|
06.10.2004 Tülay Çellek - netyorum.com / Sayı: 158
EVİM VE GİZEMİM
"Fotoğraflar ve Öyküleri - 4"
Nereden başlasam? Sevdiklerim, özelliklerim yan yana, alt alta,
iç içe…
Zıtlık… İnanılmaz bir şekilde beni biçimlemiş. Yapım zıtlıkla anlatılabilir,
yaptıklarım da…Zıtlar birliğinden yola çıkarak…
Zaman… Ne çok bağımlısı olduğum. Gece, gündüz, yaz, kış… Denizde, mutfakta,
yolda…
Kitap… Ne çok yaşantıma serilmiş. Bu konuda panik yaşıyorum adeta. Okunacak o
kadar kitap var ki. Hepsini okumaya vaktim yetmeyecek endişesi sömürür çoğu kez
ruhumu. 6 satır mı yazacağım, en az 6 kitap okumalıyım. Ayrıca eski okuduklarıma
tekrar bakmalıyım. Her yıl, her gün ne yapacağımı yazdığım ajandamda kitap
listelerim uzar gider. Çoğunu alamamışımdır. Aldıklarımınsa üzerlerini çizmişim.
Anımsıyorum sevinçle yapardım bu işi. Bir öğrencime, “yaratıcılık” konusundaki
sınav kağıtlarında önemsediklerimin, ilginç bulduklarımın altlarını çizdiğimi
söylemiştim. Mutlu olmuştu, diğer hocaları gibi üstlerini çizmediğim için.
Çizgiler ne çok anlam taşıyor yaşantımızda. Alta çizilenlerle, üste çizilenler
ne çok fark ediyor varlığımızda mutluluk ya da mutsuzluk adına. Öğretmenliğim
ilk yıllarında kitaba düşkünlüğüm nedeniyle yanıma getirilen kitap
pazarlamacısından aldığın 10 cilt kitabı ağırlayan, odamın zemininde bir köşesi
olmuştu. Sonra yıllardır kitaplarımın ağırlığından eğilip bükülen her gelen
misafirimin de dikkatini çektiği için uyarıldığım kitaplığımda zevkle yerlerini
almışlardı. Bu kadar olur şimdi bunu yazarken bir öğrenci geldi. Bir derginin
mayıs sayısını arıyor ve bulamıyorlarmış. İşin fenası bu dergiden sınavda
sorumluymuş. Dergi bende vardı ve çok sevinerek gitti. İşte o kitaplık yıllarca
kahrımı çekmişti ve benimle birlikte bir iki ev de görmüştü. Kapalı tarafın
kapaklarını sökmüştüm. Katları yetersizdi üst üste dizilen kitapların
altlarından aldıklarım zorlardı beni. Ve bir gün o an geldi çattı. Dayanamadı
kitapların ağırlığına bacakları, dışa doğru açıldı ve bir daha da kalkamadı.
Arkadaşlarımın dilinden kurtulmuştu. Ama olan bana olmuştu. Kitaplıkları
dolaştım bunu almadan önce ki bu zaten kanepemin uzantısıydı, yine epey kitaplık
almak için dolaşmış parası çok gelince ona vereceğim parayı kitaba veririm diye
durmadan vazgeçmiştim. Bu sefer de öyle oldu uzun zaman. Sonra ucuz olur diye
Gerze’de yaptırmaya kalktık. Ama İstanbul’a taşıma sorunu çıktı. Otobüsün
bagajına sığmadı. Sonra İstanbul’dan aldım. Daha geniş ve katlı olandan.
Kitaplarım ve ben bir süre rahatladık. Şimdi mi? Sormayın yine tıklım tıklım.
Hem Fakültedeki hem evimdeki. Halbuki alacağım o çok kadar kitap var ki…
Saatim, sabahları uyandırma vazifeli. Evimin kitaplar kadar değerli eşyası, can
yoldaşım. Kolumda, duvarımda ve masamda…
Sıra geldi akrilik boyanın rahatlığıyla bir heves yaptığım resimlere. O
tuvallerde babamın emeği yatar çerçevesini çakan komşumuzdan sonra. Bezleri
birlikte germiş, çivilerini sevgili babam çakmıştı. En büyük zenginliği ailesi
olan babam. Onu çok özlüyorum, pencerem annem gibi, yaşantımın danteli
dostlarım. Beni hiç aldatmayan, hayal kırıklığına uğratmayan can dostlarım. O
gördüğünüz sert dikdörtgenlerin altında yumuşacık çizilmiş portreler var. Hem
kullanılan çizgileri ve lekeleri yumuşak hem de yüzlerindeki ifadeler yumuşacık,
masum. Ama o yufka yüreklilik sertliklerle örtülmüş. Belki de hüznü görülmesin
diye. Kırıldığımda içime kaçarım. Ve derler ki yine duvar ördün. Çoktan örülen
duvarları yükseltmekle meşgulken. İşte sonra yok edilen bir seri resimler böyle
çıktı bir yoğunlukla…Görenler altındakileri çoğu kez fark etmediler bile. Esas
gerçeği. Yoğun duygulanımlarımı. O sertliklerin altına gizli kaldı hep. Bir ben
bildim, bir de derinliklerime girmesini hayal ettiklerim…Ya arkadaki gökyüzü,
sonsuzluk, mavi… Bir dünyam da o. Beni sarmalayan, uçuran, büyülten, rahatlatan…
Fotoğrafın kompozisyonu… 4 parçadan oluşan. Saatin yuvarlaklığı kitapların dikey
sertliğine zıtlık oluşturmuş. Aslında evimin badanası çok sevdiğim açık mavi ama
burada sararmış solmuş. Kitapların yataylığı, dikeyliği, tablolardaki yataylık
dikeyliğe koşut adeta, yaşamdaki gibi. Kütüphane ve kitapların oluşturduğu büyük
leke, yapıtın o tarafına ağırlık vermiş. İyi ki tablolardan biri diğer tarafa
tam yanaşmış. Aslında bunu da kestim yine… Kesilen bir sürü hüzün, bir yığın
mutluluk gibi…

Kod adı: fo35
Yılı: Vardır bir 22 - 23 yılı
Mevsim: Bahar olsa gerek
Çekim yeri: İstanbul
Öğr. Gör. Tülay Çellek - İstanbul
YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi (SANTAS)
e-posta:
tcellek@yildiz.edu.tr
netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel
yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine
tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya
link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)
|