| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

24.08.2000 Bülten - netyorum.com / Sayı: 35

İSTANBUL VE DEPREM ÇALIŞMA GRUBU'NUN
17 AĞUSTOS 1999 MARMARA DEPREMİ
İLE İLGİLİ ÇALIŞMALARININ
SONUÇ BİLDİRİSİ

netyorum.com: Aşağıdaki metin 17.Ağustos.2000 günü Çocuk Vakfı tarafından iletilmiştir.

İstanbul tarih boyunca insanlığın en büyük kültürlerinin üzerinde geliştiği ve aynı zamanda tarih boyunca pek çok defa deprem felaketinin en önemlilerinin yaşandığı bir kenttir. Tarihte görülen bu şekildeki çok büyük bir depremin önümüzdeki 30 yıl içinde gerçekleşebileceğini ve İstanbul'da çok büyük bir yıkıma neden olacağını Türk ve yabancı deprembilimciler 17 Ağustos 1999 Marmara ve 12 Kasım 1999 Düzce depremini izleyen aylarda dile getirmiş ve uyarılarda bulunmuşlardı. Gelecek depremin çok sayıda anıt, yeni yapılar ile köprü dışında her şeyi yıkıma uğratabileceği şeklindeki uyarıya ek olarak, İstanbul yapı stokunun %80'inin 5 katla 8-9 katlı betonarme ve hiçbir mühendislik ve uzmanlığa uymayan yapılardan oluştuğu ve beton kalitesinin son derece düşük olduğu ortaya konmuştur. Bu durum karşısında ne yapılması gerektiği ile ilgili bazı bilim adamları ve uzmanlar İstanbul ve Deprem Çalışma Grubu'nu oluşturarak biraraya gelmiş çözüm arayışında bulunmuşlardır. Bunun için öncelikle üç yuvarlak masa toplantısı düzenlenmiş; daha sonra çeşitli disiplinlerden gelen bilim adamları ve uzmanların katıldığı pek çok toplantı yapılmış, tartışılmış ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Bu toplantılara 58 bilim adamı ve uzman katılmıştır.

YUVARLAK MASA TOPLANTILARININ ÖZETİ:

BİRİNCİ YUVARLAK MASA TOPLANTISI:
1- İstanbul için 30 yıl içinde muhtemel bir deprem riski çok yüksektir.
2- İstanbul yapı stoku tamamen yetersiz teknik özelliklere sahiptir.
3- Bu yapı stokunu sağlamlaştırmak 15 yıldan önce mümkün değil ve sağlamlaştırma yapılsa bile büyük bir depreme karşı garanti verilemez.

İKİNCİ YUVARLAK MASA TOPLANTISI:
1- Böyle bir felaket tehlikesi karşısında seyirci kalınamaz.
2- Anayasa devlete böyle bir felaketin zararlarından insanları koruma mükellefiyeti yüklemektedir.
3- Bu felaketi önlemek için gerek toplumun gerekse kişilerin üzerlerine düşeni yapmaları ahlâkî bir sorumluluktur.

ÜÇÜNCÜ YUVARLAK MASA TOPLANTISI:
1- Böylesine büyük bir felakette ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bulunan milyonlarca insanı kurtarmak için bu insanların yeni yörelere yerleştirilmeleri oldukça zordur.
2- Deprem öncesi yapılması gereken işleri merkeziyetçi bürokrasi ile gerçekleştirmek imkânsızdır.
3- Bütün zorluklara rağmen İstanbul'da yaşayan nüfusun bir bölümünü deprem tehlikesi bulunmayan yörelere yeni şehirler kurmak suretiyle yerleştirmek kaçınılmazdır.

İstanbul ve Deprem Çalışma Grubu'nun bu girişimi deprem tehlikesi altında bulunan insanların hiç değilse bir bölümünün iktisadi, sosyal ve kültürel faaliyetlerle birlikte yeni şehirlere yerleştirilmelerinin zorunlu olduğunu ortaya çıkarmış bulunmaktadır.

Girişimin ana ilkeleri olarak şunlar sıralanabilir:
1- İlgililerin katılımını sağlamak.
2- Yeni şehirlerin ve mahallelerinin sürdürülebilir bir yapıya sahip olmalarına yönelik düzenlemeleri gerçekleştirmek.
3- Düşük gelir gruplarının projenin getireceği teknik, kültürel mali olanaklardan adil bir şekilde nasıl yararlanacaklarını belirlemek.

Bu ilkeleri toplumun tasarım, uygulama yetenekleri ve mali gücünü harekete geçirerek gerçekleştirmek mümkün olabilecektir.

Devletin görevi yönlendirme olmalı, şeffaflık tam olmalıdır.

Bu ana esaslar çerçevesinde projenin bir bilimsellik temeli üzerinde ele alınması hususunda da görüş birliğine varılmıştır.

İstanbul ve Deprem Çalışma Grubu'nun düzenlediği üç yuvarlak masa toplantısı ile çeşitli disiplinlerden gelen bilim adamları ve uzmanların katıldığı pek çok toplantı hakkında bir rapor hazırlanmıştır. Her türlü eleştiriye açık olan bu taslak rapor Ekim 1999 tarihinden bu yana yapılmış olan çalışmaları içermektedir. Bu metin raporun bir özetidir. İstanbul'da tarih boyunca 500 yılda bir gerçekleşen depremlerin bir yenisinin önümüzdeki yıllarda olması beklenmektedir. Böyle bir depremde İstanbul'un çok büyük çapta can ve mal kaybına maruz kalacağı, buna karşı alınacak en iyi önlemin İstanbul'un nüfus bakımından desantralizasyonu olduğuna değinilmiştir.

Birinci yuvarlak masa toplantısında "Deprem ve Depremde Oluşacak Tahribat ve Kayıplar" konusu tartışılmıştır. Bu toplantıya katılanlar yer bilimi ve mühendislik konusunda uzmanlaşmış kişilerden oluşuyordu.

Birinci yuvarlak masa toplantısında İstanbul nüfusunun %80'inin bilgisizce inşa edilmiş konularda oturdukları dile getirildi. Böyle bir yapı stokunun depreme karşı sağlamlaştırılmasının çok zor olduğu, on binden fazla mühendisin eğitimden geçirilmiş olması gerektiği ve sağlamlaştırmanın yaklaşık olarak 15 yıl alacağı ifade edildi. Dolayısıyla sağlamlaştırma kesin bir çözüm değildir.

Aynı toplantıda Kuzey Anadolu Fayının geliştiği, İstanbul'un bu faya çok yakın olduğu, İstanbul'da meydana gelecek bir depremin 7 şiddetinden küçük olmayacağı 7,5, hatta 8 şiddetinde olabileceği, zemin yapısının titreşimi büyültebileceği, İstanbul'da hem sert hem de yumuşak zeminlerin bir arada bulunduğu belirtildi. İstanbul yapı stokunun inşaat kalitesinin beklenen depremi karşılamaktan uzak olduğu açıkça ifade edildi. Yapı stokunun ciddi mühendislik hizmetinden yararlanarak yapılmadığı ve ileriye dönük olarak bu yapıların beton kalitesinin yükseltilmesinin bahis konusu olmadığı sonucuna varıldı.

Yukarıda kısaca özetlenen görüşler muvacehesinde radikal çözümün İstanbul'daki nüfusun bir bölümünün deprem riski taşımayan yeni yörelere yerleştirilmesi olduğu konusunda görüş birliğine varıldı.

İstanbul'da deprem tehlikesi tarihi olarak bilindiği halde son 50-70 yıl içerisinde inşa edilen binaların planlarında bu tehlike gözardı edilmiştir.

2-3 katlı olarak inşa edilen binalar, kaçak olarak 3-4 kat ilave alarak 6-7 katlı binalara dönüşmüş, çıkarılan af yasalarıyla da bu gelişme yasallaştırılmıştır. Yapıların teçhizatında kullanılan tuzlu kum ve gerekli standarttan 5-6 kat daha düşük olan beton kalitesi, olası bir depremde oluşabilecek felaketle ilgili endişeleri artırmaktadır. Kobe depreminin neden olduğu kayıpların 140 milyar dolar civarında olduğu bilinmektedir. Buna insan kaybı ve yaralıları da eklersek 10 milyon kişinin yaşadığı İstanbul'da kayıp oranlarını tahmin etmek bile imkansızdır.

Yukarıda açıklanan gerekçeler çerçevesinde İstanbul'da radikal çözümün İstanbul'da yaşayanların bir bölümünün deprem riski taşımayan yörelerde meydana getirilecek yeni şehirlere yerleştirilmeleri olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

İnsanların yeni şehirlere hangi şartlar altında gitmeyi kabul edebileceklerini anlayabilmek amacıyla INFO Araştırma, Yayıncılık ve Ticaret Ltd. Şirketi 2000 yılının başlarında bir anket yapmıştır. Bu ankette şu sonuçlar elde edilmiştir: İstanbul'da kiracı olan ailelerin, aile reislerinin çalıştıkları işyerleri ile birlikte yeni bir şehre gitmeye hazır oldukları; ev sahibi ailelerin bir kısmının aile reisinin işyeri ile birlikte yeni bir şehre gidebileceği, diğer kısmının ise bunu düşüneceği; sahip olduğu gayri menkulün kira geliri ile yaşayan ailelerin ise şehri bırakmayı düşünmedikleri anlaşılmaktadır.

Sanayiin ise çalışanlar ile birlikte ve üretim sürecine sekte vermemek şartıyla yeni bir yöreye bazı teşvikler ve avantajlar sağlandığı takdirde gidebilecekleri sanılmaktadır. Nitekim daha önce, İstanbul'dan Bursa'ya, Bilecik'e, Eskişehir'e ve Trakya'ya pek çok sanayi gitmiş bulunmaktadır. Bu yer değiştirme sırasında, sanayiin büyüme ihtiyacını karşılayacak ölçüde arsa ve mali destek teşvik edici faktörler olacaktır. Ancak üretime zarar vermemek için sanayicinin tercihlerine cevap verecek şekilde hareket etmek ve alternatifler sunmak gerekecektir. Bu bakımdan yeni şehirlerin kurulacağı yörelerin tespitinden önce nüfus ve sanayiin tercihlerini açıkça ortaya koyacak bir çalışmanın ayrıntılı olarak yapılması gerekir. Yukarıda sözü edilen INFO Araştırmanın anket çalışması çok sınırlı da olsa bu konuda bir önfikir vermektedir. Öyle sanılıyor ki üretim ve gelişme aksamadığı sürece sanayi yer değiştirme konusunda herhangi bir dirençte bulunmayacaktır.Yeni şehirleri meydana getirirken verimli tarım alanlarını korumak ve tarımsal alanlar dışında yerleşim ilke olmalıdır. Devletin tasarrufunda bulunan ormanlık alanların içinde bozuk ormanlarda yeni şehirler kurulabileceği düşünülmektedir. Küçük ve orta boy şehirlerin kurulmasına müsait olan bu çeşit orman alanları yerine başka yerde aynı ölçüde ormanlık alan yaratmak bir zorunluluk olmalıdır.

400.000 kişilik şehirlerde ev-işyeri konusunda insanların araç kullanmalarına ihtiyaç bulunmamaktadır. İnsanlar evlerinden işyerlerine giderken komşuları, mahallelileri ve şehirli ile rastlaşmak, şehrin ve sosyal çevrenin yabancılığından kurtulmak, sokakları ve şehri yaşamak imkanına kavuşur.

Şehir, maddi ve insani değerlere zarar vermeden vücuda getirilecek ve yaşanacak yer olmalıdır. Binalar ve altyapı israftan uzak bir yaklaşıma göre planlanmalıdır. Sade ve güzel yapı bulunduğu yeri yüceltir. Bir ziynet değerinde bulundukları için şehrin içinde yaşayanlar için ufuk açıcı olur ve yeni kuşakların yüce değer yargıları ile yetişmesine olanak sağlar.

Yeni şehirler tabiat ve insanın beraberliğini kuracak şekilde tasarlanmalıdır. Evlerin depremlere karşı az katlı, sade ve sağlam yapılar olması gerekmektedir.

Evler, parçaları sanayi tarafından üretilmiş, hafif, kuru yapı ve prefabrik teknikleri ile vücuda getirilmelidir. Bu şekilde ucuz bir maliyetle depreme dayanıklı olarak vücuda getirilmeleri mümkündür. Taşıyıcı iskelet, cephe kaplama elemanları, pencereler, kapılar, su blokları, mutfaklar ve yerli dolaplar fabrikalarda imal edilebilir ve evlerin ölçüsüne göre 2-5 gün ile 10-15 gün arasında montaj sağlanabilir. Bu şekilde işçilikten tasarruf sağlanır. Bilindiği gibi ıslak yapı teknikleri, betonarme işçilik harcamalarını artırmaktadır. Dolayısıyla yeni şehirler, konut mimarisinde kuru prefabrike inşaat teknolojisi uygulanmak suretiyle gerçekleştirilmelidir. Hafif, kuru yapı teknikleri ihtiyaçların değişmesine göre, parçaların yeniden kullanılma olanağını sağlar. Bu yapı tekniğinde hem kalite hem tasarruf hem de sürdürürebilirlik vardır.

Evlerin mekân olarak çok amaçlı kullanılmaları da son derece önemli olmalıdır. Hafif ısı yalıtım duvar sistemi ile kısa süre içinde ısınma sağlanabilir. Kullanılacak bölümlerin kullanılması sırasında ısıtılması mümkün olur. Böylece ısıtmada tasarruf meydana gelir. Gelir düzeyi düşük olan ailelerin evleri küçük de olsa yüksek bir mimari değere sahip olacak şekilde tasarlanmalıdır. Ailenin düşük gelir düzeyine uygun bir maliyet ile inşa edilecek olan evin, eksiklerinin zamanla ev sahiplerinin katılımı suretiyle tamamlanabileceği olanağı gözardı edilmemelidir. Yeni şehirlerin gerçekleştirilmesi halkın katılımı ile mümkündür. Ancak bunun için bilginin rehberliğine olan ihtiyaç unutulmamalıdır.

Yeni şehirlerin meydana getirilebilmesi için arazinin devlet tarafından sağlanması gerekmektedir. Şehirde hektara 150, mahalle ölçeğinde hektara 250-400 kişilik bir yoğunluk ile ilk etapta İstanbul'dan nakli düşünülen 1.000.000 kişi için 7000 hektarlık bir alana ihtiyaç duyulmaktadır. Yeni şehirlerin homojen bir yapıya sahip olması için çok katlı apartman tarzı yapı yapmayı engelleyen bir statü oluşturulmalıdır. Böylece yoğunlukların değişmesi de mümkün olmayacaktır.

Alışveriş merkezlerinin sağlayacağı rantın kamuya intikali konusunda önlemler almak gerekecektir. Vakıflar bu konuda en uygun çözüm gibi görünmektedir. Bu alışveriş merkezlerinin (merkez alanların) projelendirme ve işletme esaslarını tesis edecek bir danışmanlık katkısını sağlamak gerekecektir.

Burada son derece önemli bir husus İstanbul'dan hangi nüfusun nakledileceği hususudur. Deprem açısından tehlikeye en fazla maruz bulunan ve yapılarının teknik nitelikleri açısından en yetersiz olan kesimin ve sanayiin öncelikle nakledilmesi söz konusu olmalıdır.

Peki ilk etapta İstanbul'dan nakledilmesi istenen nüfusu (1.000.000 kişi) ülkenin hangi yörelerine yerleştirmek uygundur?

Son deprem felaketinden sonra zemin faktörü kentlerde en önemli faktör olarak yer almalıdır. Bu nedenle yeni şehirlerin de sağlam zemin üzerinde olmaları gerekmektedir. Sağlam zeminde sağlam yapı.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan ve Temmuz 1996'da yayımlanan Türkiye Deprem Haritası ve Raporu'na göre 70.000 km2'den fazla bir alanı kapsayan Marmara Bölgesi'ndeki deprem dereceleri genellikle 1. ve 2. derecedir. Her ne kadar bu deprem haritasına bazı bilim adamları biraz tereddütle bakıyor olsalar ve hassaslığından kuşkuya düşüyor olsalar bile, söz konusu harita ve rapor çok önemli fikirler vermektedir. Esasen yerleşme kararı verilirken zemin yapısı bakımından mikro etüdlere ihtiyaç bulunduğu bilinmektedir. Bu deprem haritasına göre; Trakya(yüzölçümünün yarısından fazlası 4. derece deprem bölgesi) Marmara Bölgesi içinde deprem riski açısından bir istisna teşkil etmektedir. Özellikle Kuzey Trakya. Gene bu haritaya göre 5. deprem bölgeleri genellikle İç Anadolu'da yer almaktadır. İç Anadolu'da 5.derece deprem bölgelerine sahip bulunan iller olarak Karaman, Niğde, Konya, Aksaray ve güneyde İçel illeri sayılabilir. Ayrıca ülkede pek çok yerde 4. derece deprem bölgesi vardır. Ülkemizde 30,000 kilometre kareden fazla yani 3.000.000 hektardan fazla 5. derece ve 100,000 km² den fazla yani 10.000.000 hektardan fazla 4.derece deprem bölgesi bulunmaktadır.

Marmara Bölgesi ve özellikle İstanbul acil çözüm beklemektedir. Kısa vadede gerçekleştirilecek önerilere ihtiyaç vardır.

Kalkınma planlarında öngörülen ve bugüne kadar gerçekleştirilmeyen, aksine daha da kötüleşen bölgeler arası dengesizlik ilkesinden ayrılmamak gerektiğinin bilincindeyiz. Ancak diğer taraftan da 1997 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 16 milyon kişinin yaşadığı, yoğunluğun çok yüksek olduğu deprem riski altındaki Marmara Bölgesi ve bunun içinde de 10 milyonluk nüfusu ile İstanbul vardır. Bu nüfusun en kısa zamanda deprem riski taşımayan veya çok az taşıyan yörelere kanalize edilmesi gerekir.

Muhtemel İstanbul depremi nedeni ile ilk etapta, işin gerçekleştirilebilirliği de düşünülerek 1.000.000'luk nüfusun bir bölümünü Kuzey Trakya'ya, diğer bölümünü başta İç Anadolu olmak üzere yurdun deprem riskinden uzak yörelerine kanalize edilmesinin uygun olacağını düşünmekteyiz. Marmara Bölgesi'nde hiçbir ilin kalkınmada öncelikli yöreler kapsamında olmamasına karşılık İç Anadolu Bölgesi'nde 13 ilden 8'i kalkınmada öncelikli yöreler kapsamındadır.

Sanayinin ve nüfusun bir bölümünün Trakya'nın uygun yörelerine yerleştirilmesi Balkan ülkeleri ile olan ilişkilerde yeni ve önemli bir yoğunluk yaratacaktır. İlk etap için bize göre geniş bir yüzölçümüne sahip bulunan Ankara ili cazip görünmektedir. Kuzeydoğu Anadolu, Kafkaslar ve Asya'yı Anadolu'ya bağlayan hat üzerinde olduğundan ve 4.derece deprem bölgesi olduğundan bu ülkelerle daha yoğun iktisadi ilişkiler kurmaya yardımcı olabileceğinden ilginç görünmektedir. İç Anadolu'da Konya, Karaman, Niğde, Aksaray da ilginç yörelerdir. Deniz ile bağlantısı ve deprem riski taşımaması nedeniyle İçel ili de ilginçtir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde GAP projesinin de yerleşme açısından tekrar gözden geçirilmesinin gerektiğine inanıyoruz.

Yukarıda bahsi geçen bu ön çalışmalardan ortaya çıkan görüşleri aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür:
1) İstanbul'da beş yüzyılda bir büyük bir deprem olmaktadır. Önümüzdeki 30 yıl içinde tekrar olması ihtimali çok yüksektir.
2) İstanbul yapı stoku yeterli teknik özelliklere sahip değildir.
3) Yapı stokunu sağlamlaştırma çözüm değildir. Sağlamlaştırma işi 15 yıldan önce bitirilemez. Sağlamlaştırma yapılsa bile depreme karşı garanti verilemez.
4) Anayasa devlete yurttaşları koruma mükellefiyeti vermektedir.
5) Merkeziyetçi bürokrasi anlayışı ile işin üstesinden gelinemez. Devlet önlemler konusunda yönlendirici olmalıdır.
6) Deprem tehlikesi karşısında İstanbul (ilk etapta 1 milyon kişi) nüfusunun bir bölümü zemini sağlam yörelere iktisadi, sosyal ve kültürel faaliyetlerle birlikte yeni şehirler kurmak suretiyle yerleştirilmelidir.
7) Yeni şehirler meydana getirilirken galaksi şeklinde bir yerleşme düşünülmeli ve yerleşme yatay-yoğun olmalıdır çünkü ailelerin büyük çoğunluğu Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu anketine göre bağımsız ve bahçeli evlerde oturmak istemektedirler.
8) Yeni şehirlerde evler az katlı, sade ve sağlam yapılar olmalıdır.
9) Evlerin parçaları sanayi tarafından üretilmeli, hafif, kuru yapı ve prefabrik teknikler kullanılmalıdır.
10) 1 milyon kişilik yeni yerleşmeler için 7 bin hektarlık bir alana ihtiyaç bulunmaktadır. Bu alan kamu arazisi olarak devlet tarafından sağlanmalıdır.
11) Yeni şehirlerin iş merkezleri artı değerinin şehirliye geri dönmesini sağlamak için bu iş merkezleri şehre ait bir vakıf tarafından gerçekleştirilmeli ve geliri altyapı ve sosyal donanım tesislerinin yapım ve işletmesinde kullanılmalıdır.
12) Şehir iç yol şebekesinin bir bölümü yaya yolları ve çıkmaz sokaklarla gerçekleştirilmelidir.
13) Esas itibariyle düşük ve orta gelir grubuna öncelikle konut kredisi sağlanmalı ve kredi konut maliyetinin tamamı kadar verilmelidir.
14) Sanayi sektörü yeni yerleşmelerde sürükleyici bir rol alacağından, bu sektöre teşvikler sağlanmalıdır.
15) Yerleşmeler konusunda sanayi sektörüne alternatifler sunulmalıdır.
16) Devletin tahsis edeceği arazinin, konutta veya başka bir şehirsel ihtiyaçta kullanılmasında üst hakkı satışı yapılmalı, bu üst hakkı bölünmeden intikal edebilmeli ve satılabilmelidir. Üst hakkın ihlali, satış sözleşmesinin feshine sebep teşkil etmelidir.
17) 1 milyon kişilik yeni yerleşmeler için 1.5 milyar dolarlık bir kredi sağlanmalıdır.

Bir grup akademisyen ve uzmanın katkıları ile meydana getirilmiş bulunan ve yukarıda özet olarak sunulan bu çalışmayla bazı çözümler önerilmiş ve izlenmesi gereken politikalar ortaya konmuştur.

Böylesine kapsamlı bir iş için hiç kuşkusuz bir planlama çalışmasına ihtiyaç vardır. Bu planlama çalışmasına acilen başlanmalı ve çok kısa sürede bitirilmelidir. Ülkemiz bu işi çok iyi şekilde yapacak tecrübe ve bilgiye sahip akademisyenlere ve uzmanlara sahiptir.

İSTANBUL VE DEPREM ÇALIŞMASINA KATKIDA BULUNANLAR

- Doç. Dr. Fikret Adaman Boğaziçi Üniversitesi Ekonomist Ekonomiciler Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Zeynep Ahunbay İstanbul Teknik Üniversitesi Mimar Mimarlık Mirası Çalış. Grb.
- Doç. Dr. Emre Alper Boğaziçi Üniversitesi Ekonomist Ekonomiciler Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Rıfkı Aslan Planlama-Ekonomist Plancılar Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Cem Behar Boğaziçi Üniversitesi Ekonomist Ekonomiciler Çalış. Grubu
- Cengiz Bektaş Mimar Mimarlar Çalış. Grubu
- İbrahim Betil Ekonomist- Maliyeci Yuvarlak Masa Toplantıları
- Dr. İhsan Bilgin Yıldız Üniversitesi Mimar Mimarlar Çalış. Grubu
- Zuhal Bilgin Sosyal Bilimci Sosyal Bilimciler Çalış. Grb.
- Prof. Dr. Faruk Birtek Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimci Yuvarlak Masa Toplantıları
- Sinan Bölek İstanbul Nazım Planlama Mimar-Planlama Plancılar Çalış. Grubu Mimarlık Mirası Çalış. Topl.
- Kürşat Bumin Felsefeci- Yazar Yuvarlak Masa Toplantıları
- Dr. Turgut Cansever Mimar
- Dr. Özen Dallı TUGEV Ekonomist Plancılar Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimci- Uluslararası İlişkiler Sosyal Bilimciler Çalış. Grb.
- Prof. Dr. Ömer Dinçer Beykent Üniversitesi İşletme Yuvarlak Masa Toplantıları Kurumsallaşma Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Hayri Domaniç İstanbul Üniversitesi Hukuk Hukukçular Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Vedia Dökmeci İstanbul Teknik Üniversitesi Planlama Plancılar Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Teoman Duralı İstanbul Üniversitesi Felsefeci Yuvarlak Masa Toplantıları
- Prof. Dr. Nezih Eldem İstanbul Teknik Üniversitesi Mimar Mimarlar Çalış. Grubu Mimarlık Mirası Çalış. Grb.
- Doç. Dr. Recep Hayri Eren İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Yuvarlak Masa Toplantıları
- Savmi Ersek Planlama- Ekonomist
- Prof. Dr. Özer Ertuna Boğaziçi Üniversitesi Ekonomist Ekonomiciler Çalış. Grubu
- Doç. Dr. Akın Eryoldaş Mimar Sinan Üniversitesi Planlama Plancılar Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Refik Erzan Boğaziçi Üniversitesi Ekonomist Ekonomiciler Çalış. Grubu
- Ünal Gören Planlama Plancılar Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Sümer Gürel Mimar Sinan Üniversitesi Planlama Plancılar Çalış. Grubu
- Dr. Doğan Hasol Yapı Endüstri Merkezi Mimar Mimarlar Çalış. Grubu Mimarlık Mirası Çalış. Grb.
- Prof. Dr. Metin İlkışık İstanbul Üniversitesi Jeofizik Yuvarlak Masa Toplantıları
- Prof. Dr. Hayreddin Karaman Marmara Üniversitesi İslam Hukukçusu Yuvarlak Masa Toplantıları
- Atilla Karaosmanoğlu Ekonomist Yuvarlak Masa Toplantıları
- Prof. Dr. Ayşe Buğra-Kavala Boğaziçi Üniversitesi Ekonomist Ekonomiciler Çalış. Grubu
- Güzin Kaya Mimar Sinan Üniversitesi Planlama Plancılar Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Reşad Kayalı Boğaziçi Üniversitesi Ekonomist Ekonomiciler Çalış. Grubu
- Mehmet Konuralp Mimar Mimarlar Çalış. Grubu
- Aykut Köksal Mimar Mimarlar Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Burhan Kuzu İstanbul Üniversitesi Anayasa Hukuk Yuvarlak Masa Toplantıları
- Türkel Minibaş Ekonomist Ekonomiciler Çalış. Grubu
- Mete Mutluoğlu Mühendis Mühendisler Çalış. Grubu
- Doç. Dr. Ferruh Müftüoğlu İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendis Yuvarlak Masa Toplantıları
- Prof. Dr. Fazlı Yılmaz Oktay İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Yuvarlak Masa Toplantıları
- Kutay Özaydın Yıldız Üniversitesi Mühendis Yuvarlak Masa Toplantıları
- İsmet Özel Yazar Yuvarlak Masa Toplantıları
- Prof. Dr. Erbil Öztekin Yıldız Üniversitesi Mühendis Yuvarlak Masa Toplantıları
- Niyazi Parlar Mühendis Yuvarlak Masa Toplantıları
- Prof. Dr. Zekeriya Polat Yıldız Üniversitesi Mühendis Yuvarlak Masa Toplantıları
- Nevzat Sayın Mimar Mimarlar Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Polat Sökmen Mimar Sinan Üniversitesi Planlama Plancılar Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Burhan Şenatalar Ekonomist Ekonomiciler Çalış. Grubu
- Mustafa Ruhi Şirin Çocuk Vakfı Kurumsallaşma Çalış. Grb.
- Prof. Dr. Uğur Tanyeli Yıldız Üniversitesi Mimar Yuvarlak Masa Toplantıları
- Osman Nuri Taşkın Mühendis Mühendisler Çalış. Grubu
- Doğan Tekeli Mimar Mimarlar Çalış. Grubu
- Prof. Dr. A. Korkut Tuna İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimci Sosyal Bilimciler Çalış. Grb.
- Nihat Uluocak Planlama Plancılar Çalış. Grubu
- Yücel Yaman İki Nokta Ltd. Ekonomist Kurumsallaşma Çalış. Grubu
- Prof. Dr. Müfit Yorulmaz İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendis Mühendisler Çalış. Grubu Mimarlık Mirası Çalış. Grb.
- E. Ünal Zenginobuz Boğaziçi Üniversitesi Ekonomist Ekonomiciler Çalış. Grubu

İSTANBUL VE DEPREM ÇALIŞMA GRUBU
Zafer Sk. No: 17 80220 Nişantaşı- İstanbul.
Tel: (212) 244 43 11; 240 23 83.
Fax: (212) 230 01 25


Yorum Ekle Yorumları Listele
35. Sayı önceki yazı 35. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye