"Öykülerle Sözcükler" 16.08.2001 Nezih Kuleyin - netyorum.com / Sayı: 82
YILIN İLK AYI MART
"Haftanın
İlk Günü Cumartesi" 'yi yazdığım zaman yukarıda attığım başlıkla bir
yazı yazacağımı kesinlikle düşünmemiştim. Ama yılın ilk ayının birçok dilde
halen ilk ay olarak düşünülmeden, ilk ay gibi kullanıldığını öğrendiğimde ne
kadar şaşırdığımı anlatamam.
Her akşam saat 22.30 da Ankara garından kalkan Ankara Ekspresi, sadece yataklı
vagonlar ile bu vagonların tam ortasında yer alan Yemekli Vagondan oluşan bir
katardır. Yaklaşık onbirbuçuk saatlik bir yolculuk sonucunda Haydarpaşa Garına
varırsınız. Ankara Ekspresi'nin yolcuları diğer tren ve otobüs yolcularından
farklıdır. Yemekli Vagona gelenlerden yalnız olanlar, bir şeyler yerken bile ya
bir gazeteye ya da bir kitaba göz ucuyla bakarlar, grup halinde gelenler ise
trenle yemek yiyerek yolculuk etmenin büyüsüne kapılmış gibilerdir.
Ben de zaman, zaman kullanırım Ankara Ekspresini. Eğer okuyacak bir şeylerim
birikmişse ve tıkır tıkır ses çıkaran rayların dinginliğinde, kırmızı şarap
içerek okuyup, düşünmek istiyorsam o zaman atarım kendimi trene, ver elini
İstanbul.
Böyle bir gündü, Mart'ın, yılın ilk ayı olduğunu öğrendiğim gün. Kitabımı
açmış şarabımdan bir yudum almış okuduğum paragraf üzerinde düşünceye dalmıştım
ki vagonun en ucundan gülümseyen sakallarıyla birisinin bana doğru kollarını
açarak koştuğunu gördüm.
- Nezih
- Halil
Yaşlanmış gibi gözüken sakallı adam üniversite yılarından arkadaşım olan
Halil'di. Biz onunla aynı bölümde değildik. O Fransız Dili ve Edebiyatında
okuyordu ama hazırlık okuduğumuz dönem boyunca aynı koridoru paylaşmıştık.
İnanılmaz tat da bir sohbetin içine düşmüştük. Eskilerin muhabbet dedikleri bu
olsa gerekti. Sözcükler kayalardan dökülür gibi akıyor, ne olduğunu anlamadan
şarap şişesinin birini bitirip ötekini açıyorduk. İlerleyen bir saatte Halil
ciddi bir biçimde gözlerime bakarak "ben seni İnternet'ten izliyorum zaten,
yazılarına da bayılıyorum ama sana bilmediğini sandığım bir şey söyleyeceğim
şimdi. Sıkı dur, bizim de bildiğimiz bazı şeyler var herhalde, o da şu: yılın
ilk ayı Mart" dedikten sonra ciddi bir ifadeyle şunları söyledi.
- Biliyorsun Fransızca "sept" yedi demektir. Dolayısı ile septembre yedinci ay
demek. Neden dokuzuncu ay olan eylülün adı yedinci ay hiç düşündün mü?
- Oct'da latince sekiz demek.
- Kafan çalışmaya başladı yani sekizinci ay octobre, novembre dokuzuncu ay,
decembre'da onuncu ay demektir Latince. Çünkü ilk bilimsel takvimde yılbaşı
şimdiki 21 Mart'a rastlayan gündür, gece ile gündüzün ilk eşit olduğu gün yani.
Bu Selçuklu'larda da böyleydi, Romalı'larda da. Dolayısıyla Mart ayı birinci ay
olunca bizim dokuzuncu ayın adı da yedinci ay oluyordu bir sürü dilde.
- Öğrenmenin yeri zamanı yoktur derler ya bu o olsa gerek.
- Bak şimdi bunu yazabilirsin ama bir şartla eğer benden duyduğunu yazmazsan
o zaman bende yazarlığa başlar sana rakip olurum.
- Sen merak etme, yeni rakip üretme stratejim yok.
Bir sözcüğümüzün öyküsü de böyle işte.
Nezih Kuleyin
e-posta:
nezih@semor.com.tr
netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel
yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine
tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya
link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)
|