| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

06.04.2005 Nihat Çapar - netyorum.com / Sayı: 162

"UNUTTUM" YALANI

Unuttum kısaca seninle akla gelen her şeyi. Mesela almıyorum artık en sevdiğin gazeteyi, kullandığın bardakta bir gül yatmakta. Sevmiyorum güzel dediğin kokuyu ve ellerimi peteklerinde ısıtıyorum kaloriferin.

Unutulur mu oysa zirvesinde yaşanan onca şeyi hayatın? Ağlasam aklımdasın, gülsem aklımda; taktığım gözlüktesin uyurken yanımda.

Atılır mıydı oysa kalbimde kilitlediğim onca güzel günü aşkının? Gittin altüst oldu Asya, yok oldu; uzaydan çıplak gözle izlenen bu büyük aşk dünyada. Ne kağıtlar tükettik, ne kalemler kırdık, ne kalpler.

Tanımadığım insanlarla ağlıyorum fikren farklı;a ma şeklen aynı aşk dramına ve bu insanlarla cevap arıyorum aklımdaki seninle iz bırakan tüm sorulara. Bardağını fırlatmışım,her şeyi kaldırıp atmışım,seni alıp kaçırmışım ne fark eder?

Dünya dönmez oldu günler geçmez, kuşlar bana yoldaş oldu gece bitmez; ''seviyorum'' diyorsun, bağırıyorsun hatta, işe yaramıyor ve diyorlar bana artık ''giden gelmez''.

Düşünmekle olmuyor, basıp gideceksin, içindeki ses engelliyor bu defa eski söylemlerine inat. Sevdim, sensiz geçmeyen hergün sevdiğime pişman ediyor. Oysa sen değil miydin lale bahçelerinde göz kırpan bedenime? İki kadeh devirip saatlerce başını göğsümden kaldırmayan değil miydin? Az mı yürüdük bardaktan boşalan yağmura inat alarmı çalışan arabaların eşlik ettiği boş caddelerde? Az mı çektik kahrını hayatın, çıkamayıp işin içerisinden her şeyi unutup sarıldığımızda sımsıkı o zor gecelerde?

Üç yaşındaki çocukların bile işaret ettiği gerçeği görmek istemiyorum.

Sen gitmedin, bırakmadım hayalini; istesemde göz bebeklerim vermez sana. Güzel dostum, sevgilim, hayatımdın. Aşkımın sahibi, gönlümdeki sultandın.

Hak mıdır şimdi;seni NUH olup almışken ömür gemime, yalnız bırakıp beni, bulmamı istemen akvaryum balıklarında paha biçilmez hayalini? Hak mıdır ey LEYLA; aşk acısının tohumlarını tarih sayfalarına serpip, cevap anahtarını vermemen göçüp gitmen?

İnsanlar geçiyor önümden, ben geçiyorum önlerinden. Kafamda sana dair milyonlarca soru var; ama el kaldıran bulamıyorum geçenlerden, gözlerim yaşlı.

Çocuklarla vakit geçirip düşünmemeye çalışıyorum, gülüyorum yalnız onlarla, ağlamamaya çalışıyorum ve buluyorum kendimi yalnız onlarla. Saate bakmadan yaşamayı denemenin bile zor olduğunu anlatıp kendime, ne yapacağımı şaşırıyorum sensiz geçen günlerde.

Şimdi kimi davet ederim yerini doldurması için kalbime bilemem; ama bilinen şu ki; ne lale kaldı büyük bahçede, ne de bende o günkü beden, göz kırpacağın.

Ne Yusuf takmışım,
Ne Züleyha takarım.
Sevdan emin ellerde,yok olana kadar kalbimin bir köşesinde saklarım.
Ben hala sana aşığım;
Bunu böyle bilir
Böyle yaşarım...

Nihat Çapar


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
162. Sayı önceki yazı 162. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı  
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye