|
13.12.2001 Ebru Türkol - netyorum.com / Sayı: 96
SEVGİNİN GÜCÜ
Mavisi yeşiline karışmış, uzun uzun ağaçların gölgelerini cömertçe sunduğu,
türlü türlü böceklerin, çiçeklerin yaşadığı, insanoğlunun pek az uğradığı
ormanlardan birinde güzel bir göl vardı. Suyu berrak mı berrak, serin mi
serin... Gölün kıyısında hayat bulmuş boynu bükük papatya, yanıbaşında , o eşsiz
büyülü suyun içinde açmış olan, en az kendi kadar yalnız görünen nilüfer
çiçeğine sevdalanmıştı. Onun görkemli görüntüsünü, saf, masum, asaletli halini
hayranlıkla seyrediyordu her gün.
Nilüfer çiçeği de kayıtsız değildi sevgili papatyasına karşın. Birbirlerine
sevgiyle bakıyorlar, şarkılar söylüyorlardı birlikte. Yalnızlıklarını
unutuyorlardı şu koskoca orman içinde...
Tanrım, diyordu papatya içinden kimi kez. Bu güzelliğin yanında benim yerim
nedir ki? O suyun içinde yaşar bense toprakta... Elimi uzatsam tutamam bile
onu... Oysa öylesine istiyorum ki onun yanında olmayı...
- Ey güzel çiçeğim, ey benim nilüferim seviyorum seni... Lakin öylesine
çaresizim ki.. Sana nasıl ulaşacağımı bile bilmiyorum... Evet, orada olduğunu
bilmek, sesini duymak, güzelliğini görmek bile yetiyor bana. Ama istiyorum ki
elini tutayım, güzelliğine dokunayım... Gel gör ki ben bir papatyayım,sen ise
bir nilüfer... Ayrı dünyalarda yaşayan iki ayrı çiçek...
Nilüfer karşılıksız bırakmadı papatyanın sözlerini:
- Papatyaların en tatlısı, kemandan çıkan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran
teller ayrıdır. Sen başkasın, ben başkayım, sen ordasın, ben buradayım diye
yerinme. Gönül sesine kulak ver yalnız... Bir şeyi istiyorsan yürekten
iste....Sevgi, aşk ne büründüğün kıyafeti, ne makamı, ne mesafeleri ne de başka
bir şeyi dinler... Onun fermanı okunmaya başladı mı her şey susar. Her şey
çaresiz kalır... Sevgi söz konusu olduğunda kişi kendi dışındaki güçlerin
insafına kalmaz. Çünkü kendisi de güçlü bir varlık haline gelir. Ruhunun
derinliklerinden gelen bu ezgi güçlenmeye başlandıkça kayıtsız kalamaz buna tüm
evren... Sen ki benim güzelliğime aşkınla güzellik katmakta, yalnızlığımı örtbas
etmektesin. Benim ve kendinin varolduğumu ispatlamaktasın dünyaya.
Şimdi kapat gözlerini sımsıkı... Sıyrıl tüm düşüncelerinden...Yalnızca ama
yalnızca beni düşle... Yanımda olduğunu, gölün sularında elimi tuttuğunu hayal
et... İste beni... Göreceksin ki sevginin aşamayacağı engel yoktur!
Papatya nilüferin dediğini yaptı. Yalnızca ama yalnızca onun hayalini doldurdu
tüm benliğine. Kendini güzeller güzeli çiçeğinin yanında farzetti. İstedi...
İstedi...
- Aç gözlerini!, dedi nilüfer.
Paptya şaşkınlık içindeydi gözlerini açtığında. Sevgili çiçeğinin yanında, gölün
suları içinde bir nilüfer çiçeğiydi artık o da...
Sevmek... İstemek... Hayal etmek... İnanmak...
Olmayacak şey yoktur! Eğer ki bu duygulara sahipseniz...
Sevgi ve Saygılarımla,
Ebru Türkol
e- posta:
barutt@turk.net
netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel
yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine
tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya
link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)
|