|
15.02.2001 Nesrin Kavak - netyorum.com / Sayı: 59
YAŞAMAK
Hani bazen başımızı ellerimizin arasına alıp düşünürüz, şöyle
bir nereden gelip nereye gittiğimizi... Hayatımızdaki değişiklikleri,
yenilikleri, bizi mutlu eden yada üzen olayları düşünmek isteriz. Fakat
kendimizi ne kadar zorlasak da; bizi bir zamanlar çok üzen olayları hatırlamakta
güçlük çekeriz. Oysa bizi her zaman mutlu eden şeyleri kolay kolay unutmak
istemeyiz. Ve onlar hala hafızamızın bir köşesinde yeniden hatırlanmayı
bekliyordur.
Yaşamak ne kadar güzel, ne kadar anlamlıdır. Her ne kadar
üzülüyorsak, sıkıntı çekiyorsak da yine de yaşamımızdan vazgeçemeyiz. Bir şarkı
sözü vardır:
Şarkılı bir masaldır yaşamak
Bir özlem yangınıdır yaşamak,
Acısı derdi hiç bitmese de,
İnan yine de güzeldir yaşamak.
Hayatın bize neler getireceğini bilemeyiz. Ama bir düşünsenize
yarın neler olacağını bildiğinizi... O zaman yine yaşamdan zevk alabilir
misiniz? Oysa her gelen saniye, her gelen dakika bize pek anlamasak da
sürprizler, minik sevinçler getirir. Yolda yürüyorsunuz, karşınızda uzun
zamandır görmediğiniz sevdiğiniz bir arkadaşınız. Sizce onu göreceğinizi
bilseniz bu kadar şaşırır ya da mutlu olur musunuz?
Polyanna'nın mutluluk oyununu oynadınız mı hiç? Her olaydan iyi bir nokta
çıkartmayı bilebiliyor musunuz? Tıpkı mutluluk oyunu gibi, yaşamdan zevk almayı
da bir oyun haline getirmeli ve sürekli oynamalısınız. O zaman göreceksiniz ki
hayat size ne kadar güzel, ne kadar anlamlı gelecek. O minik sürprizlerin, minik
sevinçlerin ne kadar büyük olduğunu görebileceksiniz.
Belki şu anda içinizden olumlu düşünce gücü diyeceksiniz. Kesinlikle doğru,
düşünceleriniz ile olaylara yön veremeseniz de, en azından düşünceleriniz ile
olaya bakış açınızı belirleyebilirsiniz. Önünüzde iki seçenek vardır; ya
sevinmek ya da üzülmek... Eğer her olayda sevinecek mutlu olacak bir yan
bulabiliyorsanız, zamanla yaşamınızın ne kadar güzel ve anlamlı olduğunu da
görebilirsiniz.
Hani bir Çin atasözü vardır; "En büyük yolculuklar, tek bir küçük adımla
başlar". O halde, yaşamınızı anlamlandırmak, mutlu olmak yolunda küçük
olaylardan sevinecek ya da mutlu olunacak bir yön çıkarmak için ne
bekliyorsunuz?
Bu sabah belki geç uyandınız ve işinize geç kaldınız. Mutlaka hepimizin başına
gelmiştir. Peki şimdi geç kaldık diye, mutsuz olmak zorunda mıyız? Geç kalınca
birkaç dakika içerisinde çıkmak için evde koşuşturduğunuzu, asansörde saçınızı
taradığınızı, taksiye yetişmek için uğraştığınızı, saniyelerin belki dakikalar
sürdüğünü hissettiğinizi bir düşünün. O zaman ki telaşlarınız, şimdi size komik
geliyor öyle değil mi? Belki de o gün, bu yüzden yüzünüz asık dolaşmış, belki de
pek çok kişiyi kırmıştınız. Değer mi?
Bırakın yarını, birkaç dakika sonra ne olacağını bilmediğimiz bir dünyada;
üzülmek, sinirlenmek, kendimizi yıpratmak, öfkelenmek, yakınlarımızı üzmek için
değer mi?
Hadi, o halde; yaşamın bize getireceği sürprizleri hep birlikte
bekleyelim, hatta beklemekten de bir adım ötesi telefona sarılıp uzun süredir
görüşmediğimiz bir arkadaşımızı arayalım, ona minik bir sürpriz yaparak, gününün
iyi geçmesini sağlayalım.
Kayahan'ın aşağıdaki dizelerini hepimiz biliyoruz öyle değil mi?
Başlarken yeni güne, bir umut
Bir umut içimizde, yaşamak
Yaşamak gönlümüzce bir ömür,
Bir ömür mutlulukla, neden olmasın...
Bir ömür gönlünüzce ve mutlulukla yaşamanız dileğiyle... Neden
olmasın!
Nesrin Kavak
e- posta:
nkavak@kutpo.com.tr
|