| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

22.10.2004 Gülay Şahin - netyorum.com / Sayı: 159

BOŞ BİR ZAMANI HER GÜN TAZE YAKALAMAK NEYE YARAR?

Bugün yine samimi bir arkadaşımla yazışmamızı ve ona istinaden düşüncelerimi yazmak istiyorum bu aşağıdaki satırlara.

Sabah sabah çok sevdiğim arkadaşlarımdan biri olan sevgili arkadaşım içinden bana mesaj atmak geldiği için kısa bir yazı yazmış aşağıdaki paragrafları ve akabinde bende cevap yazdım ve sonrasında düşüncelerimi.

"zaman ve şartlar herşeyi değiştiriyor, heyecanını, neşeni, iyi niyetini vs... hepsini alıp götürüyor. Geri sadece olabildiğince sabır ve mücadele kalıyor.. Etrafında ki insanların renk cümbüşü ve bukalemun gibi duruma ve kişilere göre renk değiştirmelerini seyretmek ... bazen çok komik geliyor insana.." demiş..

Sevgili Arkadaşım;

Zaman ve şartlar herşeyi değiştirebiliyor, evet doğru bir bakıma. Ama baktığın pencereden yerdeki çamur yerine, gökteki güneşi görebilmeyi bilmek gerek, bilinmiyorsa bile denemek öğrenebilmek gerek.

Bana yazdığın yazıda veya yazında heyecan, neşe ve iyiniyet gidiyor diye yazmışsın, yani en olumluları yok saymış gibi gözüküyorsun yada bittikleri için hayıflanmışsın ve de geriye kalanın sabır ve mücadele olduğunu düşünüyorsun.

Aslında haklısın, geriye kalan konusunda. Ama bu mücadele karşısında heyecanını eklemek, sabıra ise iyiniyetini yaklaştırmak gerekiyor. Ve amaçlar üzerine bu yoğunluğun yaşanması inan güzel, en güzeli..

Yoksa boş boş amaçsız bir zamanı her gün taze yakalamak neye yarar.

Boş ve amaçsız, hedefsiz bir yol ayrımındaki yürüyüşümüzden kimse kârlı çıkmaz kaldı ki üzerime gelen bir ton yoğunluğun çıkardığı dışarıdan görülmeyen ama içimizi acıtacak derecede rahatsız eden bir sürü kuytu köşelerin zemini sarsılır.

Bedenimize gelen herşey önce beynimizden geçmektedir ve beyin alabildiğince esneyerek ve iyiniyeti eklenmiş bir şekilde karamsarlığa düşmeden, yani yaprak kopmadan, o dalı budamaya başlar ve suyunu da güneşe ortak zamanlı verirse emin ol ışık saçarak çoğalıp dalları kanatlanacaktır.

Ve peşinden bir cıvıltı duyuulacaktır, o da üzerine konan kuşların haberci gibi bağrışları olacaktır.

Tırtıllar tırmanırken ise üzerleri çatlayacak ve güzel kanatlı renkli kelebek olarak uçacaklardır.

Gördügün gibi bir beden güneşiyle, ışığıyla ve suyuyla elinden başka birşey gelmese de çoğu şeyi yaşatacaktır.

Önemli olan gördüğün değil hissettiğindir ve bunu hissetiren ise etrafın değil sadece senin duygularındır. Duygularının özündeki o temiz saf kalan duru suyu asla kirletmemen ve üzerine olumsuz bir karamsarlık koymaman dileğiyle, tekrar gözlerinin neşesine kavuşmasını ve alabildiğince gökkuşağı renklerinde dillenmeni dilerim.

Gözlerinden öperim.
16 Nisan 2004
Gülay

Gülay Şahin - 16 Nisan 2004
e-posta: gulay_sahin@hotmail.com


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
159. Sayı önceki yazı 159. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye