![]() |
||
| | Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | | www.netyorum.com | |
|
08.06.2004 Prof. Dr. İbrahim Ortaş - netyorum.com / Sayı: 157
Üniversitemizin eski Rektör Yardimcilarindan, Ziraat Fakültesi Dekanlarindan, eski Bölüm Baskanimiz ve ayrica üniversitemizde degisik idari görevlerde bulunan hocamiz Prof. Dr. Şefik Yeşilsoy üniversitemize her yönü ile katkida bulunmus bir emektardi. Bundan tam 10 yil önce yine bir seçim günü 28 Nisan 1994 tarihinde hocamizin ölüm haberini tam da yurtdisina çikacagim bir günde aldim. Benim Lisans ve Lisans üstü dönemde hocamdi ve o yillarda etkisini hissettigim hocalarimdan biriydi. Gerçek bir bilim insaniydi. Bilimsel liyakate çok deger verirdi. Kendisi bölüm baskani iken Arastirma Görevlisi oldum. Sinav sonrasi beni odasina çagirdi ve benden bilimsel olarak beklentilerini siraladi. Bir bilim adami olarak hayatim boyunca uymam gereken bazi yasamsal olaylari anlati. Simdi geriye baktigimda anlattiklari gerçek bir bilim adami ve aydinin uymasi gereken ilkelerdi. Hoca gerçek bir demokrati. Yine sayin hocamin döneminde ilk defa asistanlar olarak Bölüm Kurularina çagrilmamiz aramizda memnuniyetle karsilanmisti. Hoca her seyden önce kalibinin adamiydi. Yasaminin hakkini verdigine inaniyorum. Gerçek bir hümanistti. Paylasmanin ve adaletin kitaplarda yazmayan inceliklerini ondan ögrendim. Ilk defa paylasim seminerlerini ondan dinledim. Bir seminerinde semazenlerin dönerken el hareketlilerinin neden ve niçinlerini anlamak için degisik disiplinlerden hocalarimizi çagirmisti. Mevla’na felsefesi ile büyüdügü için haktan aldik halka verdik anlayisina çok deger veriyordu. GAP projesinin ilk yillarinda Urfa'da arazide karsilastigi bir çocugun maddi olanaksizliklardan dolayi okuyamadigini ögrenince ona okuma olanagi yarattigini bölümdeki arkadaslari disinda kimse bilmiyordu. Çok iyi bir egitmendi. Ögrencilerine çok düskündü. Hele çaliskan ögrenciye çok daha deger verirdi. Kötü ögrenciyi de zaten barindirmazdi. Ögrencisine gerçekten bildigini aktariyordu. Ögrenci ile laboratuarinda pratik yapmayi çok severdi. Özellikle yüksek lisans düzeyinde bizim ile birlikte 4 kredilik desin tamamini geçirirdi. Ögrencilik yillarimizda nerede tarim ile ilgili bir organizasyon olsa kendisi otobüs ayarlar ve bizi oraya götürür, ilgililerle tanistirirdi. Simdiden tanisin belki ileride lazim olur ayni kurumda çalisirsiniz derdi. Mutlaka derslerinin önemli bir kisminda emekli olmus veya diger kurumlarin yetkililerini bir saatligine de olsa ders verdirtirdi. O zaman anlayamamistik tecrübenin ne oldugunu, ancak simdi anliyorum ki hoca bizlere ne denli önemli birikimler kazandirmis. Ilk seminerimi kendisinin dersinde almistim. Asetata hazirlik yapmistim ve bütün anlatimimi da ona göre belirlemistim. Ancak aksilik o ya o saatte elektrikler kesik, ne yapalim diye düsünürken “oglum simdi izcilik oynayacaksin” demisti. Ögrenci ile iletisimi çok iyiydi. Babaca yaklasiyordu bizlere. Dersi
yasayarak ögrendik hocanin dersinde. Yurtdisinda uzun süre kaldigi ve bati kültürünü iyice özümsedigi için çok rahat hareket ediyordu. Gençlerin üniversite ortaminda her türlü özgürlügü olmasi gerektigini söylüyordu. Ögrencilerin kendilerini üniversite ortaminda ifade etmesi için her türlü kolayligi sagliyordu. Ülkemizin seçkin bir tarimcisi ve toprak fizikçisiydi. Toprak biliminin ayrinti sistematigini, kurgusunu ve insanla iliskisini, estetigini ondan ögrendim. Iyi bir insan sarrafi idi, bilim arenasina çikmis bir yigin sarlatan ve bencile karsi dünyali bir bilim adami idi. Yurtdisi iliskilere çok deger veriyordu. Çok yabanci bilim adami dostlari
vardi, o dönemde nasil çagiriyordu bilmem ancak ülkemize gelmek isteyen bilim
insanlarini getirtir seminerler verdirtirdi. Bu görev son nefesine Hocanin ruh ve zihin dünyasi çok genisti, gerçek bir aydindi, aile büyüklerinden biri Atatürk’ün Yaveri olmasi nedeniyle Atatürk hakkinda genis bir bilgiye sahipti. Tarih bilgisine çok önem verdigini en azindan dersteki anlatimlarindan ve okudugu kaynaklardan çikarabiliyorum. Hocayi simdi hem özlüyor, hem de ihtiyaç duyuyorum. Simdi yasasaydi kim bilir yazdiklarimizi görseydi eminim çok mutlu olurdu. O dönemde bilgisayar yeni gelmisti ve Aytekin Berkman hoca veri analizi ile ilgili bir uygulama göstermisti. Sonra baktim hoca bir baska oldu, döndü “ bizim ne günahimiz var ben bu sayilarla 6 ay ugrastim dedi” Gerçekten teknolojiye ve yenilige önem veren bir insandi. Kendisinin ögrencisi olma ve sohbetlerine katilarak degisik konulari dinleme sansi buldugum için kendimi sansli hissediyorum. Gerçekten Toprak Bölümü gibi “dogal felsefenin islendigi” bir ortamda ögrenci
olmus olmak benim için bir sereftir. O dönemde gerçekten üniversitelilik
bilincine erismis hocalarimdan degisik konulari dinlemek sormak ve sorgulamanin
ne denli önemli oldugunu ögrendim.Toprak bölümünün o ortami benim için gerçek
bir hayat üniversitesiydi. Ölümünün yildönümünde onu saygiyla, özlemle aniyorum. Müserref ‘i ilk tanidigim yillardan bu yanan hayatini bilime adamis, sürekli çalisma alani ile ilgili konusan bir insandi. Çevresi tarafindan sevilen ve mütavazi, hayat dolu bir insandi. Ancak son yillarda biraz yasadigi olaylarin da etkisi ile olsa gerek sessiz ve olup bitenleri içine atan bir yanini görmüstüm. Yurtiçinde doktora yapmanin ve yabanci dil sinavi ve yurtdisi makale yapma sorununa çok takmisti. Bu konuda kendisini baski altinda hissediyordu. Yaklasik iki yil kadar önceydi eski aliskanligi geregi geç vakitlere kadar çalistigi için tesadüfen halk otobüsü duraginda karsilastik. Konusmamizda konu yine arastirma ve makaleler yaninda ek ders ve bunun ögretim üyelerini nasil rencide ettigini belirtmisti. Kendisinin Ingiltere’ye gitmek için kendi olanaklarini kullanacagini ve paraya ihtiyaci oldugu halde tenezzül edip "ya benim hiç dersim yok" demeyi gururuna yediremedigini belirtmisti. Kendisini sonra hiç görmedim. Müserref doktorasinin bir kismini bizim bölüm laboratuvarinda yaptigi için onun ne denli düzenli ve titiz çalistigina bir ara tanik oldum. Sonuçlarini bir ara bana kontrol ettirerek yorumumu almak istedi. Arkadaslari onun ne denli iyi bir Analitik Kimyaci oldugunu su örnekle anlatiyorlar. Bir zamanlar bölüme bir teneke analizi gelmisti ve -yanlis hatirlamiyorsam- Ni analizi yapilayacakti. Müserref yapti, ancak sonuç analizi getirenlerin istemedigi kadar yüksekti, tekrarlanmasi istendi, Müserref gene ayni sonucu buldu. Bunun üzerine analizi getirenler bu malzemeyi Fransa'dan aliyorlarmis ve Fransiz firmasi bir Kimyagerlerini gönderdi, analizi bir kez daha 2 gün geç saatlere kadar çalisip birlikte yaptilar ve yine ayni sonuç bulununca hem Fransizlar hem de buradaki firma gerçegi kabul etmek zorunda kaldilar.. Tabii tüm bunlara çok kizmisti ama kendinden çok eminde, sonuç raporu yazilip adamlar gittikten sonra , ne oldu Müserref dendiginde yorgun ama gururlu bir sekilde, sol eliyle (pek çok isinde solakti) elinin tersiyle itiyormus hareketi yapip "ne olacak agizlarinin payini alip gittiler" demisti... Müserref ile ayni is ortamda olmadigimiz için iç dünyasini çok bilmiyorum ancak çaliskan, dürüst, ve alaninda basarili olmak için çalisan bir can dostu oldugunu söyleyebilirim. Arkadaslari Laboratuvrada, ögrencilere bildigi her seyi en dogru sekilde vermeyi onur meselesi yapacak denli isine saygili ve sadikti diyorlar. Sevgili arkadasim onuruna çok düskündü, hiç bir isini birilerine sirtini dayayarak yapamayacak kadar onurluydu ve o nedenle sessizce o paralari biriktirerek dönemin yöneticilerine "sizden sadece bir yil yolluksuz-gündeliksiz görevlendirme" istiyorum dedigini duydugumda bilim için hayatini feda etmenin ne demek oldugunu yüregimde hissettim. Arkadaslari cenaze töreninde kendisini gerçek bir "bilim sehidi" olarak anmislardi. Çünkü Müserref doktora sonrasi çalisma yapmak için çok az ögretim üyesinin yapacagi gibi maasindan biriktirdigi para ile Ingiltere’ye bilimsel arastirma yapmaya gitmisti. Maalesef dönüste amansiz hastaliga yakalanmisti. Bazen onu rahmetli Yeter Çanihos’a benzetirdim. Ikisi de ayni sekilde bilim ugruna yasamlarini feda etiler. Her iki hocamizi da yeniden aniyoruz. Ömer Hayyam’in asagidaki dörtlügünü arada bir tekrarlamakta
fayda var. Sefik hocam eglenmesini bildi ancak Müserref için ayni seyi söylemek zor. Çünkü O halen yapmasi gereken çok isi oldugunu düsünüyordu. Prof. Dr. İbrahim Ortaş Not: Bazı konular Mahmut Beyin yakın arkadaşları ile konuşularak netleştirilmiştir. netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)
|
||||||||||||||||
|
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye |