| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

24.05.2001 Nesrin Kavak - netyorum.com / Sayı: 72

YOL AYRIMLARI

Kimi zaman içimiz içimize sığmaz olur, enerjimizi nasıl harcayacağımızı bilemez kendimizi dışarı atar, kimi zaman da kendimizi çaresiz hissederiz. Çaresiz hissettiğimiz anlarda, durum değerlendirmesi yapabilmek için yalnız kalmak, kafamızı dinlemek, kabuğumuza çekilmek isteriz. Genellikle, çaresiz hissedilen dönemler, yol ayrımında hissedilen hayatı etkileyecek olan kararları vermeden önceki dönemlerdir. Genellikle bu dönemler son derece zor geçen dönemlerdir. Mutlaka sonunda bilinmeyen bir yolun seçilmesi gereklidir ve o yolda nelerle karşılaşılacağı, yolun nereye götüreceği bilinmediği için karar vermek güçleşir. Siz de eminim ki, kendinizi böyle durumlarda hissetmişsinizdir.

Yol ayrımları, bazen iki, bazen üçtür, bazen de daha fazla. Bu yolları seçmeden önce, varsayımların değerlendirilmesi gereklidir. Öyle bir yol seçilmesi gereklidir ki, geri dönüşü olmadığı için, yolun geri kalan kısmında pişman olunmasın. Bu yollar, ayrımlardan bakıldığında karanlıktır ve hatta ürkütücü. Bazen bir yoldan gitmek için bu karanlığın sonundaki belli belirsiz küçücük bir ışık yeterlidir. Bazen de yol o kadar kısadır ki, sonunu görebilirsiniz. 

Bazen, ne olduğunu bile anlamadan bir rüzgar çıkar sizi aslında hiç istemediğiniz bir yola sürükleyiverir. Bazen bir yola siz istemeye istemeye girebilirsiniz. Bazen de yola bir adım atar sizi çağırmasını ve içine almasını, aydınlanmasını beklersiniz. Fakat o çağrının gelmesini ne kadar beklersiniz? O yoldan umduğunuzu bulamayınca başka yolları mı dener, yoksa size çıkarttığı her türlü güçlüğe rağmen adım attığınız yolda mı ilerlemek istersiniz? Buna cesaret edebilir misiniz?

Bazen de, bir yol size kollarını açar, size vaatlerde bulunur. Siz de o yolda güzellikler ile karşılaşacağınızı ve hayal kırıklıklarına uğramayacağınızı bilirsiniz, ama o yola adım atmak içinizden hiç gelmez.

Bazen de, bir yolda siz ilerlemek istersiniz de, yol sizi kabul etmez. 

Bazen de yazı – tura atarak bir yolu seçmeye karar verirsiniz, işin içinden çıkamadığınız durumlarda. Bu kararsızlık sizi rahatsız eder. Belki de üzerinde hiç düşünmeden bir yolu seçersiniz. Yol ayrımında beklemektense, bir yolu seçmek en iyisidir diye kendi kendinizi teselli edersiniz. 

Aslında sizin istediğiniz, seçtiğiniz yolun size doğru kararı verdiğinizi hissettirmesidir. Bazen yollar da birbirine çok benzer, aslında çok farklıdır. Daha önce bir yolu seçmişsinizdir, fakat o yol sizi gitmek istemediğiniz bir yere götürmüştür. Kalbinizi ucundan tutuşturmuş, sonra da ateşi söndürmeden bırakıp gitmiştir, belki de başka bir yolcu bulmuştur. Siz kendi kendinize yanan kalbinizi söndürmek zorunda kalmış ve hatta bunda başarılı olamamış çok derinlerde bir kıvılcım bırakmışsınızdır. Kalbiniz öyle bir harabeye çevrilmiştir ki, yeniden eski haline getirmek çok zamanınızı almış, yollar ve yol ayrımları konusunda daha da bir dikkatli ve seçici olmaya başlamışsınızdır artık.

Hata yapmamak ve yanlış yola girmemek için yol ayrımında eskisinden çok daha fazla beklemek istersiniz. Aslında bu beklediğiniz süre içerisinde, kendinizi tartarsınız, hangi yola ne kadar dayanabilirim ya da neleri göze alabilirim diye. Fakat zaman akıp gitmektedir ve zamanı asla geri alamazsınız. Yol ayrımı hiç beklemediğiniz bir zamanda karşınıza çıkar, yolların size geçit verdiği süre de çok kısadır. Bazen yolların bir tanesini rastgele seçersiniz, bazen de hiçbirini seçmeden yol ayrımından geri dönersiniz, yollara dönüp bakmadan. Hayatınıza yol ayrımları çıkmadan önceki gibi devam edersiniz. Böylelikle de hiçbir zorluğa katlanmamış olursunuz. Kendinizi işinizle, evinizle, dostlarınızla, beslediğiniz hayvanlarla avutmaya çalışır, gecenizi gündüzünüze katar, kendinizi dinlemeden kalbinizin iyileşmesini beklersiniz. Belki kalbiniz iyileşir, siz onu iyi tedavi edebilirseniz. Ama o hep yanıp tutuşmak ve kor olmak ister, sizin onu yeniden tutuşturmanızı bekler. Ama siz onu iyileştirmek için öyle çok çaba sarfetmişsinizdir ki, yeniden tutuşturmayı göze alamazsınız. Göze aldığınızda ise, artık çok geç kalmışsınızdır, o yanıp tutuşmaktan vaz geçmiştir...

Yol ayrımlarınızın doğru zamanlarda çıkması ve doğru seçimlerin yapılması dileğiyle...

Nesrin Kavak
e- posta: nkavak@kutpo.com.tr 


Yorum Ekle Yorumları Listele
72. Sayı önceki yazı 72. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye