| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

22.03.2001 Yalçın Altın - netyorum.com / Sayı: 63

UMUT ve UMUTSUZLUK

Değerli netyorum okurları,

Kısa bir süre önce burada yazmaya başlamama rağmen, bana ve yazılarıma göstermiş olduğunuz sıcak ilgi ve alakaya teşekkür etmek istiyorum. Göstermiş olduğunuz bu ilgi beni sizler için daha güzel şeyler üretmeye sevk ediyor.

Baharın kendini iyice hissettirdiği şu günlerde hafta sonu şöyle bir Bakırköy sahiline doğru uzandım.

Güzel havadan faydalanan sevgililer el ele, kol kola birbirlerine sarmaş dolaş olmuşlar, güzel bir günün keyfini çıkarıyorlardı. Ne kadar hoşuma gitti bilemezsiniz sevgilileri bu şekilde görmek. O anda dış dünya ile bütün bağlarını koparmışlar sadece kendileri ve sevgilerini konuşuyorlardı, belki geleceklerini. Sevgilerinin her geçen gün nasıl arttığını, bunun sonsuza kadar böyle olacağına dair sözler veriyorlardı belki birbirlerine. Onların dünyasında kötülüğe, kavgaya yer yoktu. Sadece sevgileri ve aşkları vardı. Onları hayata bağlayan o sevgileriydi. "Keşke bütün insanlık sizler gibi olabilse" diye geçirdim aklımdan o anda. Kavgalardan, riyakarlıktan uzak, sadece sevginin hüküm sürdüğü bir dünya olsaydı yaşadığımız dünya.

Sadece sevgililer miydi bu güzel günün keyfini süren? Çocuklar, o geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklar. Kış boyu evlerinde kapalı kalan, oyun oynamayı özleyen çocuklar, bizim çocuklarımız, kendilerini sahildeki yeşilliğin üzerine atmışlar baharın, güneşin tadını doyasıya çıkarıyorlardı. Kimileri top oynuyordu, kimileri ise arkadaşları ile çeşitli oyunlar oynuyorlardı. Oyunların sonunda yorgun düşen çocuklar ise annelerinin yere sermiş olduğu bir kilim üzerinde tatlı bir yorgunlukla uykuya dalmışlardı. Bir de küçük bir bebek dikkatimi çekti o gün. Çok sevimliydi. Dört belki de beş aylıktı zannedersem. İlk kez evinden dışarı çıkarmıştı galiba ailesi onu. Ona değişik gelmişti bu yeni gördükleri çünkü etrafına gülücükler saçıyor, hoşuna giden şeyleri, gördüğü güzelliği anne ve babasına agular diyerek anlatmaya çalışıyordu.

İşte sevgili dostlarım, güzel bir tatil gününde Bakırköy sahilinden mutlu, umutlu ve biraz buruk döndüm evime. Çünkü, bu güzellikleri yaşayamayan insanlar, annelerinin yere seremediği kilimlerde uyuyamayan çocuklar geldi aklıma.

Köprü altlarında sabahlayan, gencecik vücutlarını tiner ve benzeri uyuşturuculara esir eden körpecik vücutlar, soğuk ve uzun kış gecelerinde titreye titreye uyumaya çalışan çocukları düşündüm. Onlar o şekilde aklıma gelince, edindiğim bütün umut ve güzellik kayboldu.

Bu satırlarımı okuduğunuzda sizde onların halini bir düşünün ve o yaşadıkları hayatı gözlerinizin önüne getirmeye çalışın lütfen.

Yalçın Altın
e- posta: yaltin@hotmail.com 


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
63. Sayı önceki yazı 63. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye