| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

25.10.2001 Cengiz Özder - netyorum.com / Sayı: 89

KAVGA KÜLTÜRÜNDE

İnsanoğlu sosyal bir yaratık. Hep beraber, arılar ve karıncalar gibi iç içe yaşam sürdürüyoruz.

Toplum olarak, şehirlerde üstü üste her sınıftan, her kültür seviyesinden insanlar, aynı semtte, aynı apartmanda karışık bir şekilde yaşıyoruz. Zenginle fakir, aydınla cahil, gelenekçi dindar ile marjinal vs. değişik kesimlerden insanlar hep birlikte, aynı potada kaynıyorlar.

Halbuki, Avrupa’da durum böyle değildir. Toplumun değişik kesimlerinden insanlar kendileri gibi insanların bulunduğu semtlerde yaşarlar. Karışık yaşamadıklarından, çelişkiler daha azdır.

Bizde ise değişik kesim insanları aynı muhitte bir arada yaşadığında, bazı uyumsuzluklar kaçınılmaz olarak ortaya çıkabiliyor. Farklı yapıdaki insanlar birbirleri ile olan ilişkilerinde güçlükler yaşıyorlar.

Çoğunluk her zaman kendisi gibi olmayanı yadırgar. Farklılıkları kolayca kabullenmek mümkün değildir. İnsanoğlunun kafasında kemikleşmiş bazı şablonlar vardır ve bu kalıpların dışındaki yapılar kolaylıkla kabul görmez. Bu zaten doğanın kuralı değil midir?

Bir tavuk çiftliği düşününüz; eğer yüzlerce tavuğun içerisine bir tane ördek bırakırsanız, tavuklar ördeği yadırgayıp tüylerini yolacaklardır.

İnsanların farklı olacaklarını zannetmeyin! Çoğunluk içgüdüleri ile davranma alışkanlığındadır.

Aslında yukarıda anlattığım olgu içinde; çekişmelerin olması doğal.

Ama benim anlayamadığım; aynı türden, kültürel ve ekonomik seviyeden insanların arasındaki kıyasıya çekişme!!!

Şahit olduğum bunca geçimsizliğe ve kavgaya bir türlü anlam veremiyorum!

Bakıyorum herkes sanki kavgaya hazır gibi.

Trafikte; kimsenin hakkına saygı göstermeme alışkanlığındaki bir sürücü, bir başkası kendisine yol vermediğinde, sanki canına kastetmişler gibi kendini kaybedip kavgaya tutuşuyor!

Bir kısım futbol fanatiği maçlara sadece kavga dövüş etmek için gidiyor gibi.

İşyerlerinde; çalışan bazı insanlar, diğer iş arkadaşlarını çekiştirip, nasıl da kuyusunu kazıyorlar. Yönetim kademesi, nasıl da kendilerine rakip gördüklerine kötü davranırken hiç beklenmedik şekilde çiğ olabiliyorlar.

Birbirinin yüzüne karşı maske takmayı beceren akrabalar, arkadan birbirlerini kötülüyorlar.

Sistem karşısında ezilmiş babalar, hıncını ev halkından çıkarıyor. (Özellikle kız çocuklarından sevgi alabildiğince esirgeniyor.)

Oyun ortamında çocuklar görüyorum; fizikçe kendinden küçük olanlara kötü davranan!

Yetişkin insanlar görüyorum; diğerlerinin arkasından dişlerini sıkarak onun duyamayacağı şekilde küfür eden.

Ticarette yerine getirilmeyen sözlerin niteliği arttıkça, kavgaların sayısı da artıyor.

Mahkemelerdeki dava sayısına bir bakın. İnsanların birbirinden şikayeti nedeni ile açılmış olan davaların sayısı hiçbir ülkede bu kadar yüksek değildir diyor, hukukçular!

Acaba geçimsizlik bizim toplumumuza özgü bir olay mı?

Bugünlerde televizyonlarda "Biri Bizi Gözetliyor" isimli bir program çok seyirci topluyor. Bu programda bazı yarışmacıların birbirlerine nasıl kaba ve kötü davrandıklarını fark ettiniz mi? İşin diğer bir şaşırtıcı tarafı, seyircinin neredeyse bu kavgayı zevkle seyretmesi ve oylama sırasında neredeyse verdiği puanlarla kavgacıyı ödüllendirmesi!

İnanılır gibi değil. Demek ki, artık çoğunluk kavga seyretmeyi seviyor. Bu yarışma türünde, yabancı kanallarda benzer örneklerine bakıyorum da, insanlar birbirleri ile nasıl uyumlu. Kavga, çekişme yok.

Acaba Doğu coğrafyalarına doğru gittikçe, sevgisizlik artıyor mu? Televizyonlarda kavga seyretme merakımızın nedeni, acaba hepimizin kavgacı olması değil midir?

Tereyağ niye kolay bozulur? Soyu ayrandır da ondan!

Acaba, artık biraz kendimize gelmenin zamanı gelmedi mi dersiniz?

Son bir şey daha eklemeliyim:

Zaten, aslında ’’Onun özünde iyilik var’’ da; bütün kabahat onu böyle depresif yapan ekonomik krizde!!!

Sağlıcakla kalın.

Cengiz Özder
e-posta: cozder@yahoo.com 
 


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
89. Sayı önceki yazı 89. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye