| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

08.06.2004 Tülay Çellek - netyorum.com / Sayı: 157

GERZE DENİZ ŞENLİKLERİ

"Fotoğraflar ve Öyküleri - 3"

Aşkın baharı vardır yüreklerde… Gerze'nin baharı da, aşkı da her yıl temmuz ayında yapılan deniz şenlikleridir. Nüfusu bile artar. Gerçi son yıllarda enflasyon nedeniyle bu artış azaldı. Belki bir nebze de coşkusunu yitirdi. Hani bizim çocukluğumuzda yaşadığımız bayram sevincinin, bu nedenle alınan yeni giysilerin mutluluğunun artık bu yaşa taşınmaması gibi…

Şenlik ve örtüşen kalabalık, fotoğrafın konusu olmuş. Kalabalık, hemen bakınca fazla gibi geliyor ama eleştirel bakışın anlamını lekeye dönüştürdüğünüzde, birbirine benzer şekil ve tonlar, sizde bıraktığı izler bağlamında kompozisyonu derleyip topluyor. Hem de derinliğine götürebiliyor.

Fotoğrafın kod adı: fo1

Aslında yağlı direk yarışması. Uçundaki bayrağa ve sonunda verilen ödüle ulaşmak öylesine uğraş gerektiriyor ki. Hem yapanların, hem de izleyenlerin yüreklerini hoplatıyor. Çığlıklar yükseliyor gökyüzüne bulutları delercesine… Bir düşme daha böyle noktalanıyor hedefe varmadan. Ama sonunda biri ulaşıyor bayrağa-hedefe, yağı gelenden gidenden hafiflemiş direkte. Artık burada çığlıklar morunda ötesine geçiyor bir çizgi şeklinde.

İnsan topluluğunu koyu bir leke, kayıkları gri ve açık bir leke, direği iki lekeyi birbirine bağlayan çizgi ve üzerindekileri de diğer iki büyük lekeye göre denge oluşturmuş küçük leke olarak görebiliriz. Ve denizin gri lekesi… Deniz, rahatlık duygusu yaşatan…Her iki uçta da sonsuzluk ya da perspektifsel bir taraf var… İnsanların bulunduğu yön ve kayıkların gittikçe açılan yönüne baktığınızda bu yaşanıyor bedende ya da ruhta diyelim. Gerçi bu fotoğrafımın kadrajında oynama yaptım. Küçülttüm. Gerçekten çok eskiye dayanan bu fotoğraflarda lekeler vardı. Gerçi bir kısmı sonradan temizlenmeye çalışıldı. Bunu yapan Sayın Çağlar Nar'a teşekkür ediyorum.

Kod adı: fo2

Bu da küçültülen fotoğraflardan. Aslında kayıkların bize yakın tarafı daha genişleyerek bitiyordu kayık lekeleriyle. Bu fotoğrafta hemen zıtlık ön plana çıkıyor. Bizden doğru giden kayıklar ve onu, tam zıt yönde kesen Gerze'nin görüntüsü. Kayıktaki insanların başları nokta gibi değil mi? Ve yine kayıkların yanından geçen üzerinde aralıklı noktalar taşıyan ip, çizgi görevi görüyor adeta yaşamdan alınıp fotoğrafta sergilenmeye niyet edildiğinde… Kayıkların yönlerinin farklı oluşu ritmsel bir tavır ve zıtlıksal bir görüntü veriyor. Hareket kazandırıyor fotoğrafa.. Ve deniz… Ve gökyüzü… Ferahlatan… üstündekileri derleyip toplayan. Ağaçların koyu lekesi sizi içine çeken…Şiir mi yazmak gerekir izlerken, ya da çekip gitmek mi? Bazen kayıkların içinde ben de olurdum. Bazen de izleyen konumunda… Ama her ikisinde de deniz sevgim bir başka sonsuzlaşır içimde…

Kod adı: fo3

Küçülttüğüm fotoğraflardan biri daha. Gerze'nin silueti gitmiş gibi bu arada. Aslında biraz içerde kalsa iyi olurmuş. Uzantısı başka bir hareket kazandırıyor çünkü… Oradakilerden yabancı ama bir anlamda tamamlayıcı yinede. Kayıkların dikey ve yatay yönleri gittikçe açılan tonları, içinde taşıdıklarının farklı biçimleri dikkat çekici… Ama merkez, odak noktası şamyerde yüzen çocuk-genç…Ya da yüzen yalnızlık diyelim. Denizin ortasında, arkasında bıraktığı herkes umurunda bile değil…Elini uzattığı yer deniz mi, yoksa düşlenen sevgili mi? Belki de etrafında oluşturduğu şamyere paralel dalgacıklar arasında hiç yalnız değil, kayıklara tıklım tıklım dolmuş insanlarının önünde…Kimbilir?

Kod adı: fo4

Yine sağı solu kesilmiş bir fotoğraf. Ama tarafımdan yapıldı. Yoksa başkası yapsa asla kabul etmem. Çünkü bu benim tasarrufum. Açı yapmış iki kalabalık görüntü. Aslında üç leke, giden ve dönen çizgiye benzeyen insan kalabalığı sıra sıra, diğeri de deniz. Ve içindeki belli belirsiz bir iki küçük parça, büyük parçaların yanında gerekli olan…Arkada dağın grisi, bizden ıraklığını kağıda bu tonda geçiren. Fotoğrafa bakarken bir zıtlık olmalıydı dedim, herkes aynı tarafa bakıyor çünkü. Ama dikkatlice bakılınca bize dönük bir yüz var. Fakat portre lekesi fazlaca koyu, daha açık olsaydı odak noktası olmaya yaklaşırdı o zaman. Her yeniden baktığımda iskelenin beyaz çizgisi, yaşamları bölen çizgiler gibi vurgulu görünüyor gözüme…Ya da alttakiler, üstekiler… Bakanlar, yüzenler…

Bütün bu kalabalık, denizde olan başka yaşamları izliyor, kendisininkini belirli bir süre kenara bırakarak. Akşam eve gidince eline, içine alacaktır mutlaka. Şimdi eğlencesinde…

Kod adı: fo5

Bir ayrıntı… Yağlı direk yarışmasından. Bunun da sağını solunu kesmişim. Asılları yanımda. Çıkartıp çıkartıp bakıyorum. Birden romanları yazanlar geldi aklıma. Kurguladıkları karakterlerin asılları kendilerinde. Bize sundukları ise bir parçası.

Fotoğrafta oluşmuş bir üçgen. Neleri anımsatıyor? Yaşam üçgenini, saçağını, Bermuda şeytan üçgenini, buluşturmayı…Bunları çoğaltabiliriz. Yağlı direk karayla denizi, insanlarla kayıkları buluşturmuş ucunda. Denize düşen gölge… Salt gölgeleri çekenleri anımsatıyor. Bakışlar, kafalar, hareket sağlıyor fotoğrafa. Aslında bunu çekerken heyecanlanmıştım. Fotoğraf bir anı yakalamak. Bu anın doğru olması önemli. Direğe tırmanışta başka görüntüler de olabilirdi. Bu görüntüyü yakalamak için acele etme heyecanı. Çünkü biraz sonra denize düşecekler. Ayrıca bunun da insanda bıraktığı heyecan, fotoğraf çekme heyecanından öte… Hani savaş fotoğrafçılarının ya da basın muhabirlerinin yaşadıkları zaman zaman… Fotoğraf mı çeksin, kurtarsın mı? Gerçi burada doğrudan böyle bir olay yok ama yaşananlar ister istemez başka bir benzerliği çağrıştırıyor, anımsatıyor yaşam kesitlerini…Küçük - büyük, yatay - dikey, açık - koyu dengesi… Ayrıntıya bakıldığında görülenler, öykünün dışında fotoğrafın, kompozisyonun yaşamında olması gerekenler…
 

Yıl : Anımsamıyorum… Bunların da vardır bir 25-26-27 yılları
Yer: Gerze
Tarih, ay olarak: Temmuz sıcağı
Kod adları: Çoktan sicillerine geçti, yukarıda verildi.

Öğr. Gör. Tülay Çellek - 19.2.2004 / İstanbul
YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi (SANTAS)
e-posta: tcellek@yildiz.edu.tr 


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
157. Sayı önceki yazı 157. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye