi Internet üzerinden alışveriş
alışkanlığına sahip ? Evet, maalesef iş başka türlüydü.
Ağustos 2001 itibarı ile ülkemizde 200'ün üzerinde e-perakendeci vardı. Bugün
ise baktığımız zaman ayakta kalabilen 100 e-perakende sitesi bulabileceğimiz
bile şüpheli.
Peki atladığımız neydi ? Biz e-perakendeciliğin "e"si üzerinde dururken
"perakendecilik" kısmını atladık. "Siber" tipler olarak çoğunlukla
bilgisayarcılar bu işleri yapmaya soyundular. Çünkü teknolojiden ilk haberdar
olan ve teknolojiye en kolay erişip kullanabilen onlardı. Çok kolay bir e-magaza
programlayabilirlerdi. Gerisi kolaydı. Hayır değildi !
Değildi, çünkü Internet klasik alışveriş sürecinde yalnızca yeni bir araç veya
etkileşim ortamı sunuyordu. Bundan başka birşey değildi. Internet yiyip,
Internet içip, Internet uyuyan biri olarak söylüyorum, Internet yalnızca bir iş
aracıdır. "İş"in kendisi ise bütün gerçekleri ile aynen bakidir. İşin aslı,
nasıl ki gerçek dünyada bir mağazaya girdiğimizde gayet "insani" etkileşim
süreçleri yaşıyorsak, aynısını Internet ortamında da bekliyoruz.
Belki soru soracak birilerini arıyoruz, belki mağazadan birşey satın alıp
çıktıktan sonra köşe başından dönüp hemen iade edebilme güveni istiyoruz - her
zaman yapamasak bile - karşımızda somut bir muhatap arıyoruz. Belki pazarlık
yapacak, itiraz edecek ya da bir türlü emin olamadığımız bir ürünü bize
beğendirecek birilerini arıyoruz. Bunların bir kısmı ya da hepsi. Bir sepet
ikonu, ürün resmi ve güvenlik logosu koyan mağazalarımız bunları başarabildiler
mi ? Hayır.
O halde bir bilgisayarcı, bir "siber" olarak söylüyorum, herşeyin doğrusunu biz
bilemeyiz. İşinizi siz bilirsiniz. Bize düşen sizin işinizi, süreçlerinizi,
bütün "soft" tarafları, insani etkileşimleri ile anlayarak teknik platforma
taşımaktır. Bizden daha fazlasını beklemeyin.
Çok sıkı bilgisayar kullanıcısı olmayan birini nasıl e-mağazanızda rahat
hissettirebilirsiniz ? Soru soracak bir diyalog kutusu ya da bir e-posta adresi
neden koymazsınız ? Ya da neden "geçersiz kullanıcı adı ya da password" gibi
"uzay yolu" mesajları ile kullanıcıyı çarparsınız ?
Kullanıcılar diyor ki, "Internet'te alışveriş güvensizmiş."
"Neden ?"
"Çünkü kredi kartı numarası çalınabiliyormuş, o yüzden Internet'te alışverişe
güvenmiyorum."
"Peki o zaman 128-bit SSL şifrelemesi kullanıyoruz, işte sorununuz çözüldü."
"Hala güvenmiyorum"
"İşte yine çözdük, SET protokolü ile doğrudan "clearance" sistemine
bağlanıyoruz"
"Kardeşim, sen 10 ultra galaktik güvenlik sistemini üst üste kullansan da yine
sana güvenmiyorum, çünkü bu söylediklerin bana birşey ifade etmiyor, beni
anlamıyorsun. Daha da kötüsü, sen beni doğru
anlayıncaya kadar da alışveriş yapmamaya devam edeceğim."
Asıl sorunun "güvenlik" değil "güven" olduğu, insanların bir yazılım ile değil
yaşayan bir kurum ile muhatap olmak istedikleri, bir web sitesinde değil bir
mağazada gezmek istedikleri anlaşılınca bana da haber verin, o zaman satışlara
yeniden bakalım.
Koray Karataş
http://www.akakce.com
netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel
yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine
tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya
link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)
|