| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

03.05.2001 Nesrin Kavak - netyorum.com / Sayı: 69

HAYATTAKİ EN YÜCE MUTLULUK
SEVİLDİĞİMİZE İNANMAKTIR

Hayatta sizi en çok mutlu eden olay nedir? Gerçekten, sevildiğimize inanmak bizi mutlu eder mi? Yoksa sevdiğimiz tarafından sevilmek midir, bizi aslında mutlu eden? Sevmediklerimiz tarafından sevilmek bizi ne derece mutlu eder? Sevmediğimiz tarafından sevilmek, mutlu olmaktan ziyade daha fazla acı vermez mi, bize.

Sevmediğimiz bir kişi, sürekli olarak bizi ne kadar sevdiğini söylese, bizim mutlu olacağımızı düşünerek, sürekli sürprizler yapsa, vakitli vakitsiz arasa, sorsa, yine aynı şekilde mutlu olabilir miyiz? Yoksa sıkılıp, onu kendimizden uzaklaştırmaya mı çalışırız? Yoksa ona acıyarak, durumun ümitsizliğini anlatmaktan kaçınır mıyız? Onun bize sunduğu sonsuz sevgi karşısında, biz ona nasıl davranırız? Her zaman kaçan kovalanır mı? Siz kaçan mı olmak istersiniz, yoksa kovalanan mı?

Aslında bizi en çok mutlu eden, sevdiklerimiz tarafından bizim onlara duyduğumuz sevgi kadar sevilebilmek değil midir? Seviyeli, birbirine karşı saygılı bir beraberlik değil midir, bizi mutlu eden.

Mutluluk nedir? Yüzümüzdeki gülümseme, gözlerimizin içindeki parıltı, içimizdeki coşku, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji değil midir? Bizi mutlu eden, yastığa başımıza koyduğumuzda, bizi düşünen birisinin var olduğunu bilmek midir? Yoksa bizi mutlu eden, yastığa başımıza koyduğumuzda, düşündüğümüz kişinin bizi düşündüğünü bilmek midir? Bu ikisinin aynı ifade olduğunu düşünebilirsiniz ancak, aslında bu iki kavram çok farklı duyguları ifade eder.

Sizi mutlu eden, sevdiğinizi aramak için telefona elinizi uzattığınızda, onun tarafından aranmak değil midir?

Hayatta sevmekten korkar mısınız? Ya da hayatınızda hiç sevmekten korkarak, insanları kırdınız mı? Sevginizi yeterince ifade edebildiniz mi? Gerçekten sevebildiniz mi? O halde sevgi nedir? Bu sorunun yanıtını ben vermeyeceğim, çünkü bu göreceli kavramlardandır ve benim sevgi anlayışımla, sizin ki çok farklı olabilir.

Duygularımızı soyut kelimelerle ifade ettiğimiz için herkesin bu kelimelerden çıkarttığı anlam farklıdır. Belki de, bu kelimeleri gizemli kılan da göreceliğidir. Filozoflar da yüzyıllardan beri bu soyut kelimelerin gizemini çözebilmek için uğraşı vermektedirler.

Hiç düşündünüz mü, sizi çok seven ve aslında sizin hak etmediğiniz bir sevgi seli ile karşılaştığınızı düşünerek, o sevgiyi ret edip, aradan aylar ve hatta yıllar geçtikten sonra geriye dönüp baktığınızda, onu çok üzdüğünüzü düşünerek pişman oldunuz mu? Sevgi acı çekmek ya da acı çektirmek midir? Hayatınızda hiç sevdiğinizi söylemediğiniz için pişman oldunuz mu?

Olaya bir de empati yaparak, karşı taraf için ele alalım. Hayatınızda hiç birini çok ama çok sevdiniz mi? Karşılık beklemeden, onun sizi sevmesini beklemeden, ona sevginizi söylediğiniz için pişmanlık duymadığınız, en azından hayatınızda birkez o insan için ölümü bile göze alarak, sürekli aradığınız, ona sürprizler yaptığınız ve hatta kendinizi aptal yerine koyduğunuzu düşündüğünüz halde, bu durumu umursamadan hal ve tavırlarınıza devam ettiğiniz olduysa hayatınızda gerçek aşkı tatmışsınız demektir.

Gerçek aşk ya da koşulsuz sevgi, yaşanması en zor olan sevgidir. Sevdiğiniz için acı çekersiniz. Belki o sizin en yakın arkadaşınızdır, belki sizden büyüktür, belki de küçük, belki de aynı yaştasınızdır. Belki de kendinizi onun yanında düşünemezsiniz bile, kendinizi değersiz hissedersiniz. Ama bilmezsiniz ki, aslında o da sizi aynı duygularla seviyordur, sizin düşündüklerinizi düşünüyordur. O nedenle hissettiğinizi söyleyin, belki bu risktir ama riskin kazancı da büyüktür.

Sevdiğiniz insanı kazanmak için çok uğraştınız, yoruldunuz, yıkıldınız, her şeyinizden ödün verdiniz, ama o size sevgi göstermedi. Böyle bir durumda yapılabilecek en doğru şey, onu unutmanızdır. Unutmaya çalışmak farklı şeydir, hayatınızdan çıkarmak ise farklı. İlişkilerinizde asla aradaki saygıyı zedeleyici hareketlerde bulunmayın. Aksi halde durumunuz çok daha vahim olabilir. Karşılık alamadığınızda olayın üzerine çok fazla da gitmeyin. Dikkatinizi, ilginizi başka konulara verin. Sevdiğiniz kişiyi hayatınızın merkezine koyduğunuzda, işler daha kötüye gidecektir, emin olun. O kişi hayatınıza girmeden önce yaşamınız nasıl devam ettiyse, ondan sonra da aynı şekilde yolunuza devam edin.

Tüm bunları yapın ama, karşınızdaki kişi tutarsızlıklar yapıyorsa, bir seviyor gibi görünüp, bir uzaklaşıyorsa, ilişkiniz hakkında net cevaplar vermiyorsa ondan yine de uzak durun. Hiçbir şeyi zamana bırakmayın. Zaman belki en iyi ilaçtır, belki de yan etkileri daha fazla zarar verir size.

Asla yeniden sevememekten korkmayın, hiç ummadığınız bir anda gerçekten sizi seven ve en önemlisi sizin de sevebileceğiniz bir insan çıkıverecektir karşınıza ve siz hayatınızda hiç olmadığınız kadar mutlu olabileceksinizdir.

Umudunuzu asla yitirmeyin ve asla sevmekten korkmayın.

Sevgilerle

Nesrin Kavak
e- posta: nkavak@kutpo.com.tr 


Yorum Ekle Yorumları Listele
69. Sayı önceki yazı 69. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye