| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

10.05.2001 Prof. Dr. Eyüp İlyasoğlu - netyorum.com / Sayı: 70

ULUSLARARASI TİCARET MÜZAKERELERİNDE
ÖNEMLİ BİR DÖNEMEÇ : 
Tokyo Round

Daha önceki yazılarımızda değindiğimiz gibi, 20. yüzyılın başlangıcındaki uluslararası politik-ekonomik slogan "bütün ülkelerin birlikte refahını sağlayacak tek çarenin, uluslararası ticaretin serbestleşmesi", umulduğundan da iyi sonuçlara götürdü. Bu hedefe ulaşmak için kurulan uluslararası kurumlardan en önemlisi olan GATT ve son yazımızda ele aldığımız (Uluslararası) Çok Taraflı Ticaret Müzakereleri (Multilateral Trade Negotiations) yedincisi olan Kennedy Round ile uluslararası ticaret kesintisiz devam etti.

Kennedy Round sonrasında tarife dışı ticari engellemeler yolu ile karmaşık bir hale gelen uluslararası ticaret sistemi; 1973 yılında başlayan Tokyo Round görüşmelerinde tarife dışı engellerin, ilk kez GATT'ın gündemine gelmesine neden olmuştur.

Uluslararası refahın arttığı 1960 ve 1970'li yıllarda, az gelişmiş ülkelerin de zenginleşmeden pay almak istemeleri yeni üretim ve ticaret alanlarının gelişmesine sahne olmuştur. İşgücünün ucuz ve bol olduğu gelişmekte olan ülkeler, mukayeseli üstünlüklerini kullanarak emek yoğun önce tekstil, daha sonra da hazırgiyim ihracatına yönelmişlerdir. Bunlardan, özellikle kaliteli pamuk üretimi olan ülkeler önemli avantajlar elde etmişlerdir.

Bunun sonucunda gelişmiş ülkelerin tekstil ve hazırgiyim sanayileri süratle gerilemiş ve bölgesel işsizlik oranları hızla yükselmiştir. GATT'ın temel hedefi liberalleşme olmasına rağmen, gelişmiş ülkelerin bu haksız (veya göreceli haklı) durumu, GATT dışı tarife-dışı engeller olarak adlandırılan eylemlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Bu duruma baş eğerek katlanan bazı ülkeler, gönüllü ihracat sınırlamalarına gitmiş; uymayan ülkelere ise kanunsuz sayılabilecek kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, Kennedy Round sırasında GATT'tan ilk sapma (derrogation) olarak adlandırılan MFA (Multi-fibre Agreement-Çok Elyaflılar Anlaşması) imzalanmış ve gelişmiş ülkeler tekstil ve hazır giyim ihracatında, gelişmekte olan ülkelerden (geçici olacağı vurgulanan) önemli tavizler almışlardır.

* * * * * *

MFA ile, ABD ve Avrupa ülkeleri, birçok gelişmekte olan ülkeleri belli bir kota sistemine zorlamış ve ithalata sınırlayıcı bir düzen getirmiştir. Türkiye'nin en büyük ihracatçısı olduğu Avrupa Birliği (o zaman ki adı ile AET-Avrupa Ekonomik Topluluğu) ile arasında bulunan Ankara Anlaşması ve Katma Protokol'ün bu tür kısıtlamalara cevaz vermemesi, sorunu daha da büyütmüştür.

Katma Protokol'un ruhuna aykırı olan bu uygulamaları Türkiye Hükümetleri protesto etmiş ve hiçbir surette konuyu görüşmeye yanaşmamıştır. Ancak, GATT'tan önemli bir ödün verilerek daha önce gerçekleştirilmiş olan Çok-elyaflılar Anlaşması (Multi-fiber Agreement), AET'ye yasal olmasa da uluslararası kabul görmüşlüğü olan bir güç vermiştir.

Bu uygulama, gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin tekstil sanayilerinin Avrupa ve ABD pazarına hakim olmasını engelleyen (daha doğrusu geciktiren) bir fiili durum yaratmıştır. Bu olgudan güç alan AET, Türkiye üzerindeki baskısını sürdürmüş ve uluslararası ilişkilerde çok ender rastlanan bir yöntemle, AET Komisyonu (Topluluğun icra organı) Türk Özel Sektörü ile görüşmelere razı olarak, ilişkilerin devamı sağlanmıştır.

Türkiye, Gümrük Birliği'ne giden yoldan hiçbir zaman taviz vermemiş, aynı zamanda da Türk tekstil sanayinin hızla gelişmesine olanak veren AET üyesi ülkelerin pazarlarına tekstil ve giyim sektörünün kapılarını açık tutmuştur. Bu olayın Gümrük Birliği açısından önemi büyüktür. Gümrük Birliği ile kotaların kural olarak kalkması zorunluluğu, kesilmeyen ticari ilişkiler ile hem güçlü bir tekstil ve giyim sanayinin oluşmasına, hem de Türkiye'nin genel ekonomik yapısına güç veren ciddi ihracat değerleri ile (1994 yılı itibarı ile 6.5 milyar dolar-sanayi ürünleri ihracatının hemen hemen yarısı) katkıda bulunmuştur.

* * * * * *

Uluslararası alanda ise daha başka türlerde GATT'a uyumlu olmayan yeni uygulamalar görülmüştür. Bu kapsamda ithalat lisans uygulamaları, sübvansiyonlar, ticaret ile ilgili teknik engeller ve anti-damping gibi konularda yeni düzenlemeler yapılmıştır.

Bütün bu sistemden taviz verilerek yürütülen görüşmelere rağmen, dünya tarihinin en liberal dönemi yaşanmış; uluslararası ticaret ortalama % 6 büyümüş ve gelişmekte olan ülkeler negatif konumdan, pozitif duruma geçmişlerdir.

Gelecek sayımızda Uruguay Round ile görüşmek üzere.

Prof. Dr. Eyüp İlyasoğlu
TRIO Çözüm Evi Bilişim Hizmetleri A.Ş.
elektronik posta: eyupi@triosh.com


netyorum.com: (Bu metin, yazarın ismi ve kaynak gösterilerek elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanabilir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
70. Sayı önceki yazı 70. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye