|
03.05.2001 Nesrin Kavak - netyorum.com / Sayı: 69
HAYATTAKİ EN YÜCE MUTLULUK
SEVİLDİĞİMİZE İNANMAKTIR
Hayatta sizi en çok mutlu eden olay nedir? Gerçekten, sevildiğimize inanmak
bizi mutlu eder mi? Yoksa sevdiğimiz tarafından sevilmek midir, bizi aslında
mutlu eden? Sevmediklerimiz tarafından sevilmek bizi ne derece mutlu eder?
Sevmediğimiz tarafından sevilmek, mutlu olmaktan ziyade daha fazla acı vermez
mi, bize.
Sevmediğimiz bir kişi, sürekli olarak bizi ne kadar sevdiğini söylese, bizim
mutlu olacağımızı düşünerek, sürekli sürprizler yapsa, vakitli vakitsiz arasa,
sorsa, yine aynı şekilde mutlu olabilir miyiz? Yoksa sıkılıp, onu kendimizden
uzaklaştırmaya mı çalışırız? Yoksa ona acıyarak, durumun ümitsizliğini
anlatmaktan kaçınır mıyız? Onun bize sunduğu sonsuz sevgi karşısında, biz ona
nasıl davranırız? Her zaman kaçan kovalanır mı? Siz kaçan mı olmak istersiniz,
yoksa kovalanan mı?
Aslında bizi en çok mutlu eden, sevdiklerimiz tarafından bizim onlara duyduğumuz
sevgi kadar sevilebilmek değil midir? Seviyeli, birbirine karşı saygılı bir
beraberlik değil midir, bizi mutlu eden.
Mutluluk nedir? Yüzümüzdeki gülümseme, gözlerimizin içindeki parıltı, içimizdeki
coşku, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji değil midir? Bizi mutlu eden, yastığa
başımıza koyduğumuzda, bizi düşünen birisinin var olduğunu bilmek midir? Yoksa
bizi mutlu eden, yastığa başımıza koyduğumuzda, düşündüğümüz kişinin bizi
düşündüğünü bilmek midir? Bu ikisinin aynı ifade olduğunu düşünebilirsiniz
ancak, aslında bu iki kavram çok farklı duyguları ifade eder.
Sizi mutlu eden, sevdiğinizi aramak için telefona elinizi uzattığınızda, onun
tarafından aranmak değil midir?
Hayatta sevmekten korkar mısınız? Ya da hayatınızda hiç sevmekten korkarak,
insanları kırdınız mı? Sevginizi yeterince ifade edebildiniz mi? Gerçekten
sevebildiniz mi? O halde sevgi nedir? Bu sorunun yanıtını ben vermeyeceğim,
çünkü bu göreceli kavramlardandır ve benim sevgi anlayışımla, sizin ki çok
farklı olabilir.
Duygularımızı soyut kelimelerle ifade ettiğimiz için herkesin bu kelimelerden
çıkarttığı anlam farklıdır. Belki de, bu kelimeleri gizemli kılan da
göreceliğidir. Filozoflar da yüzyıllardan beri bu soyut kelimelerin gizemini
çözebilmek için uğraşı vermektedirler.
Hiç düşündünüz mü, sizi çok seven ve aslında sizin hak etmediğiniz bir sevgi
seli ile karşılaştığınızı düşünerek, o sevgiyi ret edip, aradan aylar ve hatta
yıllar geçtikten sonra geriye dönüp baktığınızda, onu çok üzdüğünüzü düşünerek
pişman oldunuz mu? Sevgi acı çekmek ya da acı çektirmek midir? Hayatınızda hiç
sevdiğinizi söylemediğiniz için pişman oldunuz mu?
Olaya bir de empati yaparak, karşı taraf için ele alalım. Hayatınızda hiç birini
çok ama çok sevdiniz mi? Karşılık beklemeden, onun sizi sevmesini beklemeden,
ona sevginizi söylediğiniz için pişmanlık duymadığınız, en azından hayatınızda
birkez o insan için ölümü bile göze alarak, sürekli aradığınız, ona sürprizler
yaptığınız ve hatta kendinizi aptal yerine koyduğunuzu düşündüğünüz halde, bu
durumu umursamadan hal ve tavırlarınıza devam ettiğiniz olduysa hayatınızda
gerçek aşkı tatmışsınız demektir.
Gerçek aşk ya da koşulsuz sevgi, yaşanması en zor olan sevgidir. Sevdiğiniz için
acı çekersiniz. Belki o sizin en yakın arkadaşınızdır, belki sizden büyüktür,
belki de küçük, belki de aynı yaştasınızdır. Belki de kendinizi onun yanında
düşünemezsiniz bile, kendinizi değersiz hissedersiniz. Ama bilmezsiniz ki,
aslında o da sizi aynı duygularla seviyordur, sizin düşündüklerinizi
düşünüyordur. O nedenle hissettiğinizi söyleyin, belki bu risktir ama riskin
kazancı da büyüktür.
Sevdiğiniz insanı kazanmak için çok uğraştınız, yoruldunuz, yıkıldınız, her
şeyinizden ödün verdiniz, ama o size sevgi göstermedi. Böyle bir durumda
yapılabilecek en doğru şey, onu unutmanızdır. Unutmaya çalışmak farklı şeydir,
hayatınızdan çıkarmak ise farklı. İlişkilerinizde asla aradaki saygıyı
zedeleyici hareketlerde bulunmayın. Aksi halde durumunuz çok daha vahim
olabilir. Karşılık alamadığınızda olayın üzerine çok fazla da gitmeyin.
Dikkatinizi, ilginizi başka konulara verin. Sevdiğiniz kişiyi hayatınızın
merkezine koyduğunuzda, işler daha kötüye gidecektir, emin olun. O kişi
hayatınıza girmeden önce yaşamınız nasıl devam ettiyse, ondan sonra da aynı
şekilde yolunuza devam edin.
Tüm bunları yapın ama, karşınızdaki kişi tutarsızlıklar yapıyorsa, bir seviyor
gibi görünüp, bir uzaklaşıyorsa, ilişkiniz hakkında net cevaplar vermiyorsa
ondan yine de uzak durun. Hiçbir şeyi zamana bırakmayın. Zaman belki en iyi
ilaçtır, belki de yan etkileri daha fazla zarar verir size.
Asla yeniden sevememekten korkmayın, hiç ummadığınız bir anda gerçekten sizi
seven ve en önemlisi sizin de sevebileceğiniz bir insan çıkıverecektir karşınıza
ve siz hayatınızda hiç olmadığınız kadar mutlu olabileceksinizdir.
Umudunuzu asla yitirmeyin ve asla sevmekten korkmayın.
Sevgilerle
Nesrin Kavak
e- posta:
nkavak@kutpo.com.tr
|