|
15.03.2001 Nesrin Kavak - netyorum.com / Sayı: 62
MUTLULUK REÇETELERİ
Mutlu değil misiniz? Canınız sıkılıyor, ne yapacağınızı bilmiyor, hiçbir şeyi
beğenmiyor, yalnızca uyumak, televizyon seyretmek mi istiyorsunuz? Dışarıya
çıkmak için giyinmek, biraz gezip dolaşmak size çok mu zor geliyor? Pekala o
halde eğer yazımı sonuna kadar okumak size güç gelmeyecekse devam edin, sonunda
kendinizi çok mutlu hissedebilirsiniz. Haydi biraz gayret...
Geçtiğimiz bayram günlerinde ailenizle birlikteydiniz, onlarla birlikte akraba
ziyaretlerinde bulundunuz. Belki biraz sıkıldınız. Arkadaşlarınızla birlikte
konuşurken birbirinize neler yaptığınızı anlattığınızda belki "aile saadeti
yaşadık" diye biraz alaylı biraz gururla onlarla birlikte olduğunuzu
belirttiniz. O gerçek aile saadetinin ne demek olduğunu ve gerçek mutluluğun,
onlarla birlikte geçirdiğin zamanların kıymetini onlardan birini kaybettiğinde
ya da onlardan uzakta kaldığında daha iyi anlayacaksınız. İnsanlar gerçek
mutluluğun değerini, kaybettikten sonra anlıyorlar. Sağlığın kıymetini
hastalanınca, tokluğun kıymetini aç kalınca, örnekler çoğaltılabilir. Önünüzde
her zaman iki seçenek var. Mutlu olmak ya da mutsuz olmak. Seçim sizin. İki
şıktan birini seçmek sizin elinizde. Mutlu olmayı seçeceğiniz gibi, mutsuz
olmayı da seçebilirsiniz. Ama sonuçları için hiç kimseyi suçlamamalısınız.
Bu yazıda sizlere mutlu olabilmek için bazı ipuçları, bazı reçeteler vereceğim.
Her dönemde bilge kişilere mutlu olmanın reçeteleri sorulmuş ve farklı olmakla
birlikte birbirine benzer cevaplar alınmıştır. Mutluluk kişiden kişiye değişir.
Ben de bir büyüğüme sordum; "Mutluluk nedir?" diye. Bana şu cevabı verdi:
"Eğer mutlu isen etrafına neşe saçarsın. Herkes seninle görüşmek, konuşmak
ister. Sendeki neşeden ve mutluluktan faydalanmak için, yüreğini birazcık olsun
ferahlatmak amacıyla seninle konuşmak ister. Mutlu olmak için pek çok sebep
vardır. Yüzün gülüyorsa, karnın toksa, herşeyden önemlisi ağzının tadı varsa,
mutlusundur. Hiç düşündün mü? Yemek yiyorsun, önünde bir salata, domatesin
kırmızısı, biberin, maydanozun, salatalığın yeşili hepsi birbirinden farklı
tonlarda. Hepsinin lezzeti birbirinden farklı. O salatadaki renkleri
görebildiğin için mutlu oldun mu? Sağlıklısın, kimseye muhtaç değilsin, bunlar
için mutlu oldun mu? Gençsin, görebiliyor, duyabiliyor, koklayabiliyor, canının
istediğini yiyip içebiliyorsun, bunlar için mutlu oldun mu?
Mutluluk için sana bir reçete veriyorum, bunu aklından hiç çıkarma. Bu reçete üç
maddeden oluşuyor:
1. Hayatı olduğu gibi kabul et. Hayattaki pek çok şeyi değiştirmen mümkün
değildir. Örneğin; mevsimleri kabul et, kış iken yaz, yaz iken kış yapamazsın.
2. Hayatın ağırlığını ve getireceği yükü kabul et. Her şeyin bir bedeli
vardır. Örneğin; sabah kalktın, sağ ya da sol tarafın tutmuyor, kimi
suçlayacaksın? Kimi mahkemeye vereceksin. Nasıl düzeltebileceksin?
3. Yanlış gördüğün eksik gördüğün bir şeyi düzelt. Yolda yürürken bir taş
gördün, onu kenara çek. Ayağı takılıp biri düşmesin.
Örnekleri kendine göre değiştirebilir, geliştirebilirsin. En önemlisi mutluluğun
kaynağı şükretmektir. Haline her zaman şükret. Her zaman kendinden yüksektekini
özenerek mutsuz olma, kendinden düşüklere bakarak şükretmesini bil."
İşte benim o çok sevgili büyüğümden duyduğum mutluluk reçetesi. Yalnızca mutlu
olmak için düşünmek ve mutlu olmayı istemek yeterli. Benim mutlu olmam için pek
çok sebep var, ya sizin... Haydi hep birlikte bir mutluluk listesi hazırlayalım.
Liste uzadıkça mutlu olmak için ne kadar çok sebebiniz olduğunu görerek
şaşıracaksınız.
Önünüzde iki seçenek var: Mutlu olmak ya da mutsuz olmak... Seçim sizin...
Nesrin Kavak
e- posta:
nkavak@kutpo.com.tr
|